Maden-İş’ten ithal kömür uyarısı: Yerli üretim daralıyor

Türkiye’de enerji politikaları ve yerli üretim tartışmaları sürerken, Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Maden-İş) ithal kömür uygulamalarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yayımladı. Sendika, artan ithalatın yalnızca ekonomik dengeleri değil, yer altındaki çalışma koşullarını ve iş güvenliğini de doğrudan etkilediğini belirterek kamuoyuna ve yetkililere “ihbar niteliğinde” bir çağrıda bulundu.

Yapılan değerlendirmede, ithal kömür politikalarının yerli üretimi daralttığı, bazı maden işletmelerini finansal darboğaza sürüklediği ve bunun zincirleme şekilde iş güvencesini zayıflattığı ifade edildi. Sendikaya göre, ekonomik baskı altında çalışan madencilerde artan stres, dikkat dağınıklığı ve psikolojik yıpranma iş kazası riskini büyütebilir.

MADENCİLİKTE EN KRİTİK UNSUR: TAM ODAKLANMA

Maden-İş, madenciliğin doğası gereği yüksek risk barındıran bir sektör olduğuna dikkat çekti. Yerin yüzlerce metre altında sürdürülen üretimde en küçük dikkatsizliğin dahi geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

“Madencilikte hata payı yoktur; yüzde yüz dikkat ve zihinsel berraklık gerektirir.”

Açıklamada, işçinin aklının geçim kaygısıyla, geleceğe ilişkin belirsizlikle meşgul olmasının, güvenli çalışma ortamını doğrudan etkilediği belirtildi. İş güvencesine dair soru işaretlerinin artmasının, konsantrasyon kaybına ve refleks zayıflamasına yol açabileceği ifade edildi.

İTHAL KÖMÜRÜN SAHAYA YANSIMASI

Sendika, özellikle son dönemde ithal kömürün payındaki artışın yerli üreticileri zorladığını aktardı. Üretim hacimlerinin gerilediği, bazı maden ocaklarının kapanma riskiyle karşı karşıya kaldığı ve vardiya sayılarında düşüş yaşandığı belirtildi.

Sahadan gelen bilgilere göre bazı firmalar ciddi finansal sıkıntılarla mücadele ediyor. Kömür satışında tahsilat sorunları yaşandığı, mali yükün arttığı ve bu durumun hem işletmeleri hem de çalışanları etkilediği ifade edildi. Özellikle Soma bölgesindeki üreticilerin ekonomik daralmayı daha yoğun hissettiği kaydedildi.

“Ekonomik belirsizlik, yer altındaki güvenliği dolaylı değil doğrudan etkileyen bir faktöre dönüşmüştür.”

Toplu sözleşme süreçlerinde işverenlerin düşük artış ya da zam yapılmaması yönünde taleplerle masaya oturduğu, bunun da çalışanlar üzerinde ek baskı oluşturduğu belirtildi.

STRES VE İŞ GÜVENLİĞİ İLİŞKİSİNE BİLİMSEL VURGU

Açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılan akademik çalışmalara da atıf yapıldı. Yoğun stresin bilişsel performansı düşürdüğü, dikkat süresini kısalttığı ve karar alma mekanizmalarını olumsuz etkilediği hatırlatıldı.

Sendika, madencilikte teknik önlemlerin yanı sıra psikolojik iyilik halinin de kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.

“Stres, madendeki en tehlikeli gazdan daha zehirlidir; görünmez ama etkisi yıkıcıdır.”

Bu nedenle yalnızca ekipman, sensör ve teknik altyapının değil, çalışanların ruhsal durumunun da güvenlik politikasının bir parçası olması gerektiği ifade edildi.

SOMA VURGUSU VE “İHBAR” ÇAĞRISI

Maden-İş, Türkiye’nin geçmişte ağır bedeller ödediğini hatırlatarak benzer acıların tekrar yaşanmaması için önleyici adımlar atılması gerektiğini bildirdi. Kazaların azalmış olmasının riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediği kaydedildi.

Açıklamada, yapılan uyarının felaket senaryosu üretmek amacı taşımadığı, olası risklere karşı erken önlem alınmasını hedeflediği belirtildi. Sendika, hem Soma’da hem de diğer üretim bölgelerinde benzer baskıların hissedildiğini dile getirdi.

ENERJİ POLİTİKALARINDA İNSAN HAYATI ÖNCELİĞİ

Sendika, enerji politikalarının yalnızca maliyet hesabıyla değil, insan hayatı merkezli bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiğini savundu. Yerli üretimi zayıflatan, çalışanı belirsizliğe iten ve sektörde daralmaya yol açan uygulamaların dolaylı biçimde iş kazası riskini artırabileceği ifade edildi.

Yetkililere çağrıda bulunan Maden-İş, üretim planlaması, istihdam güvencesi ve iş sağlığı uygulamalarının bütüncül şekilde ele alınmasını istedi. Somut adımlar atılıncaya kadar konunun gündemde tutulacağı bildirildi.

Açıklama, “Madencinin canı, hiçbir ekonomik tercih karşısında ikinci planda değerlendirilemez” mesajıyla sona erdi.