Mehmet Fatih Kacır’dan jeopolitik uyarı: “Bu coğrafyada ayakta kalmak için güç şart”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, küresel ölçekte giderek artan çatışmalar ve jeopolitik gerilimlere dikkat çekerek Türkiye’nin bulunduğu bölgede güçlü ve dirençli bir ülke olmak zorunda olduğunu söyledi. İstanbul’da Asrın İşinsanları Derneği (ASRİAD) tarafından düzenlenen iftar programında konuşan Kacır, Türkiye’nin zor bir coğrafyada istikrarını korumayı başaran nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti.

Bakan Kacır, Türkiye’nin çevresinde yaşanan savaşlara ve krizlere rağmen hem diplomasi hem de ekonomik kalkınma alanında kararlı bir yol izlediğini belirterek, ülkenin bölgesel barış için önemli bir aktör haline geldiğini dile getirdi.

ATEŞ ÇEMBERİNDE İSTİKRAR ADASI

Konuşmasında Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik ortamın zorluklarına değinen Kacır, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çatışmaların uluslararası sistemin etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu söyledi.

Kacır, kuzeyde uzun süredir devam eden Rusya-Ukrayna savaşının milyonlarca insanın hayatını etkilediğini hatırlatarak, bölgede büyük bir insani trajedinin yaşandığını ifade etti. Aynı şekilde Gazze’de yaşanan saldırılar ve sivil kayıpların da dünya kamuoyunun gözleri önünde gerçekleştiğini vurguladı.

“Türkiye, çevresi adeta bir ateş çemberine dönüşmüş bir coğrafyada istikrarını korumaya çalışan bir ülke konumundadır.”

Bakan Kacır ayrıca doğu sınırında yaşanan gelişmelere de değinerek, İran’a yönelik saldırıların uluslararası hukuk açısından ciddi tartışmalar doğurduğunu belirtti.

ULUSLARARASI SİSTEME ELEŞTİRİ

Kacır, yaşanan gelişmelerin uluslararası kurumların etkinliği konusunda ciddi bir sorgulama yarattığını ifade etti. Birleşmiş Milletler, uluslararası mahkemeler ve insan hakları mekanizmalarının masum sivilleri koruma konusunda yetersiz kaldığını söyledi.

Savaşların yalnızca askeri hedefleri değil sivilleri de doğrudan etkilediğini belirten Kacır, özellikle çocukların hayatını kaybettiği saldırıların insanlık vicdanını yaraladığını dile getirdi.

“Bugün dünyada güç dengesi hukukun önüne geçmiş durumda ve uluslararası kurumlar masumların hakkını korumakta ciddi bir sınav veriyor.”

TÜRKİYE’NİN GÜÇLÜ OLMA MECBURİYETİ

Bakan Kacır’a göre Türkiye’nin bulunduğu bölgede ayakta kalabilmesi için askeri, ekonomik ve teknolojik anlamda güçlü olması hayati önem taşıyor.

Türkiye’nin yalnızca kendi vatandaşları için değil, dünyanın farklı bölgelerinde umut arayan insanlar için de önemli bir ülke olduğunu belirten Kacır, Anadolu’nun tarih boyunca mazlumlara kapı açan bir merkez olduğunu vurguladı.

“Türkiye sadece kendi geleceği için değil, dünyanın dört bir yanında umut bekleyen insanlar için de güçlü olmak zorundadır.”

MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİ VE SAVUNMA SANAYİİ

Konuşmasında savunma sanayisindeki gelişmelere de değinen Kacır, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin son yıllarda ileri teknoloji kabiliyetleri sayesinde dünyanın en güçlü orduları arasında yer aldığını söyledi.

Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında Türkiye’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltan birçok projeyi hayata geçirdiğini ifade eden Kacır, kara, deniz, hava ve uzay alanlarında yerli ve milli sistemlerin geliştirildiğini dile getirdi.

Bu gelişmelerin yalnızca güvenlik alanında değil, teknoloji üretimi ve sanayi kapasitesi açısından da önemli kazanımlar sağladığını belirtti.

TÜRKİYE’NİN ÜRETİM VE İHRACAT GÜCÜ

Kacır, Türkiye’nin küresel üretim ve ihracat kapasitesi açısından önemli bir konuma yükseldiğini belirterek, rekabetçi üretim ve geniş ihracat ağı sayesinde Türkiye’nin bölgesel bir üretim merkezi haline geldiğini söyledi.

Ürün çeşitliliği ve ihracat yapılan pazar sayısı açısından Türkiye’nin geniş bir ekonomik coğrafyada güçlü bir konum elde ettiğini dile getiren Kacır, özellikle sanayi üretiminde katma değerin arttığını ifade etti.

Türkiye’nin yalnızca daha fazla üretmeye değil, aynı zamanda daha yüksek teknolojiye dayalı ürünler geliştirmeye odaklandığını belirten Kacır, bu dönüşümün ekonomik büyüme açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.

AR-GE EKOSİSTEMİNDE BÜYÜK SIÇRAMA

Türkiye’nin araştırma geliştirme alanında son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşadığını vurgulayan Kacır, teknopark sayısı ve AR-GE yatırımlarında önemli artışlar kaydedildiğini açıkladı.

2002 yılında Türkiye’de yalnızca 2 teknopark ve 56 AR-GE şirketi bulunduğunu hatırlatan Kacır, bugün bu sayının 114 teknopark ve 12 bin 500’den fazla teknoloji şirketine ulaştığını söyledi.

Araştırmacı sayısının da büyük ölçüde arttığını ifade eden Kacır, AR-GE harcamalarının yıllık bazda yaklaşık 20 milyar dolara yükseldiğini ve bunun önemli bölümünün özel sektör tarafından gerçekleştirildiğini belirtti.

Bu gelişmelerin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimi ve ihracatındaki payını artırarak küresel rekabet gücünü güçlendirdiğini sözlerine ekledi.