Merkez Bankaları neden itibarsızlık yaşıyor? Emre Alkin’den dikkat çeken sözler
Prof. Dr. Emre Alkin, EKOTÜRK TV yayınında yaptığı değerlendirmede, hem küresel merkez bankacılığı anlayışını hem de Türkiye’de uygulanan para politikalarını eleştirel bir çerçevede ele aldı. Haftaya hızlı bir başlangıç yaptıklarını vurgulayan Alkin, tartışmanın merkezine ABD Merkez Bankası (Fed) içindeki isimleri ve bu isimlerin görüşlerinin Türkiye’de nasıl yankı bulduğunu taşıdı.
Özellikle Fed başkanlığı için adı öne çıkan Kevin Warsh’ın geçmişten bugüne uzanan söylemlerinin, merkez bankalarının itibar krizine dair önemli ipuçları verdiğini belirten Alkin, bu açıklamaların kendisinde ciddi bir zihinsel muhasebe başlattığını ifade etti.
GÜNÜN YORUMU
⏳Prof. Dr. @emrealkin1969 her gün 5 dakikada gündemi yorumluyor. pic.twitter.com/rUhJUCvU3z
— EKOTÜRK (@Ekoturktv) February 9, 2026
“TEKNİK HATA DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH”
Alkin’e göre, bugün merkez bankalarının yaşadığı güven kaybı yalnızca siyasi baskılarla açıklanamaz. Asıl sorun, bizzat merkez bankalarının seçtiği politika patikalarının kendi itibarlarını aşındırmasıdır. Warsh’ın Fed’e yönelttiği “enflasyon bir tercihtir” eleştirisinin, Türkiye açısından çok daha güçlü bir karşılığı olduğunu savundu.
Son iki buçuk yıldır Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın izlediği politikalara dikkat çeken Alkin, bu sürecin basit bir acemilik ya da teknik yetersizlik olarak okunamayacağını söyledi. Klasik merkez bankacılığı pratiğinde, enflasyonla mücadelede sert ve kararlı adımların, gerektiğinde siyasi bedel ödemeyi de içerdiğini hatırlattı.
KLASİK MERKEZ BANKACILIĞINDAN SAPMA
Geleneksel yaklaşımda faiz artışlarının zamanında yapılması, para arzının kontrol altına alınması ve beklentilerin net şekilde yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Alkin, “Merkez bankacılığı ‘idare edelim, kimseyi kızdırmayalım’ alanı değildir” dedi.
Merkez bankalarının geniş veri setlerine ve güçlü tarihsel deneyimlere sahip olduğunu hatırlatan Alkin, bu nedenle yaşanan sonuçların “bilinmiyordu” gerekçesiyle açıklanamayacağını belirtti. Ortaya çıkan tablo, plansızlık değil; bilinçli bir yön tercihidir.
FAİZ, MALİYE POLİTİKASI VE KURUMSAL ROL
Alkin’in değerlendirmesinde en dikkat çekici başlıklardan biri, para ve maliye politikalarının iç içe geçmesi oldu. Merkez Bankası’nın faizleri uzun süre yavaş artırdığını, buna karşın maliye politikasının yükünü de fiilen üstlendiğini söyleyen Alkin, kamu borçlanmasının dolaylı biçimde ucuzlatıldığını dile getirdi.
Bu süreçte harcama iştahının bilinçli olarak teşvik edildiğini savunan Alkin, bunun bir politika kazası değil, kurumsal rolün bilinçli şekilde yeniden tanımlanması anlamına geldiğini söyledi.
“BATIK MALİYET” VE SÜREN PROGRAM
Ekonomi yönetiminde programın mimarı olarak anılan Mehmet Şimşek’in konumuna da değinen Alkin, ekonomi bürokrasisinde “bu kadar bekledik, bu kadar bedel ödedik, şimdi vazgeçemeyiz” yaklaşımının hâkim olduğunu belirtti. Bu durumun klasik bir “batık maliyet yanılgısı” yarattığını ifade etti.
Oysa iktisatta temel kural nettir: Zararın neresinden dönülürse kârdır. Buna rağmen vatandaşın, iş dünyasının ve hatta bürokrasinin önemli bir kısmının yanlış bulduğu programın devam ettiğini söyledi.
ABD’YE YAKINLAŞAN SİYASET, KAZANAN YATIRIMCI
Alkin, Türkiye’nin ekonomi politikası yaklaşımının giderek ABD’deki siyasi iklimle benzeştiğini savunarak, bu süreçten özellikle döviz ve portföy yatırımcılarının kazançlı çıktığını belirtti. Son iki buçuk yılda dolar bazında ciddi getiri sağlayan yatırımcıların, mevcut yapı devam ettiği sürece kazanmaya devam edeceğini dile getirdi.
SORUMLULUĞU ASKIYA ALINAN PARA POLİTİKASI
Enflasyonun nedeninin para politikasından koparıldığı anda, merkez bankalarının fiili sorumluluğunun da askıya alındığını vurgulayan Alkin, “Bu tabloyu yalnızca siyasi baskı altında kalma hikâyesiyle açıklamak gerçeği örtmek olur” dedi.
Warsh’ın Fed için yaptığı eleştirinin, Türkiye’deki uygulamalar için çok daha geçerli olduğunu belirten Alkin, merkez bankalarının davranış biçimlerinin artık itibarlarını zorladığını söyledi.
Programın bundan sonra nasıl evrileceğini merak ettiğini belirten Alkin, değerlendirmesini “Gelişmeleri ilgiyle izlemeye devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.
