Morgan Stanley’den çarpıcı analiz: ABD ekonomisinde ayrışma derinleşiyor

Küresel finans devi Morgan Stanley, 2026 yılına ilişkin ABD ekonomisi ve sanayi sektörüne dair dikkat çekici bir analiz yayımladı. Rapora göre ABD’de ekonomik toparlanma tek parça halinde değil, belirgin biçimde ikiye ayrılmış bir görünüm sergiliyor. Özellikle sabit yatırımlara bağlı sektörlerin öncü rol üstleneceği bu süreçte, üretim tarafındaki iyileşmenin daha yavaş ilerlemesi bekleniyor. Tüketici odaklı şirketler ise bu ayrışmanın en zayıf halkası olarak öne çıkıyor.
YENİDEN YERLEŞİM SANAYİYİ ÖNE ÇIKARIYOR
Morgan Stanley analistleri, ABD’de hız kazanan “yeniden yerleşim” (reshoring) sürecinin sanayi şirketlerine ciddi avantaj sağladığını vurguluyor. Artan enerji maliyetleri, yüksek faiz ortamı ve jeopolitik riskler, üretimin ABD’ye kaymasını hızlandıran temel faktörler arasında gösteriliyor. İran merkezli gerilimlerin bu süreci daha da keskinleştirdiği ifade ediliyor.
ABD’de üretim maliyetleri artarken, küresel tedarik zincirlerinin kırılgan hale gelmesi şirketleri yerel üretime yönlendiriyor.
TÜKETİCİ HARCAMALARI BASKI ALTINDA
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise tüketici tarafındaki zayıflık. Yükselen faiz oranları ve enerji fiyatları, hane halkının harcanabilir gelirini aşağı çekiyor. Bu durum tüketim odaklı şirketlerin performansını olumsuz etkilerken, yatırım mallarına yönelik talep güçlü kalmayı sürdürüyor.
Yüksek maliyet ortamı tüketim talebini zayıflatırken, yatırım harcamaları ekonominin ana taşıyıcısı haline geliyor.
İTHALAT VERİLERİ TARİHSEL KALIPLARI BOZUYOR
Morgan Stanley verilerine göre 2026’nın ilk aylarında ABD sermaye malları ithalatı yıllık bazda yaklaşık yüzde 30 büyümeyi korudu. Buna karşın tüketim malları ithalatı keskin bir düşüş sergileyerek yıllık yüzde 30 geriledi. Bu tablo, geçmiş dönemlere kıyasla önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
2022-2024 ortalamasına kıyasla sermaye malları ithalatındaki yüzde 35’lik artış, ABD’de yeniden sanayileşme sürecinin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, Morgan Stanley’in uzun süredir dile getirdiği 10 trilyon dolarlık “ABD’ye geri dönüş” tezini de destekliyor.
ABD’de sermaye mallarına yönelik güçlü talep, sanayi yatırımlarının hız kesmeden devam ettiğini ortaya koyuyor.
KAZANANLAR DEĞİŞİYOR: ÜRETEN DEĞİL KURAN KAZANIYOR
Analize göre yeniden yerleşim sürecinde kazananlar yalnızca ürün üreten şirketler olmayacak. Asıl kazanç, üretim tesislerini kuran, altyapıyı sağlayan ve teknik hizmet sunan şirketlere yazılacak. Bu nedenle sanayi ekipmanları, otomasyon ve altyapı sağlayıcıları ön plana çıkıyor.
Morgan Stanley ayrıca 2025’in ilk yarısında yaşanan “öne çekilmiş talep” etkisinin ikinci yarıda yerini normalleşmeye bıraktığını belirtiyor. Stokların eritilmesiyle birlikte ABD envanter seviyeleri dengelenirken, ithalat verileri de seçim öncesi döneme benzer bir patikaya geri döndü.
ÇİN İHRACATI ZAYIFLARKEN ABD GÜÇLENİYOR
Küresel ticaret cephesinde ise Çin tarafında zayıflama dikkat çekiyor. 2026’nın ilk çeyreğinde Çin ihracatının baskı altında kaldığı, Ay Yeni Yılı sonrasındaki 25 günlük dönemde geçen yıla göre yüzde 2 daha düşük gerçekleştiği ifade ediliyor. Bu düşüş, ABD ithalatındaki artışa rağmen yaşanması nedeniyle ayrıca önem taşıyor.
ÖNE ÇIKAN VE RİSK ALTINDAKİ HİSSELER
Morgan Stanley, yeniden yerleşim ve yatırım odaklı büyüme temasından en fazla fayda sağlayabilecek şirketleri de sıraladı. Rockwell Automation, Parker-Hannifin, W.W. Grainger, Johnson Controls, Hubbell, Vertiv, AMETEK, Trane Technologies, Eaton, Regal Rexnord ve Gates Industrial öne çıkan hisseler arasında yer aldı.
Buna karşılık Carrier Global, Lennox International, Emerson Electric, Ingersoll Rand, Allegion, Otis Worldwide, Stanley Black & Decker ve 3M gibi şirketler için daha temkinli bir görünüm paylaşıldı.


