OECD açıkladı: Türkiye’de vergi gelirleri son dört yılın zirvesinde

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayımladığı güncel veriler, Türkiye’nin vergi performansında son yılların en dikkat çekici seviyesine ulaşıldığını gösterdi. 2024 yılı itibarıyla vergi gelirlerinin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı yüzde 24’e yükseldi. Böylece son dört yılın en yüksek oranı kaydedilmiş oldu. 2015 yılında görülen yüzde 25’lik seviyenin ardından en güçlü oran olarak kayıtlara geçen bu tablo, vergi yapısına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

2024 yılında vergi gelirlerinin milli gelir içindeki payı yüzde 24’e çıkarak son dört yılın zirvesine ulaştı. Ancak bu oran, OECD ülkeleri ortalamasının hâlâ gerisinde bulunuyor. Bu durum, Türkiye’nin vergi toplama kapasitesi ile vergi kompozisyonu arasındaki farkın daha yakından incelenmesini gerekli kılıyor.

VERGİ GELİRLERİNİN DAĞILIMINDA YENİ DENGELER

Toplam vergi gelirleri kalem bazında incelendiğinde, mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerin ağırlığı dikkat çekiyor. Tüketim üzerinden tahsil edilen vergiler, bütçe gelirlerinin temel dayanaklarından biri olmayı sürdürüyor. Bunun ardından sosyal güvenlik primleri ile gelir ve kâr üzerinden alınan vergiler geliyor.

Özellikle kurum kazançları üzerinden tahsil edilen vergilerde belirgin bir değişim yaşandı. 2022 yılında toplam vergi gelirleri içinde yüzde 16,1 ile zirve yapan kurumlar vergisi payı, 2024’te sert bir düşüşle yüzde 8,6’ya geriledi. Bu gerileme, şirket kârlılığı, vergi politikaları ve ekonomik konjonktür açısından önemli sinyaller veriyor.

Gelir ve kâr üzerinden alınan vergilerin toplam içindeki payı ise 2024’te yüzde 23,3 olarak ölçüldü. Bu oran, doğrudan vergilerin sistem içindeki yerini koruduğunu ancak tüketim vergilerinin hâlâ baskın olduğunu ortaya koyuyor.

DOLAYLI VERGİLERİN AĞIRLIĞI SÜRÜYOR

Türkiye’nin vergi yapısında en belirleyici unsur dolaylı vergiler olmaya devam ediyor. Harcama üzerinden alınan KDV, ÖTV ve benzeri kalemler uzun süredir toplam vergi gelirlerinin büyük bölümünü oluşturuyor. Son 22 yıllık dönemde dolaylı vergilerin payı yüzde 58 ile yüzde 65 aralığında dalgalandı.

2024 verilerine göre dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı yüzde 62,2 olarak gerçekleşti. 2023’e kıyasla sınırlı bir gerileme görülse de, oran hâlâ oldukça yüksek seviyede bulunuyor. Türkiye’de dolaylı vergilerin toplam içindeki payı yüzde 62,2 ile OECD ortalaması olan yüzde 45,3’ün belirgin şekilde üzerinde seyrediyor.

Bu tablo, vergi yükünün gelir yerine harcamalar üzerinden toplandığını gösteriyor. Dolaylı vergiler, düşük ve orta gelir grupları açısından daha yüksek oransal yük oluşturabildiği için gelir dağılımı tartışmalarının merkezinde yer alıyor.

YAPISAL BAĞIMLILIK DEVAM EDİYOR

Vergi kompozisyonundaki eğilimler, Türkiye ekonomisinin dolaylı vergilere olan yapısal bağımlılığının sürdüğüne işaret ediyor. Bütçe gelirlerinin önemli kısmı tüketim harcamalarından elde edilirken, doğrudan vergilerin payı OECD ortalamasına göre daha sınırlı kalıyor. Vergi yapısındaki bu kompozisyon, gelir dağılımı ve ekonomik adalet tartışmalarını canlı tutmaya devam ediyor.

Uzmanlara göre sürdürülebilir ve dengeli bir vergi sistemi için doğrudan vergilerin payının artırılması, vergi tabanının genişletilmesi ve kayıt dışılıkla mücadelenin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. OECD verileri, Türkiye’nin vergi performansında artış olduğunu gösterse de, dağılımın niteliği konusundaki tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemde kalacağına işaret ediyor.