Orta Doğu’da savaş alarmı: Petrol fiyatlarında yüzde 10 artış beklentisi

Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu’dan gelen sıcak haberlerle yeni haftaya yüksek tansiyonla giriyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyon, yatırımcıların risk algısını keskin biçimde artırırken petrol fiyatlarında yukarı yönlü beklentileri güçlendirdi. Şubat ayını yükselişle kapatan Brent petrol, jeopolitik gerilimin etkisiyle son aylardaki en kritik eşiğine ulaştı.

ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun “rejim kaynaklı tehditleri bertaraf etmeye” yönelik olduğunu açıkladı. İran’ın başkenti Tahran dahil olmak üzere farklı şehirlerde bazı stratejik noktaların hedef alındığı bildirildi. İlk saldırıların ardından İran’dan İsrail’e füze atıldığı yönündeki haberler bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti.

ENERJİ PİYASALARINDA RİSK FİYATLANIYOR

Hafta sonu gerçekleşen saldırılar nedeniyle finans piyasaları kapalıydı; ancak uzmanlara göre pazartesi açılışında petrol ve güvenli liman varlıklarında sert hareketler görülebilir.

Brent petrol, şubat ayını yaklaşık yüzde 3 primle 73 dolar seviyesinin üzerinde tamamlayarak son dönemin en yüksek kapanışını yaptı. ABD tipi ham petrol (WTI) ise benzer şekilde yukarı yönlü bir seyir izledi.

Bölgedeki askeri hareketlilik, küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırarak fiyatları yukarı yönlü baskılıyor.

Enerji ticaret yollarının güvenliği ve olası yaptırımlar, fiyatların seyrinde belirleyici faktörler arasında gösteriliyor. Piyasalar özellikle arz kesintisi ihtimalini fiyatlamaya başladı.

YÜZDE 10’LUK ARTIŞ SENARYOSU MASADA

Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi’ye göre, ilk etapta fiyatlamalar psikolojik etkiyle şekillenecek. Rizvi, saldırının kapsamı ve enerji altyapısının hedef alınıp alınmamasının belirleyici olacağını vurguladı.

Uzmanlara göre enerji tesisleri doğrudan hedef alınmasa bile petrol fiyatlarında kısa vadede yüzde 10’a varan artış görülebilir.

Bununla birlikte ABD yönetiminin, yüksek enerji fiyatlarının iç piyasada enflasyon ve tüketim üzerinde yaratacağı baskıyı sınırlamak isteyeceği belirtiliyor. Bu nedenle kalıcı ve kontrolsüz bir fiyat sıçramasının siyasi olarak tercih edilmeyeceği ifade ediliyor.

Eğer operasyon sınırlı kalır ve karşılıklı tırmanış yaşanmazsa, haftanın ilerleyen günlerinde petrol fiyatlarında geri çekilme de mümkün görülüyor. Ancak belirsizlik ortamı, özellikle hisse senedi piyasalarında satış baskısını artırabilir.

HÜRMÜZ BOĞAZI KRİTİK EŞİK

Küresel petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’na ilişkin olası bir kapanma senaryosu ise en büyük risk olarak değerlendiriliyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde petrol fiyatlarının 150 dolar seviyesine yaklaşabileceği, küresel büyümenin ise ciddi baskı altında kalabileceği belirtiliyor.

Böyle bir durumda yalnızca enerji fiyatları değil, altın ve tahvil gibi güvenli liman varlıklarında da tarihi yükselişler görülebilir. ABD’de enflasyonun yeniden ivme kazanması ve küresel faiz beklentilerinin değişmesi ihtimali gündeme gelebilir.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN ÇİFTE RİSK

Uzmanlar, uzun süreli bir çatışmanın en fazla enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ekonomileri zorlayacağını ifade ediyor. Enerji bağımlılığının yüksek olduğu ülkelerde maliyet baskısı gıda fiyatlarına ve yaşam giderlerine doğrudan yansıyabilir.

Ayrıca çatışmanın bölgesel aktörleri de içine alacak şekilde genişlemesi, piyasaların “bölgesel savaş” riskini fiyatlamasına neden olabilir. Böyle bir senaryo, sadece enerji değil; küresel ticaret, lojistik ve finans kanallarında da ciddi dalgalanma yaratabilir.

Önümüzdeki günlerde piyasaların yönü, askeri gelişmelerin seyri ve diplomatik temasların hızına bağlı olacak. Yatırımcılar ise enerji fiyatları, enflasyon beklentileri ve merkez bankalarının olası adımlarını yakından izliyor.