Ortadoğu’da hava trafiği çöktü: İran gerilimi uçuşları vurdu

Ortadoğu’da tırmanan İran merkezli askeri gerilim, bölgenin en kritik sektörlerinden biri olan sivil havacılığı derinden etkiledi. Füze saldırıları ve silahlı insansız hava araçlarının (İHA) yoğun şekilde kullanılması, hava sahası güvenliğini riske atarken, bölgenin ana havalimanı merkezlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açtı. Havayolu şirketleri, yolcu güvenliğini sağlamak adına uçuş rotalarını yeniden planlamak zorunda kaldı.

UÇUŞ TRAFİĞİ NEREDEYSE DURMA NOKTASINA GELDİ

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından, bölgedeki hava trafiği adeta kilitlendi. Birçok uluslararası uçuş iptal edilirken, bazı hatlarda uçuş sayıları sıfıra kadar geriledi. Bölgedeki hava sahasında yaşanan güvenlik riski, havayolu şirketlerini ani ve sert kapasite kesintilerine zorladı.

Başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerinde bulunan Dubai ve Abu Dabi gibi küresel aktarma merkezleri de bu süreçten doğrudan etkilendi. Ancak son günlerde uçuşların kademeli olarak yeniden başladığı görülse de, trafik hâlâ kriz öncesi seviyelerin belirgin şekilde altında seyrediyor.

HAVAYOLU ŞİRKETLERİ FARKLI HIZLARDA TOPARLANIYOR

Flightradar24 verilerine göre, bölgedeki havayolu şirketlerinin toparlanma performansı birbirinden farklılık gösteriyor. Dubai merkezli Emirates, operasyonel kapasitesinin yaklaşık yüzde 75’ini yeniden devreye almayı başardı. Buna karşılık Air Arabia ve Etihad Airways, hâlâ normal uçuş hacimlerinin yarısına ulaşabilmiş durumda.

Flydubai’nin operasyonları daha sınırlı kalırken, şirket mevcut durumda kriz öncesi kapasitesinin yalnızca üçte biriyle faaliyet gösteriyor. Qatar Airways ise en sert etkilenen taşıyıcılardan biri olarak dikkat çekiyor ve hâlihazırda eski uçuş seviyelerinin sadece yüzde 20’sine ulaşabilmiş durumda. Veriler, bölgesel havacılıkta toparlanmanın eş zamanlı değil, parçalı ve kırılgan ilerlediğini ortaya koyuyor.

YAKIT MALİYETLERİ VE TALEP ŞOKU HAVAYOLLARINI ZORLUYOR

Çatışmanın yalnızca operasyonel değil, ekonomik etkileri de giderek ağırlaşıyor. Artan jeopolitik riskler, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, jet yakıtı maliyetlerinde ciddi artışlar yaşandı. Özellikle yakıt fiyatlarına karşı finansal korunma (hedging) stratejisi bulunmayan havayolu şirketleri bu süreçte daha fazla baskı altında kaldı.

Bunun yanı sıra yolcu talebinde de belirgin bir düşüş gözlemlendi. Güvenlik endişeleri nedeniyle rezervasyonlar azalırken, bazı havayolları filosunun bir bölümünü geçici olarak yere indirmek zorunda kaldı. Uzayan uçuş rotaları ve artan yakıt maliyetleri, havayollarının kârlılığını doğrudan tehdit eden iki ana unsur haline geldi.

KÜRESEL UÇUŞ AĞI DA ETKİ ALTINDA

Ortadoğu hava sahasının riskli hale gelmesi, yalnızca bölge içi uçuşları değil, Avrupa ile Asya arasındaki hava trafiğini de sekteye uğrattı. Alternatif ve daha uzun rotalar kullanmak zorunda kalan uçaklar, hem zaman hem maliyet açısından ek yüklerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, küresel havacılık ağında zincirleme aksamalara neden oldu.

Uzmanlara göre, çatışmanın süresi ve şiddeti, havacılık sektörünün toparlanma hızını belirleyecek en kritik faktör olarak öne çıkıyor. Bölgedeki istikrarsızlığın devam etmesi halinde, havayolu şirketlerinin hem finansal hem de operasyonel anlamda daha derin bir krizle karşı karşıya kalabileceği değerlendiriliyor.