Haberler

Savaş uzadıkça Körfez’de ABD’ye güven azalıyor: ABD’ye hayal kırıklığı büyüyor

Savaş uzadıkça Körfez’de ABD’ye güven azalıyor: ABD’ye hayal kırıklığı büyüyor

ABD ile İran arasında giderek tırmanan savaşın bölgesel etkileri genişlerken, Körfez ülkelerinde Washington’a yönelik memnuniyetsizlik dikkat çekici biçimde artıyor. Bölgedeki üst düzey yetkililer, özellikle ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin savaş stratejisine dair belirsizlikler nedeniyle güvenlik garantilerini yeniden sorgulamaya başladı.

Diplomatik kaynaklara göre, Körfez başkentlerinde yapılan kapalı toplantılarda ABD’nin uzun vadeli hedeflerine dair ciddi soru işaretleri dile getiriliyor. Savaşın uzaması, enerji arzı ve ticaret yolları üzerindeki baskıyı artırırken, Körfez ülkeleri hem ekonomik hem de güvenlik açısından daha kırılgan bir pozisyona sürükleniyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ EKONOMİYİ VURUYOR

İran ile ABD-İsrail hattında süren çatışmaların en kritik yansıması Hürmüz Boğazı’nda yaşanıyor. Küresel petrol ticaretinin kalbi olarak görülen bu dar su yolu neredeyse işlevsiz hale gelirken, bölge ülkeleri milyarlarca dolarlık gelir kaybıyla karşı karşıya.

Suudi Arabistan’ın son günlerde çok sayıda İHA saldırısını engellemesi ve Kuveyt’teki limanların hedef alınması, çatışmanın doğrudan Körfez’e sıçradığını gösteriyor. Enerji ihracatının sekteye uğraması ise piyasalarda dalgalanmayı artırıyor.

Körfez ülkeleri, ABD askeri varlığının kendilerini korumak yerine hedef haline getirdiği görüşünü giderek daha açık şekilde dile getiriyor.

TRUMP YÖNETİMİNE STRATEJİ ELEŞTİRİSİ

Bölgedeki pek çok yetkili, Washington’un İran politikasında net bir yol haritası ortaya koyamadığını düşünüyor. Özellikle savaşın nasıl sonlandırılacağına dair belirsizlik, müttefikler arasında ciddi bir güvensizlik yaratmış durumda.

Yetkililer, Trump yönetiminin İran ile yapılacak olası bir anlaşmada balistik füze programı ve vekil güçler konusunu yeterince sınırlamayabileceğinden endişe ediyor.

Bu ihtimal, Körfez ülkeleri açısından daha büyük bir risk anlamına geliyor. Zira böyle bir senaryoda İran’ın bölgesel etkisinin devam edeceği ve gerilimin kalıcı hale gelebileceği değerlendiriliyor.

ASKERİ SEÇENEK MASADA KALMAYA DEVAM EDİYOR

Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bazı ülkelerin, kritik altyapılarına yönelik saldırıların artması halinde İran’a karşı daha sert adımlar atmayı değerlendirdiği belirtiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için uluslararası bir askeri koalisyon fikri gündemde.

BAE’li üst düzey yetkililer, boğazın sürekli bir tehdit unsuru haline gelmesinin kabul edilemez olduğunu vurgularken, diplomasiyle sonuç alınamaması halinde askeri seçeneklerin devreye girebileceğine işaret ediyor.

ABD’NİN ADIMLARI KÖRFEZ’DE RAHATSIZLIK YARATIYOR

Washington yönetiminin, petrol fiyatlarını dengelemek amacıyla İran’a ait bazı petrol sevkiyatlarına yönelik yaptırımları geçici olarak gevşetmesi, Körfez ülkelerinde tepkiyle karşılandı. Bu karar, kendi ihracatları sekteye uğrayan bölge ülkeleri açısından “çifte standart” olarak değerlendiriliyor.

Körfez başkentlerinde, ABD’nin İsrail’in güvenlik önceliklerine daha fazla ağırlık verdiği yönündeki kanaat güç kazanıyor.

YENİ DENGE ARAYIŞI: ÇİN KARTI MASADA

Artan belirsizlik ortamında Körfez ülkeleri, dış politika seçeneklerini çeşitlendirme arayışına girdi. Özellikle Çin ile ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesi yönünde adımlar hız kazanıyor.

Her ne kadar Pekin’in doğrudan bir güvenlik şemsiyesi sunması beklenmese de, daha öngörülebilir bir ortak olarak görülmesi dikkat çekiyor. Bu durum, bölgedeki güç dengelerinin uzun vadede değişebileceğine işaret ediyor.

SAVAŞIN GELECEĞİ BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR

ABD’nin İran’a yönelik kara harekâtı planlamadığı yönündeki sinyaller, savaşın kısa vadede farklı bir aşamaya geçmeyeceğini gösteriyor. Ancak çatışmaların uzaması, Körfez ülkeleri için hem ekonomik kayıpları hem de güvenlik risklerini büyütmeye devam ediyor.

Bölge ülkeleri, bir yandan ABD ile ilişkilerini korumaya çalışırken diğer yandan alternatif ittifak arayışlarını hızlandırıyor. Bu ikili strateji, önümüzdeki dönemde Ortadoğu’da yeni bir jeopolitik denklem kurulabileceğinin sinyalini veriyor.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar