Tel Aviv karıştı: Ateşkes kararı, Netanyahu’ya yönelik tepkileri artırdı
İsrail kamuoyunda ABD ile İran arasında varılan ateşkes anlaşmasına yönelik eleştiriler giderek sertleşiyor. Başbakan Benjamin Netanyahu’nun anlaşmayı desteklediğini açıklamasına rağmen, siyasi çevrelerden ve kamuoyundan gelen tepkiler bu kararın ülkenin güvenliğini riske attığı yönünde yoğunlaşıyor. Özellikle İran’ın nükleer ve balistik kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılmamış olması, İsrail’de “yarım kalmış savaş” algısını güçlendiriyor.
ATEŞKES KARARI İSRAİL’DE ŞOK ETKİSİ YARATTI
ABD Başkanı Donald Trump ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin detaylarının İran’ın talepleri doğrultusunda şekillendiği yönündeki iddialar, İsrail siyasetinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Özellikle anlaşmanın zamanlaması ve içeriği, savaşın henüz hedeflerine ulaşmadan sona erdirildiği yönünde eleştirileri beraberinde getirdi.
Muhalefet lideri Yair Lapid, süreci “ülke tarihindeki en büyük siyasi başarısızlıklardan biri” olarak nitelendirdi. Sol ve sağ kanattan birçok isim de benzer şekilde, İran’ın askeri ve nükleer kapasitesinin büyük ölçüde korunmuş olmasına dikkat çekti.
“İRAN’IN TEHDİDİ ORTADAN KALKMADI” ELEŞTİRİSİ
İsrail iç siyasetinde dikkat çeken bir diğer nokta ise, ateşkesin İran’ın bölgedeki etkisini azaltmak yerine güçlendirebileceği yönündeki görüşler oldu. Demokratlar kanadından Yair Golan, İran rejiminin ayakta kaldığını ve hatta savaş sonrası daha güçlü bir pozisyona geçebileceğini savundu.
Eski savunma bakanı Avigdor Lieberman ise, mevcut şartların korunması halinde İsrail’in ileride daha ağır maliyetlerle yeni bir askeri operasyon yapmak zorunda kalabileceğini belirtti.
Bu değerlendirmeler, İsrail toplumunda yaygın olan güvenlik kaygılarının siyasi söylemlere de yansıdığını ortaya koyuyor.
LÜBNAN CEPHESİ YENİDEN GÜNDEMDE
Ateşkesin İran’ı kapsaması ancak Lübnan’daki çatışmaları dışarıda bırakması, İsrail’in askeri stratejisinde yeni bir döneme işaret ediyor. İsrail ordusu, Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonlarını sürdürürken özellikle güney Lübnan’da yoğun hava saldırıları gerçekleştirdi.
Bu gelişme, İsrail’in dikkatini kuzey sınırına kaydırabileceği yönündeki yorumları güçlendirdi. Uzmanlar, İran cephesinde geçici bir durgunluk sağlanmasının, Lübnan’daki askeri operasyonların daha da yoğunlaşmasına zemin hazırlayabileceğini ifade ediyor.
“İRAN’IN NÜKLEER STOKU EN BÜYÜK RİSK”
İsrail’de güvenlik çevrelerinin en çok dikkat çektiği konu ise İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum miktarı. Yaklaşık 440 kilogram seviyesinde olduğu belirtilen bu stokun, teorik olarak 10 nükleer silah üretimine yetecek düzeyde olduğu ifade ediliyor.
Analistler, bu kapasitenin ortadan kaldırılmamasının ateşkes anlaşmasının en kritik zafiyeti olduğunu vurguluyor. Bu durum, İsrail kamuoyunda “geçici rahatlama, kalıcı tehdit” şeklinde özetlenen bir güvenlik algısına yol açtı.
SAVAŞ YORGUNLUĞU VE BELİRSİZ GELECEK
İsrail’de son haftalarda süren yoğun çatışmaların ardından ilk kez görece bir rahatlama yaşansa da, bu durumun kalıcı olup olmayacağına dair ciddi soru işaretleri bulunuyor. Tel Aviv’de günlük hayatın kısmen normale dönmesi dikkat çekerken, halkın önemli bir kısmı ateşkesin uzun vadeli sonuçları konusunda temkinli yaklaşımını sürdürüyor.
Netanyahu’nun ateşkese temkinli destek vermesi ve açıklamayı gecikmeli yapması, hükümet içinde dahi belirsizlik olduğunu gösterdi.
Öte yandan İsrail’in, İran destekli gruplara karşı yürüttüğü çok cepheli mücadelenin henüz sona ermediği ve bölgedeki gerilimin farklı alanlarda devam edebileceği değerlendiriliyor
