Trump’ın vatandaşlık kararnamesine yargıdan ret sinyali

ABD’de doğuştan vatandaşlık hakkını sınırlandırmaya yönelik tartışmalar yeniden alevlendi. ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump’ın bu hakkı daraltmayı hedefleyen düzenlemesine ilişkin duruşmada, anayasal çerçeveye aykırılık ihtimaline işaret eden güçlü sorular yöneltti. Mahkemenin yaklaşımı, söz konusu girişimin ciddi bir yargı engeliyle karşılaşabileceğine dair beklentileri artırdı.
Trump’ın göreve başladığı ilk saatlerde imzaladığı başkanlık kararnamesi, ABD’de doğan çocukların vatandaşlık hakkını ebeveynlerin statüsüne bağlamayı amaçlıyor. Buna göre, en az bir ebeveyni ABD vatandaşı ya da “green card” sahibi olmayan çocuklara otomatik vatandaşlık verilmemesi öngörülüyor.
ANAYASA TARTIŞMASI DERİNLEŞİYOR
Duruşmada hem muhafazakâr hem de liberal yargıçlar, 1868 tarihli 14. Değişiklik’in açık hükmüne dikkat çekerek yürütme organının bu alanı tek taraflı düzenleyip düzenleyemeyeceğini sorguladı. Söz konusu değişiklik, ABD topraklarında doğan ve “yargı yetkisine tabi” olan herkesin vatandaş olduğunu hükme bağlıyor.
“AYNI ANAYASA, DEĞİŞEN DÜNYA” TARTIŞMASI
Baş Yargıç John Roberts, Trump yönetiminin “yeni dünya düzeni” argümanına karşı çıkarak dikkat çeken bir değerlendirme yaptı: “Dünya değişmiş olabilir ancak elimizdeki anayasa aynı kalıyor.” Bu ifade, mahkemenin anayasal süreklilik ilkesine vurgu yaptığını ortaya koydu.
Trump cephesini savunan Başsavcı D. John Sauer ise “yargı yetkisi” kavramının dar yorumlanması gerektiğini ileri sürdü. Sauer, bu hakkın yalnızca ABD’ye “doğrudan bağlılık” ve yerleşim niyeti olan kişileri kapsadığını savundu. Ancak bu yorum, mahkeme üyeleri tarafından ikna edici bulunmadı.
YARGIÇLARDAN SERT SORULAR
Liberal kanattan Yargıç Elena Kagan, Sauer’in dayandığı hukuki referansların zayıf olduğunu belirterek eleştiride bulundu. Muhafazakâr yargıçlar da uygulamadaki belirsizliklere dikkat çekti. Yargıç Amy Coney Barrett, ebeveynlerin kalıcı oturum niyetinin nasıl ölçüleceğini sorgularken, Yargıç Ketanji Brown Jackson ise bu sistemin pratikte ciddi karmaşalar yaratabileceğini vurguladı.
1898 KARARI KRİTİK ROL OYNUYOR
Duruşmada, 1898 tarihli “ABD v. Wong Kim Ark” kararı da gündeme geldi. Bu karar, ABD’de doğan bir kişinin ebeveynlerinin statüsünden bağımsız olarak vatandaşlık hakkına sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştu.
Yargıç Brett Kavanaugh, Kongre’nin daha sonraki yıllarda aynı ifadeleri yasaya dahil etmesini hatırlatarak bu geniş yorumun bilinçli şekilde korunduğuna işaret etti. “Kongre farklı bir yorum benimsemek isteseydi, aynı ifadeyi tekrar etmezdi” değerlendirmesi dikkat çekti.
YILLIK 250 BİN DOĞUMU ETKİLEYEBİLİR
Trump yönetiminin planının hayata geçmesi halinde, her yıl yaklaşık 250 bin çocuğun vatandaşlık hakkından mahrum kalabileceği ifade ediliyor. Demokratlar ise düzenlemenin yalnızca yeni doğanları değil, mevcut vatandaşlık statülerini de dolaylı olarak etkileyebileceği görüşünde.
“BU DÜZENLEME AMERİKAN KİMLİĞİNİ YENİDEN TANIMLAYABİLİR”
Davayı takip eden hukukçular, bu sürecin yalnızca göç politikası değil, Amerikan kimliğinin tanımı açısından da kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. “Bu dava, kimin Amerikalı sayılacağını belirleyen temel kuralları yeniden şekillendirebilir” yorumları öne çıkıyor.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararını Temmuz ayı başına kadar açıklaması bekleniyor. Kararın, hem iç hukuk hem de küresel göç politikaları açısından geniş yankı uyandırması öngörülüyor.


