Türkiye-ABD savunma ilişkilerinde yeni dönem

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik yaptırımları kaldırma ve F-35 satışına yeşil ışık yakma yönündeki açıklamaları, Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nden (HASC) geçen 2027 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) taslağıyla birlikte iki ülke ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor.

Beyaz Saray ile Kongre ekseninde şekillenen bu yeni sürecin pratik yansımaları ve yasal arka planı şu şekilde özetleniyor:

Beyaz Saray’da normalleşme iradesi

Donald Trump, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldıracaklarını belirtirken, askıda olan F-35 savaş uçaklarının satışına ilişkin de nihai kararı vereceklerini duyurdu. Bu hamle, Washington yönetiminin Ankara ile savunma sanayii alanındaki ilişkileri yeniden normalleştirme yönünde güçlü bir siyasi irade ortaya koyduğunu gösteriyor.

Kongre ve S-400 bariyeri sürüyor

Sürecin kalıcı bir sonuca ulaşması yalnızca Başkan’ın iradesiyle şekillenmiyor. Yeni NDAA taslağında Türkiye’ye ilişkin önceki yıllara göre daha yumuşak bir yaklaşım dikkat çekse de, Kongre’nin F-35 programı ve Rus menşeli S-400 sistemi konusundaki katı tutumu geçerliliğini koruyor. Bu nedenle Trump’ın mesajlarının uygulamaya geçebilmesi için Kongre kaynaklı yasal engellerin aşılması şart görünüyor.

CAATSA ile F-35 süreçleri birbirinden farklı

Savunma iş birliğinde kalıcı adımlar için CAATSA yaptırımları ile F-35 sürecini birbirinden ayırmak gerekiyor. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda Başkan’ın doğrudan belirli yetkileri bulunurken, Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılımı veya jetlerin teslimatı büyük ölçüde Kongre’nin çıkardığı yasal düzenlemelere dayanıyor. Dolayısıyla yaptırımların kaldırılması, F-35 sürecinin otomatik olarak yeniden başlayacağı anlamına gelmiyor.

Önümüzdeki dönemde diplomasi ve piyasa çevreleri, Trump yönetiminin yaptırımlar konusunda atacağı somut adımların yanı sıra Kongre’nin buna vereceği reaksiyonu yakından takip edecek.