Türkiye, küresel turizm pastasında payını artırıyor

Küresel turizm sektörü, pandemi sonrası toparlanma sürecini geride bırakarak kalıcı bir büyüme dönemine girdi. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin (WTTC) verilerine göre sektörün küresel ekonomiye katkısı her yıl artarken, 2026 projeksiyonları turizmin artık krizden çıkış değil, sürdürülebilir genişleme dinamikleriyle şekillendiğini ortaya koyuyor.

WTTC raporlarında Türkiye, jeopolitik dalgalanmalara karşı dayanıklılığı, ürün çeşitliliği ve hızlı adaptasyon kabiliyetiyle öne çıkan ülkeler arasında gösteriliyor. 2026 itibarıyla Türkiye’nin küresel turizm ekonomisinden aldığı payın %5,5 seviyelerine yaklaşması bekleniyor. Deniz, kruvaziyer, kültür, gastronomi ve şehir turizminin dengeli büyümesi, Türkiye’yi tek boyutlu bir destinasyondan çok katmanlı bir turizm merkezine dönüştürüyor.

Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, küresel büyüme sürecinde Türkiye’nin pasif bir izleyici değil, yön veren ülkelerden biri konumuna geldiğini belirterek, “Pandemi sonrası dönemde Türkiye sadece hızlı toparlanmakla kalmadı; ürün çeşitliliği ve erişilebilirliğiyle birçok pazardan pozitif ayrıştı. Küresel turizm ekonomisi 2026 itibarıyla yeni bir ölçeğe taşınırken Türkiye bu büyümenin aktif bir parçası” değerlendirmesinde bulundu.

Yazıcı, özellikle kruvaziyer turizminin stratejik önemine dikkat çekerek, bu alanın şehir ekonomilerine doğrudan katkı sağlayan ve yüksek katma değer yaratan bir yapı sunduğunu vurguladı. Türkiye’nin liman altyapısı, coğrafi konumu ve destinasyon çeşitliliğiyle Akdeniz ve Karadeniz hattında daha güçlü bir rol üstlenebileceğini belirten Yazıcı, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve doğru pazarlama stratejilerinin bu potansiyeli kalıcı büyümeye dönüştüreceğini ifade etti.

2026 ve sonrasına ilişkin projeksiyonların yalnızca ziyaretçi sayısı artışına değil, deneyim kalitesi ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini dile getiren Yazıcı, Türkiye’nin kruvaziyer, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı turizm alanlarında son yıllarda attığı adımların küresel rekabette önemli avantaj sağladığını belirtti. Dijitalleşme ve değer odaklı büyüme stratejilerinin, sektörün nicelikten çok nitelik temelli bir dönüşüm sürecine girdiğini gösterdiğini vurguladı.