Türkiye’de cezaevlerindeki kişi sayısı yeniden yükselişte

Türkiye genelindeki ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı, 2026 yılının ilk aylarında yeniden yükseliş trendine girdi. Resmi istatistikler, yargı düzenlemeleri sonrasında yaşanan kısa süreli düşüşün kalıcı olmadığını ortaya koyuyor.

2026 VERİLERİ AÇIKLANDI: 400 BİN SINIRI AŞILDI

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan son rakamlara göre, 2 Şubat 2026 tarihi itibarıyla Türkiye’deki cezaevlerinde toplam 407 bin 266 kişi bulunuyor. Bu sayı, cezaevlerindeki doluluk oranını yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.

Açıklanan verilere göre ceza infaz kurumlarında kalan kişilerin 342 bin 522’si hükümlü, 64 bin 744’ü ise tutuklu statüsünde yer alıyor. Böylece cezaevi nüfusu, yeniden 400 bin eşiğinin üzerine çıkmış oldu.

YARGI DÜZENLEMESİ SONRASI DÜŞÜŞ KISA SÜRDÜ

2025 yılının son aylarında yürürlüğe giren yargı paketinin ardından cezaevlerindeki nüfusta dikkat çekici bir gerileme yaşanmıştı. 1 Aralık 2025’te 433 bin 543 olarak açıklanan tutuklu ve hükümlü sayısı, 2 Ocak 2026 itibarıyla 402 bin 14’e kadar düşmüştü.

Ancak bu gerileme kalıcı olmadı. Ocak ayındaki düşüşün ardından cezaevlerindeki toplam kişi sayısı, şubat ayıyla birlikte yeniden artış eğilimine girdi.

SON YILLARDA DÜZENLİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİYOR

Resmi istatistikler, Türkiye’de cezaevi nüfusunun son yıllarda istikrarlı biçimde yükseldiğini gösteriyor. Ocak 2024’te 292 bin 282 olan toplam sayı, Haziran 2024’te 337 bin 760’a çıktı.

Bu artış 2025 yılı boyunca hız kazandı. Şubat 2025’te 392 bin 456 olan tutuklu ve hükümlü sayısı, Kasım 2025’te 428 bin 267’ye yükseldi. Aralık 2025’te ise 433 bin 543 kişiyle son yılların en yüksek seviyelerinden biri görüldü.

2026’YA YÜKSEK DOLULUKLA GİRİLDİ

Yargı paketinin etkisiyle Ocak 2026’da yaşanan geçici düşüşe rağmen, Şubat 2026 itibarıyla cezaevlerindeki nüfus yeniden artarak 407 bin 266’ya ulaştı. Bu tablo, kısa vadeli düzenlemelerin cezaevi yoğunluğunu kalıcı biçimde azaltmaya yetmediğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, mevcut eğilimin devam etmesi halinde ceza infaz sistemindeki kapasite ve yönetim sorunlarının önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılabileceğine dikkat çekiyor.