Türkiye’den Avrupa Parlamentosu kararlarına resmi tepki
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkında kabul ettiği son kararların gerçek dışı değerlendirmeler içerdiğini belirterek kapsamlı bir açıklama yayımladı. Yapılan değerlendirmede, söz konusu metinlerin hem sahadaki gelişmelerle hem de uluslararası hukuk ilkeleriyle örtüşmediği vurgulandı.
SURİYE KARARI ÜZERİNDEN ELEŞTİRİ
Bakanlık açıklamasında özellikle “Kuzeydoğu Suriye’deki durum” başlıklı kararın bölgedeki gerçek tabloyu yansıtmadığı ifade edildi. Türkiye’nin sınır güvenliği ve terörle mücadele kapsamında yürüttüğü faaliyetlerin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarına katkı sunduğu hatırlatıldı.
“Türkiye’nin sahadaki yapıcı rolünün yok sayılması, bölgesel barışa yönelik çabaların bilinçli biçimde görmezden gelinmesidir.”
Açıklamada ayrıca Avrupa Parlamentosu’nun siyasi değerlendirmeler yerine bölge halkının güvenlik ve istikrar beklentilerini dikkate alması gerektiği kaydedildi.
İFADE VE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ İDDİALARINA YANIT
Metinde, yabancı gazeteciler ve Hristiyanlara yönelik sınır dışı iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Türkiye’deki hukuk süreçlerinin evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yürütüldüğü ve tüm inanç gruplarının güvence altında olduğu ifade edildi.
“Türkiye’de yürütülen adli işlemler bağımsız yargı mercilerince yürütülür ve hiçbir uluslararası kurum bu süreçlere müdahil olamaz.”
İLİŞKİLERE ZARAR VEREN ADIMLAR UYARISI
Bakanlık, alınan kararların Türkiye-AB ilişkilerinin gelişimine katkı sunmadığını, aksine karşılıklı güveni zedelediğini belirtti. Açıklamada yapıcı diyalog çağrısı yapılırken, önyargılı kararların iki tarafın ortak çıkarlarına zarar verdiği dile getirildi.
“Avrupa Parlamentosu’nun tek taraflı siyasi yaklaşımlar yerine diyalog ve iş birliğini öncelemesi beklenmektedir.”
YAPICI DİPLOMASİ VURGUSU
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerde karşılıklı saygı ve eşit ortaklık temelinde ilerleme arzusunu sürdürdüğü ifade edildi. Açıklamada, iç işlerine müdahale niteliği taşıyan girişimlerin kabul edilemez olduğu ve ortak geleceğin ancak gerçekçi değerlendirmelerle inşa edilebileceği belirtildi.
