Uluslararası bankadan Türkiye için yeni büyüme sinyali
Uluslararası finans kuruluşu BBVA tarafından yayımlanan son Türkiye değerlendirmesi, ekonomik aktivitenin yılın son bölümünde hız kesse de genel büyüme eğiliminin korunacağını ortaya koydu. Bankanın aylık GSYH takip göstergesi, 2025’in son çeyreğinde üretim ve hizmet tarafında ivme kaybı yaşandığını, inşaat sektöründe de canlılığın zayıfladığını işaret ediyor. Buna rağmen yıl geneli için büyümenin pozitif bölgede kalacağı hesaplanıyor.
Banka, 2025 yılı büyüme oranının daha önce öngörülen yüzde 3,7 seviyesinin biraz altında, yaklaşık yüzde 3,5 civarında gerçekleşmiş olabileceğini belirtti. Verilere göre son çeyrekte yıllık büyüme yaklaşık yüzde 3’e yakın seyrederken çeyreklik bazda sınırlı daralma ihtimali öne çıkıyor.
SEKTÖRLERDE YAVAŞLAMA, TALEPTE DENGE ARAYIŞI
Raporda sanayi üretimi ve hizmetler tarafındaki zayıflamanın iç talepteki normalleşmeyle bağlantılı olduğu vurgulanırken, inşaat sektörünün de önceki dönemlere göre daha düşük katkı verdiği kaydedildi. Buna karşın ekonomik büyümenin ana sürükleyicisinin yine yurt içi tüketim olduğu belirtiliyor.
2025 boyunca büyümenin ağırlıklı olarak iç talep kaynaklı olduğu, dış talebin ise ekonomiye negatif katkı yaptığı ifade edildi. Bu durumun fiyatlar genel düzeyinde kalıcı düşüşü zorlaştıran bir unsur olduğuna dikkat çekildi.
DEZENFLASYON RİSK ALTINDA OLABİLİR
Finansal koşullardaki görece gevşeme ve beklentilerdeki sınırlı iyileşmenin enflasyonla mücadele açısından kırılgan bir zemin oluşturduğu değerlendiriliyor. Son dönemde kredi kartları ve kredili mevduat hesaplarına yönelik alınan makroihtiyati adımların tüketim üzerindeki etkisinin belirleyici olacağı vurgulandı.
Rapor, talep koşullarının güçlü kalmasının dezenflasyon sürecini zorlaştırabileceği uyarısını yaptı.
2026 İÇİN DAHA GÜÇLÜ BÜYÜME BEKLENTİSİ
BBVA, 2026 yılı için yüzde 4 büyüme tahminini korurken risklerin yukarı yönlü olduğuna işaret etti. Bu senaryoda dış talepte dayanıklılık, küresel finansman koşullarının yumuşaması ve iç piyasada daha dengeli kredi ortamı temel varsayımlar arasında yer alıyor.
Tarım sektörünün ise kısa vadede büyümeyi aşağı çekebileceği öngörülüyor. Kuruluş, özellikle 2025 sonu ve 2026 başında tarımsal üretimdeki zayıflığın fiyatlar açısından ek baskı yaratabileceğini belirtiyor.
