Haberler

Yerel seçim mi eril seçim mi? 31 Mart'ta kadın temsiliyeti ne durumda?

Yerel seçim mi eril seçim mi? 31 Mart'ta kadın temsiliyeti ne durumda?

Yerel seçimler yaklaşırken tüm partiler için il belediye başkanı kadın aday oranı yüzde 14,37’de kaldı. DEM Parti ve TİP, yüzde 30 ve üzeri oranla en çok kadın aday çıkaran partiler. Bu oran CHP’da yüzde 9, AK Parti ve MHP’de yüzde 2 seviyesinde kaldı

“Bir kadın kendi için her ayağa kalktığında tüm kadınlar için kalkmış olur”.

Bu sözler, üç yaşındayken annesi ve babası ayrılan, sekiz yaşındayken annesinin sevgilisinin cinsel istismarına uğrayan, 1930’ların 40’ların Amerikasında siyah olduğu için ayrımcılığa uğrayan, ilk çocuğunu 19 yaşında doğuran, başından iki evlilik geçen, yalnızca ABD’de değil, Mısır ve Gana’da da yaşayan, senaryosu filmleştirilen ilk siyahi kadın olan Maya Angelou’nun sözleri. 

86 yıllık ömründe hem yazar, hem şair, hem aktris, hem senarist, hem dansçı, hem öğretmen, hem de insan hakları savunucusu oldu 2014’te kaybettiğimiz Maya. 

Kadınlardan, hele ki siyahi kadınlardan bir şey olmayacağına inanan bağnazlığın köklendiği bir dönemde, tüm hemcinsleri için ayağa kalkmayı tercih ettiği için efsanevi Maya Angelou oldu. 

Angelou gibi pek çok kadının mücadelesinde ilk meşaleyi yakanlar ise 1900’lerin başında insani çalışma koşulları ve seçme hakkı talebiyle sokaklara dökülen New Yorklu kadınlardı. Ya da 1917’de “Emek ve barış istiyoruz” sloganlarıyla haklarını arayan, Rus Çarı’nı tahttan indiren kadınlar… 

“Erkekler öldürdüğünde yaşamı korumak için savaşmak biz kadınlara düşer” diyen aktivist Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması 1910 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edildi. 

Kadın mücadelesinin sonuçlarını ise ancak 115 yıl sonra görebiliyoruz. Evet bugün kadınlar her yerde. Bindiğiniz uçağın kokpitinde, kullandığınız otomobilin fabrikasında, iş başvurusu yaptığınız şirketin başında, içinde oturduğunuz evin şantiyesinde, bindiğiniz otobüsün şoför koltuğunda, insanlığı kurtarma ihtimali olan bir ilacın laboratuvarında, izlediğiniz maçın en kritik sayısında… 

Bunlar 100 küsur yıllık mücadelenin meyveleri ancak hâlâ “ham meyveleri”. 

Dünya siyasetinde kadının yeri

Evde, işyerinde, sokakta tacizin, hatta öldürmelerin zayıf cezai karşılıkları, aynı işi yapan erkek ve kadının aynı maaşı almaması, bir kadının işe alınırken akıllarda hep “ya hamile kalırsa” şüphesinin olması, pek çok şeye hâlâ ve hâlâ “erkek işi” denmesi, “beyim bilir” zihniyetinin kırılamaması, gidilecek yolun uzun, verilecek mücadelenin güç olacağının göstergesi. 

Siyaset de bu mücadelenin önemli alanlarından biri. 

Ancak Birleşmiş Milletler’in verilerine göre siyasette kadının yeri de hâlen istenilen seviyede değil. 

Ocak 2024 itibarıyla 190 ülke arasında yalnızca 15 ülkenin devlet başkanı kadın. Başbakanlık gibi hükümet başkanı olan kadın sayısı ise 16. 

Birleşmiş Milletler’e göre böyle giderse, bir ülke yönetiminin en yüksek kademesinde oluşan kadın-erkek eşitsizliğinin sona ermesi için 130 yıla daha ihtiyaç var. 

Ülkelerin bakanlar kurullarına baktığımızda ise kadın bakanların oranı yüzde 22,8 seviyesinde kalmış durumda. 

Ve bu bakanların yüzde 84’ü kadın ve toplumsal cinsiyet eşitliği, yüzde 68’i ise aile ile ilgili konularda bakan. Örneğin daha “erkek işi” kabul edilen savunma bakanlıklarındaki kadın bakan oranı yüzde 12. 

Ruanda kadın milletvekili oranını yüzde 50 üzerinde tutan ülkelerden

Tüm dünyadaki kadın milletvekillerinin oranı 1995’teki yüzde 11 seviyesinden ancak yüzde 26,5’e çıkmış durumda. Yalnızca altı ülkede bu oran yüzde 50’nin üzerine çıkıyor. 

Bunlardan bazıları da sürpriz ülkeler: Ruanda, Nikaragua, Meksika, Yeni Zelanda, Küba ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Bir de dünya genelindeki yerel yönetimlere bakalım. 

Birleşmiş Milletler’in 141 ülke yaptığı bir araştırma var. Buna göre toplamda yerel yönetimlerde görev yapan 3 milyondan fazla kadın var. Bu da ortalama yüzde 35,5 gibi bir oran ediyor. Erkeklerin sayısı ise 8,5 milyona ulaşıyor. 

Türkiye siyasetinde kadın temsiliyeti

Türkiye’deki duruma bakarsak Türkiye İstatistik Kurumu, 6 Mart’ta kadın istatistiklerini açıkladı. 

Buna göre ülkede kadın erkek sayısı neredeyse eşit. Ancak bu kadın ve erkeklerin temsil edildiği mecliste bu eşitliği göremiyoruz. 

Elbette ki geçmiş yıllara baktığımızda bir iyileşme var. 

Örneğin 2007’ye kadar kadınların meclisteki temsiliyeti yüzde 10’un altındaydı. Sonrasında giderek bu oranın arttığını, 2023’te yüzde 19,9 ile en yüksek seviyesine çıktığını görüyoruz. Bu oranın dünya ortalamasının yüzde 26,5 olduğunu tekrar hatırlatalım. 

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 599 milletvekilinin 119’u kadın. 

Bu iyileşmiş bir veri gibi görünse de az bilinen bir gerçek var: Türkiye’de 17 il, Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane bile kadın milletvekili çıkarmadı. 

Bu iller Adıyaman, Ardahan, Artvin, Bayburt, Burdur, Erzincan, Gümüşhane, Karabük, Karaman, Kilis, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Niğde, Rize, Sinop, Yozgat.

Ülkemizdeki ayrıca 17 bakandan yalnızca biri kadın. Kendisi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını yürüten Mahinur Özdemir Göktaş. 

31 Mart seçimleri için kaç kadın aday başvurdu?

2024 yerel seçimlerinin, 2019 seçimlerine kıyasla önemli bir farkı var: Hemen her parti, kendi adaylarıyla seçime giriyor. Dolayısıyla bu sene aday sayısı daha fazla. 

Beş yıl öncenin Yüksek Seçim Kurulu istatistiklerine baktığımızda kadın-erkek karışık 8 bin 200’den fazla belediye başkan adaylığı başvurusu olduğu görülüyor. Bunların yalnızca 667’si kadındı.

“Peki hangileri seçildi?” sorusunun cevabı ise büyükşehir belediyesi başkanlığı için başvuran 33 kadından yalnızca üçünün seçilmiş olduğu. Diğer il ve ilçe belediye başkanlıkları için başvuran 634 kadından seçilen sayısı ise 38. 

Daha alt yönetim pozisyonlarına baktığımızda ise tablo daha da kötü: Örneğin kadın belediye meclis üyeliği oranı yüzde 11, kadın muhtar oranı ise 2,25.

Gelelim 2024’e… 

31 Mart’taki seçimlerde 14 binden fazla isim belediye başkanlığı, 734 isim ise büyükşehir belediyesi için yarışacak. 

Bunlardan belediye başkan adaylığı başvurusu yapanların yüzde 11,5’i, büyükşehir belediye başkanlığı başvurusu yapanların yüzde 12,8’i kadın. 

Hangi partinin kaç kadın adayı var?

Partilerin kadın aday çıkarma karnelerine baktığımızda ise bu konuda başarıyı açık ara, DEM Parti ve Türkiye İşçi Partisi göğüslüyor. 

Temsiliyet ve katılımın her alanında kadınların varlığını, eşitliğini ve etkinliğini arttırmak için çalışan sivil toplum kuruluşu Ben Seçerim’in YSK’dan derlediği verilere göre Türkiye İşçi Partisi’nin çıkardığı kadın aday oranı yüzde 37,6. DEM Parti’nin ise yüzde 30,9. 

 İktidar partileri ise bu konuda en fazla sınıfta kalan partiler. 

Hemen hemen her şehir, il, ilçe, belde de aday gösteren AK Parti’nin adaylarında kadınların oranı büyükşehirlerde yüzde 3,6, diğer belediyelerde yüzde 2,2, ortalaması ise yüzde 2,1. 

Pek çok yerde AK Parti adayını destekleyecek MHP’nin toplamda 877 adayı var. Bunların yalnızca 21’i kadın. 

Muhalefet partilerine baktığımızda ise CHP, yaklaşık 1000 aday arasında 83 kadını belediye başkan adayı olarak gösterdi. Bu yaklaşık yüzde 9’luk bir oran ediyor ancak büyükşehir adaylıklarına baktığımızda bu biraz daha artıyor. CHP’de 30 büyükşehrin belediye başkan adaylarından beşi kadın. 

İYİ Parti ve DEVA Partisi’nde baktığımızda ise kadın aday oranı konusunda diğer partilere kıyasla daha iyi bir performans sergiledikleri görünüyor. 

Örneğin toplam 563 adayı bulunan DEVA’da kadın aday sayısı 82. Yani yüzde %14,5 oranla DEM ve TİP’ten sonraki en yüksek performans. 

İYİ Parti’nin kadın belediye başkan adayı oranı yüzde 10,4 iken, Saadet Partisi’nde bu oran yüzde 3,6’da kalıyor. 

Kadınlar neden siyasette hâlâ hakettikleri yerde değiller?

Bununla ilgili pek çok neden sıralanabilir ki ilk olarak herkesin aklına “siyaset erkek işi” algısı geliyor. 

Kadınlar bir yandan çevrelerinin “yapamazsın” baskılarına maruz kalıyor, diğer yandan kendileri de seçim sürecinin gerektirdiği bazı şartlar nedeniyle “ben yapamam” diyorlar. 

Hangi şartlardan bahsediyoruz? Bir kere seçim kampanyaları oldukça maliyetli bir süreç. Broşür basılmasından, sosyal medyaların yönetilmesine, mahalle mahalle hatta ev ev gezilmesine kadar pek çok kademesi var. 

Bunu göğüslemek kadın erkek farketmeksizin herkes için zor. Ancak halihazırda ekonomik özgürlüğü verilmeyen, bütün evin sorumluluğu yüklenen, desteklenmeyen kadının cesaret bulması da giderek zorlaşıyor. 

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER), 2023 sonunda siyasi parti temsilcilerine gönderdiği mektupta şu ifadelere yer vermişti:

“Siyasal alan dâhil, kadınların kendilerini gerçekleştirebilmelerinin yolunun erkekler tarafından oluşturulan bariyerlerle kapandığını görüyoruz. Sadece siyasetin değil toplumsal yaşamın neredeyse her kurumu eril anlayışla şekilleniyor. Bu da eşit temsile engel oluşturuyor.”

Kadın kotası var ama yok

Bir başka neden ise partilerin iç tüzüklerinde koydukları kadın kotasına uymamaları. 

Genel ya da yerel, hemen her seçim sürecinde partiler beyannamelerinde kadınlara, çocuklara ve gençlere yönelik vaatlerine geniş yer veriyorlar. Bazı partilerin iç tüzüğünde kadın kotası şartları da var ancak bu şartların uygulaması yok. 

Örneğin, AK Parti ve MHP’de herhangi bir cinsiyet kotası yokken CHP’de bu oran yüzde 33. 

İYİ Parti adaylıkta “en az yüzde 25 cinsiyet kotası uygulanır” derken, Gelecek Partisi “r. Parti Yönetim Kurulu üyelerinin 1/3’ünün kadın ve 1/5’inin de 30 yaş altı gençler ile en az 1/50’sinin engellilerden oluşmasına özen gösterilir” ifadesine yer veriyor. 

DEM Parti, yasal bir statüsü olmasa da parti içinde eş başkanlık sistemini özenle devam ettiriyor. Yüksek Seçim Kurulu verilerinde ise yalnızca YSK’ya bildirilen resmi adaylar bulunuyor.

Türkiye İşçi Partisi’nin kadın kotası ise yüzde 40 olarak tüzükte yer alıyor. 

“Erkek adayda liyakat aranmıyor, kadın ise mükemmel olmalı”

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), bu kapsamda “siyasilerin kadın aday bulamıyoruz” söylemine karşı çıkıyor. 

Resmi verilerde de görüldüğü gibi 2024 seçimlerinde, hiç olmadığı kadar çok kadın, aday adaylık için başvurdu. Ancak başvuran kadınlardan pek çoğu listelere giremiyor.

EŞİK Gönüllüsü Gülnur Aksop’un bu konuyla ilgili önemli bir tespiti var. 

Aksop, Deutsche Welle’e verdiği röportajda erkeklerde liyakatın pek aranmadığını söylüyor. Erkeklerde genellikle eğitime ve yaptığı işe bakılıyor. 

Konu kadın olduğunda ise o adayın mükemmel olması gerekli. Eğitimli olmalı, iyi bir işi olmalı, saygınlığı olmadı, toplumda özel bir yeri olmalı. 

Hâl böyle olunca kadınların siyasette de kanatları kırılıyor. Ancak o kanatların yeniden çıkabileceğini unutmamak lazım. 

Bu yazıya ismini anarak başladığımız Maya Angelou, hiçbir şeyin insanın içinden gelen parıltıyı söndüremeyeceğini savunur. 

Kadınların içlerindeki bu parıltının söndürülemediği, demokratik siyasetin kadınsız olamayacağının kabul edildiği günlere… 

Haber: Gökçen Tuncer

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar