Avrupa’nın en yaşlı insanları nerede yaşıyor? En uzun yaşayan Avrupalılar

Avrupa’da yaşam süresi, yaklaşık yüz elli yıldır neredeyse kesintisiz biçimde uzuyor. Özellikle 20. yüzyıl boyunca bulaşıcı hastalıkların gerilemesi, sağlık hizmetlerine erişimin artması ve kalp-damar hastalıklarının daha iyi tedavi edilmesi, ortalama yaşam süresinde tarihi sıçramalar yarattı. Ancak son yıllarda bu yükselişin yavaşlaması, demografların ve ekonomistlerin aklında tek bir soruyu öne çıkardı: Bu uzun soluklu ilerleme artık sınırına mı dayandı?

Bazı bilim insanları, Batı toplumlarının “biyolojik insan ömrü tavanına” yaklaştığını savunurken, diğerleri bu görüşe temkinli yaklaşıyor. Çünkü ulusal ortalamalar, Avrupa’nın gerçek hikâyesini anlatmakta yetersiz kalıyor. Ülkelerin genel verilerinin arkasında, bölgeden bölgeye keskin biçimde değişen yaşam koşulları ve sağlık sonuçları yatıyor.

Nature Communications’da yayımlanan kapsamlı çalışma, tam da bu noktada Avrupa’nın görünmeyen haritasını ortaya koyuyor. Araştırma, 1992–2019 döneminde Batı Avrupa’da yaklaşık 400 milyon insanı kapsayan 450 bölgeyi mercek altına alarak, uzun ömürlülüğün coğrafi olarak nasıl parçalandığını gözler önüne seriyor.

AVRUPA GENELİNDE EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR ANALİZ

Araştırma kapsamında İspanya, Danimarka, Portekiz ve İsviçre’nin de aralarında bulunduğu 13 Batı Avrupa ülkesinin ulusal istatistik ofislerinden ölüm ve nüfus verileri toplandı. Ancak asıl zorluk, bu verilerin birbirinden oldukça farklı idari yapılara ve ayrıntı düzeylerine sahip olmasıydı. Bu nedenle veriler önce ortak bir çerçevede uyumlaştırıldı.

Ardından her bölge için doğumda beklenen yaşam süresindeki yıllık değişim yeniden hesaplandı. Bu gösterge, yalnızca yaşlı nüfusu değil, tüm yaş gruplarındaki ölüm risklerini yansıttığı için kritik bir öneme sahip. Gelişmiş istatistiksel yöntemler sayesinde sıcak hava dalgaları veya şiddetli grip sezonları gibi geçici şoklar ayıklanarak uzun vadeli eğilimler net biçimde ortaya kondu.

Pandeminin etkilerini dışarıda bırakmak amacıyla analizler 2019 yılında sonlandırıldı. Böylece, COVID-19’un yarattığı geçici kırılmalar yerine, yapısal eğilimlere odaklanıldı.

 İNSAN ÖMRÜ SINIRA DAYANMIŞ DEĞİL

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, insan ömrünün henüz doğal bir sınıra ulaştığına dair güçlü bir kanıt bulunmaması oldu. Yaşam beklentisinin en hızlı arttığı “öncü bölgelerde” ilerleme hâlâ istikrarlı biçimde sürüyor.

Bu bölgelerde erkeklerde yaşam süresi yılda ortalama iki buçuk ay, kadınlarda ise yaklaşık bir buçuk ay uzamaya devam ediyor.
2019 itibarıyla Kuzey İtalya, İsviçre ve İspanya’nın bazı bölgeleri bu alanda başı çekiyor.

Fransa’da ise Paris çevresi, Hauts-de-Seine ve Yvelines gibi bölgeler öne çıkarken, erkeklerde ortalama yaşam süresi 83 yıla, kadınlarda ise 87 yıla kadar ulaşıyor. Tüm bu veriler, “yaşam süresi artık uzatılamaz” yönündeki karamsar görüşleri açık biçimde zayıflatıyor.

Kısacası, doğru koşullar sağlandığında yaşam beklentisini artırmak hâlâ mümkün.

 AVRUPA İKİYE BÖLÜNÜYOR

Ancak tablo Avrupa’nın tamamı için aynı değil. 1990’lı yıllarda ve 2000’lerin başında, yaşam beklentisi düşük olan bölgeler hızlı bir toparlanma süreci yaşadı. Bu dönem, Avrupa genelinde sağlık eşitsizliklerinin azaldığı bir “yakınsama çağı” olarak öne çıktı.

Ne var ki bu eğilim 2005 civarında kırılmaya başladı. Doğu Almanya, Belçika’nın Valonya bölgesi ve Birleşik Krallık’ın bazı kesimlerinde yaşam süresindeki artışlar belirgin biçimde yavaşladı, hatta bazı yerlerde durma noktasına geldi.

Avrupa artık tek bir uzun ömür hikâyesi anlatmıyor; ilerleyen bölgeler ile geride kalanlar arasındaki fark giderek açılıyor.

KRİTİK YAŞ ARALIĞI 55–74

Bu ayrışmanın temel nedeni, sanılanın aksine bebek ölümleri ya da 75 yaş üzerindeki nüfus değil. Asıl belirleyici faktör, 55 ile 74 yaş arasındaki ölüm oranları.

1990’larda kalp-damar tedavilerindeki ilerlemeler ve riskli davranışların azalması sayesinde bu yaş grubunda ölüm riski hızla düşmüştü. Ancak 2000’li yıllardan sonra bu düşüş yavaşladı. Bazı bölgelerde ise son yıllarda ölüm oranları yeniden artış göstermeye başladı.

Özellikle Fransa’nın Akdeniz kıyılarında yaşayan kadınlar ve Almanya’nın geniş bir bölümü bu eğilimin en net görüldüğü alanlar arasında yer alıyor. Bu yaş grubunda yaşanan küçük bir bozulma bile, genel yaşam beklentisi trendini tersine çevirebilecek kadar güçlü etkiye sahip.

Uzun ömür artışının kaderi, tam da bu ara yaş grubunda verilen sağlık ve sosyal politikalara bağlı.

SOSYAL VE EKONOMİK ETKİLER GÖLGEDEN ÇIKIYOR

Araştırma, kesin nedenleri tek başına ortaya koymasa da önemli ipuçları sunuyor. Sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı gibi risk faktörleri bu yaşlarda daha belirgin hale geliyor.

Ayrıca 2008 küresel ekonomik krizi, Avrupa’daki bölgesel farkları daha da derinleştirdi. Bazı bölgeler sağlık göstergelerinde uzun süreli bozulmalar yaşarken, diğerleri yüksek nitelikli istihdamın yoğunlaşmasıyla avantaj sağladı.

Bu durum, uzun ömrün yalnızca tıbbi gelişmelerle değil, aynı zamanda ekonomik yapı ve sosyal eşitlikle de yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

AVRUPA İÇİN KRİTİK SORU

Çalışmanın verdiği mesaj net: Yaşam süresi uzamaya devam edebilir. Ancak bu kazanım herkes için geçerli değil. Avrupa, giderek iki kademeli bir yapıya doğru ilerliyor. Bir yanda ömrün sınırlarını zorlayan az sayıdaki bölge, diğer yanda ise son on beş yıldır yerinde sayan geniş bir coğrafya bulunuyor.

Asıl soru artık şudur: Avrupa, uzun ömürlülüğü yaygın bir kazanım mı haline getirecek, yoksa bu ayrıcalık yalnızca belli bölgelerin mi payına düşecek?

AVRUPA’DA YAŞAM BEKLENTİSİ

  1. İnsan ömrü henüz biyolojik sınıra ulaşmadı.
    Bazı Avrupa bölgelerinde yaşam süresi artışı kesintisiz sürüyor.

  2. Avrupa’da yaşam beklentisi bölgesel olarak ayrıştı.
    İlerleyen bölgeler ile duraklayan bölgeler arasındaki fark açılıyor.

  3. 2005 sonrası kırılma yaşandı.
    Bölgesel yakınlaşma sona erdi, eşitsizlik arttı.

  4. Kritik yaş aralığı 55–74.
    Yaşam beklentisindeki yavaşlamanın ana nedeni bu gruptaki ölümler.

  5. Sorun bebeklerde ya da çok yaşlılarda değil.
    Belirleyici olan orta-ileri yaş ölümleri.

  6. Öncü bölgelerde artış hızı korunuyor.
    Erkeklerde yılda ≈2,5 ay, kadınlarda ≈1,5 ay.

  7. En uzun yaşayan bölgeler belli.
    Kuzey İtalya, İsviçre, bazı İspanyol bölgeleri öne çıkıyor.

  8. 2019’da ulaşılan seviyeler yüksek.
    Erkekler ≈83 yıl, kadınlar ≈87 yıl (öncü bölgeler).

  9. Bazı bölgelerde ölüm riski yeniden artıyor.
    Özellikle 55–74 yaş aralığında.

  10. Davranışsal riskler etkili.
    Sigara, alkol, hareketsizlik, kötü beslenme.

  11. Ekonomik kriz sağlık farklarını büyüttü.
    2008 sonrası ayrışma derinleşti.

  12. Uzun ömür sadece sağlık sistemiyle açıklanamaz.
    Sosyal ve ekonomik yapı belirleyici.

  13. Avrupa iki kademeli bir yapıya gidiyor.
    Uzun ömür az sayıda bölgede yoğunlaşıyor.

  14. Temel soru değişti.
    “Ne kadar yaşayabiliriz?” değil, “Kimler daha uzun yaşayacak?”