Bakan Fidan’dan sert çıkış: Sorun barış planı değil, İsrail, “Savaş bilerek uzatılıyor”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Orta Doğu’da giderek derinleşen çatışma ortamı, Körfez güvenliği ve Türkiye’nin diplomatik pozisyonuna ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Riyad’da gerçekleştirilen kritik toplantı sonrası konuşan Fidan, bölgedeki gerilimin seyrine dair önemli ipuçları verdi.

Türkiye’nin başından bu yana dengeli, açık ve ilkesel bir tutum sergilediğini vurgulayan Fidan, savaşın uzama ihtimali ve küresel etkileri konusunda da çarpıcı uyarılarda bulundu.

SAVAŞIN SEYRİ: BELİRLEYİCİ FAKTÖR ABD’NİN TUTUMU

Bakan Fidan, çatışmaların süresine ilişkin bölgesel beklentilerin birkaç hafta daha devam edebileceği yönünde olduğunu aktardı. Ancak sürecin en kritik belirleyicisinin ABD’nin alacağı pozisyon olacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerini tamamlamadan geri adım atmayacağı yönünde güçlü bir izlenim oluştuğunu belirten Fidan, bu durumun çatışmaları uzatabileceğini söyledi.

“Bu savaşı başlatan taraf İsrail’dir ve mevcut tablo, barışa yönelik bir irade eksikliğini açıkça ortaya koymaktadır.”

Ateşkes ihtimaline de değinen Fidan, kısa süreli duraksamaların müzakere zemini oluşturmak için kullanılabileceğini, ancak bunun kalıcı çözüm anlamına gelmeyebileceğini dile getirdi.

KÖRFEZ ÜLKELERİ ALARMDA: “BU SAVAŞIN TARAFI DEĞİLİZ”

Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında olduğunu hatırlatan Fidan, bu ülkelerin kendilerini doğrudan savaşın tarafı olarak görmediğini vurguladı. Bölge ülkelerinin hava sahalarını ve üslerini çatışma için kullandırmama yönünde net bir tavır ortaya koyduğunu belirtti.

“Körfez ülkeleri açıkça, bu çatışmanın parçası olmadıklarını ve kendilerine yönelik saldırıları meşru görmediklerini ifade ediyor.”

İran’ın sadece askeri hedeflere değil, ekonomik ve sivil altyapıya yönelik saldırılar gerçekleştirdiği yönündeki iddiaların da toplantıda gündeme geldiğini aktaran Fidan, bu durumun gerilimi daha da tırmandırdığını söyledi.

TÜRKİYE’NİN ROLÜ GÜÇLENİYOR

Bakan Fidan, Türkiye’nin krizin başından bu yana sergilediği açık ve tutarlı duruşun uluslararası alanda karşılık bulduğunu ifade etti. Türkiye’nin hem İsrail’in politikalarına hem de İran’ın bölgeyi geniş çatışmaya sürükleyen hamlelerine karşı net bir tavır aldığını belirtti.

“Türkiye, tüm taraflara aynı mesafede durarak hem eleştirisini açıkça dile getiren hem de çözüm önerisi sunan nadir aktörlerden biri olmuştur.”

Savaş sonrası döneme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Fidan, Körfez ülkelerinin yeni güvenlik ve savunma arayışlarına girebileceğini, ekonomik iş birliklerinin ise belirli şartlara bağlı olarak yeniden şekillenebileceğini söyledi.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE KÜRESEL ENERJİ DENKLEMİ

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekerek, buradan geçen enerji hatlarının yalnızca bölgeyi değil, Çin’den Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyayı etkilediğini hatırlattı. Bu nedenle küresel aktörlerin sürece müdahil olma eğiliminin artabileceğine işaret etti.

RİYAD TOPLANTISI: ORTAK AKIL ARAYIŞI

Riyad’da düzenlenen toplantının tek gündem maddesinin İran’ın saldırıları olduğunu belirten Fidan, toplantının bölgesel bir koordinasyon ve ortak akıl geliştirme amacı taşıdığını söyledi.

Türkiye’nin bu toplantıda yalnızca İran’ı değil, İsrail’in bölgedeki politikalarının da gerilimi artırdığına dikkat çektiğini vurgulayan Fidan, ortak açıklamalara bu yaklaşımın yansıtıldığını ifade etti.

“SAHİCİ TEŞHİS OLMADAN ÇÖZÜM OLMAZ”

Diplomatik çözümün önündeki en büyük engelin tarafların yaklaşımı olduğunu belirten Fidan, gerçekçi analiz ve kararlı diplomasi vurgusu yaptı. Tarafların “kazanç ve üstünlük” odaklı hareket etmesinin çözüm ihtimalini zayıflattığını dile getirdi.

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ: HEDEF DEĞİŞMEDİ

Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda da konuşan Fidan, Türkiye’nin üyelik hedefinin sürdüğünü ancak Avrupa’da bu süreci ilerletecek siyasi iradenin henüz oluşmadığını ifade etti.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi başlıklarının öncelikli olduğunu belirten Fidan, teknik çalışmaların devam ettiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin göç yönetimi ve güvenlik konularında Avrupa için kritik bir partner olmaya devam ettiğini vurguladı.