Emre Alkin’den İran savaşı değerlendirmesi: “Kanla siyaset yapan beceriksizler bölgeyi felakete sürüklüyor”
EKOTÜRK TV’de yayımlanan “Günün Yorumu” programında konuşan ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, ABD-İsrail ekseninde İran’a karşı yürütülen askeri operasyonların gidişatını değerlendirdi. Alkin, bölgedeki gelişmelerin beklendiği gibi ilerlemediğini ve savaşın hem siyasi hem de ekonomik açıdan çok daha geniş sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Orta Doğu’nun karmaşık jeopolitiğinin yeterince hesaba katılmadığını vurgulayan Alkin, savaşın başlangıcındaki birçok öngörünün kısa sürede geçerliliğini yitirdiğini ifade etti.
“İRAN REJİMİNİN HIZLA ÇÖKECEĞİ TEZİ TUTMADI”
Alkin’e göre, ABD ve İsrail cephesinde savaşın ilk günlerinde dile getirilen “İran yönetiminin kısa sürede çökeceği” yönündeki beklentiler sahada karşılık bulmadı.
İran toplumunun rejime yönelik eleştirilerinin bulunmasına rağmen dış müdahaleye karşı güçlü bir tepki gösterdiğini belirten Alkin, halkın büyük bölümünün dış müdahale yerine ulusal birlik refleksiyle hareket ettiğini dile getirdi.
“İran rejiminin hızla çökeceği yönündeki tezler sahada karşılık bulmadı ve İran halkı dış müdahaleye karşı birleşti.”
Alkin’e göre birçok kişi ülkeyi terk etmek yerine devlet kurumlarında görev almak için başvuruda bulunuyor ve bu durum sosyal medyada da açık şekilde görülüyor.
GÜNÜN YORUMU
⏳Prof. Dr. @emrealkin1969 her gün 5 dakikada gündemi yorumluyor. pic.twitter.com/lPCGyXejHF
— EKOTÜRK (@Ekoturktv) March 16, 2026
BÖLGESEL MİLİS GÜÇLERİ SAVAŞA DAHİL OLDU
Ekonomist Alkin, İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin de savaşın seyri üzerinde önemli rol oynadığını belirtti.
Lübnan’daki Hizbullah, Irak’taki Şii milis grupları, Yemen’deki Husiler ve Suriye’de İran bağlantılı güçlerin çatışma sürecinde devreye girdiğini söyleyen Alkin, bu durumun ABD ve İsrail’in hesaplarını zorlaştırdığını ifade etti.
“Ortadoğu’nun vekâlet savaşları ağı yeterince hesaba katılmadığı için çatışma hızla bölgesel bir güvenlik krizine dönüştü.”
Bu gelişmelerin ABD ve İsrail’in bazı bölgelerde askeri etkinliğini sınırladığını da sözlerine ekledi.
KÖRFEZ ÜLKELERİ VE ABD ÜSLERİ DENKLEMİ
Alkin’e göre savaşın en kritik kırılma noktalarından biri de Körfez ülkelerinin sürece dolaylı biçimde dahil olması oldu.
ABD üslerinden gerçekleştirilen saldırıların ardından İran’ın bu üslerin bulunduğu bölgeleri hedef alabileceğini hatırlatan Alkin, angajman kurallarının bu tür karşılıkları meşru kılabileceğini söyledi.
Bu durumun yalnızca iki ülkeyi değil tüm Orta Doğu’yu etkileyebilecek bir kriz ortamı yaratabileceğine dikkat çekti.
PETROL FİYATLARI VE KÜRESEL EKONOMİ RİSKİ
Alkin, savaşın ekonomik boyutunun da son derece kritik olduğunu belirtti. Petrol fiyatlarındaki sert dalgalanmaların yalnızca ABD ekonomisini değil küresel piyasaları da zorlayabileceğini ifade etti.
Enerji arzındaki belirsizliklerin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen petrol sevkiyatlarını etkileyebileceğini vurgulayan Alkin, küresel ekonominin böyle bir risk karşısında ciddi baskı altına girebileceğini söyledi.
“Stratejik hedefi net olmayan askeri operasyonlar, belirsizlik yaratarak hem savaşın yönünü hem de küresel ekonomiyi daha kırılgan hale getirir.”
STRATEJİK HEDEF BELİRSİZLİĞİ
Alkin’e göre savaşın en büyük sorunu açık bir stratejik hedefin bulunmaması.
ABD ve İsrail’in operasyonun başında İran’ın nükleer programını tamamen ortadan kaldırma, rejimi zayıflatma ve muhalif hareketleri destekleme gibi hedefler ortaya koyduğunu ancak bunların hiçbirinin kısa vadede gerçekleşmediğini ifade etti.
Bu nedenle çatışmanın yönünün giderek daha belirsiz hale geldiğini söyledi.
TARİHSEL PERSPEKTİF: ORTA DOĞU’DA GÜÇ DENGESİ
Alkin, Orta Doğu’da tarih boyunca güç dengelerinin karmaşık bir şekilde şekillendiğini ve bölgedeki ittifakların hızla değişebildiğini hatırlattı.
Bölgede “kalıcı düşmanlıkların” nadir olduğunu, siyasi dengelerin sürekli yeniden kurulduğunu belirten Alkin, tarihsel deneyimlerin dikkate alınmamasının ciddi stratejik hatalara yol açabileceğini dile getirdi.
OLASI SENARYOLAR
Alkin konuşmasında savaşın geleceğine ilişkin iki olası senaryodan söz etti.
Birincisi, çatışmanın daha da büyüyerek küresel ölçekte çok daha tehlikeli bir noktaya ulaşması. İkincisi ise siyasi gelişmelerin ABD ve İsrail’de liderlik değişimlerine yol açarak çatışmanın farklı bir diplomatik zemine taşınması.
Ancak mevcut tabloya bakıldığında sürecin büyük bir belirsizlik içinde ilerlediğini söyledi.
