Trump’tan Davos’ta Netanyahu’ya sert çıkış: Övgüyü bırak, Demir Kubbe bizim

ABD Başkanı Donald Trump, İsviçre’de düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu zirvesinde yaptığı konuşmada hem küresel savunma politikalarına hem de İsrail’le olan askeri iş birliklerine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump’ın hedefinde bu kez İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu vardı.

Trump, İsrail’in en çok övündüğü savunma sistemlerinden biri olan Demir Kubbe üzerinden Netanyahu’ya açık bir mesaj verdi. Sistemin teknolojik temelinin ABD’ye ait olduğunu vurgulayan Trump, İsrail tarafının bu başarıyı sahiplenmesini sert sözlerle eleştirdi.

“ALTIN KUBBE” ÇIKIŞI: YENİ SAVUNMA VİZYONU

Konuşmasında ABD’nin savunma kapasitesini bir üst seviyeye taşıyacak yeni projelerden de bahseden Trump, “Altın Kubbe” adını verdiği iddialı bir hava savunma sistemi planladıklarını söyledi.
Bu sistemin mevcut savunma teknolojilerinden çok daha ileri olacağını savunan Trump, ABD’nin yalnızca kendisini değil, müttefiklerini de koruyan küresel bir güç olduğunu dile getirdi.

Kanada’ya da göndermede bulunan Trump, komşu ülkenin güvenliğinin ABD sayesinde sağlandığını ifade ederek, Washington’un askeri şemsiyesinin kıta çapında etkili olduğunu vurguladı.

DEMİR KUBBE TARTIŞMASI ALEVLENDİ

Trump’ın konuşmasındaki en sert bölüm ise İsrail’in hava savunma sistemiyle ilgiliydi. Demir Kubbe’nin teknolojik altyapısının ABD desteğiyle şekillendiğini belirten Trump, Netanyahu ile arasında geçen bir diyaloğu kamuoyuyla paylaştı.

“Netanyahu’ya açıkça söyledim: Demir Kubbe’yle ilgili övgüyü tek başına üstlenmeyi bırak.”
“Bu sistem bizim teknolojimizle mümkün oldu, bu bizim katkımız.”
“Hatta mevcut olandan çok daha gelişmişini yapacak güce sahibiz.”

Trump, ABD’nin İsrail’e bugüne kadar sağladığı askeri ve teknolojik desteğin “olağanüstü” boyutlarda olduğunu da sözlerine ekledi.

KÜRESEL DENGELERDE YENİ TARTIŞMA BAŞLIĞI

Trump’ın Davos’taki bu çıkışı, yalnızca ABD–İsrail ilişkileri açısından değil, küresel savunma teknolojilerinin sahipliği ve siyasi iletişimi açısından da yeni bir tartışma başlattı.
Uzmanlara göre bu açıklamalar, ABD’nin müttefikleriyle olan askeri ilişkilerinde daha “merkezci” ve “hak iddia eden” bir dönemin sinyalini veriyor.