AK Yatırım: İkinci çeyrekte bankacılık kârları baskı altında kalacak

AK Yatırım, 2026 yılının ikinci çeyreğinde bankacılık sektöründe net faiz marjındaki daralmaya bağlı olarak kârlılığın zayıflamasını, imalat şirketlerinde ise görece toparlanma görülmesini bekliyor.
AK Yatırım Araştırma tarafından yayımlanan bilanço beklentileri raporunda, büyük bankaların ikinci çeyrek net kârlarında bir önceki çeyreğe göre yüzde 20’nin üzerinde düşüş öngörüldü. Finans dışı sektörlerde ise savunma, rafineri ve petrokimya şirketlerinin öne çıkabileceği değerlendirildi.
Bankalarda marj baskısı
Raporda, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini bozduğu ve faizlerdeki artışın bankaların ikinci çeyrek sonuçlarını baskıladığı belirtildi.
Bankaların swap dahil net faiz gelirlerinde çeyreklik bazda yüzde 20’ye yaklaşan düşüş, net faiz marjında ise yaklaşık 100 baz puanlık daralma bekleniyor. Kredi risk maliyetinin de 30 baz puan artarak 250 baz puana çıkabileceği öngörülüyor.
Hazine işlemlerindeki zayıflamanın banka bazında kârları baskılayabileceği belirtilirken, komisyon gelirlerinde yüzde 10 civarında artış ve faaliyet giderlerinde yatay seyir beklentisinin sonuçları destekleyebileceği ifade edildi.
AK Yatırım, büyük bankaların 2026 yılının ilk yarısındaki ortalama öz kaynak kârlılığının yüzde 20’yi aşmasının zor göründüğünü kaydetti. Üçüncü çeyrekte de marj baskısının sürmesi ve faaliyet giderlerindeki dönemsel artışlar nedeniyle belirgin bir toparlanma beklenmiyor.
Bankalar bazında beklentiler
Rapora göre Garanti BBVA’da artan TÜFE’ye endeksli tahvil gelirleri ve düşük baz etkisiyle net kârda orta onlu oranlarda düşüş öngörülüyor. VakıfBank’ta ise serbest karşılık iptali ve görece dirençli net faiz marjının etkisiyle tek haneli kâr düşüşü bekleniyor.
Yapı Kredi’nin net kârında marj daralması ve hazine gelirlerindeki yüksek baz etkisi nedeniyle yüzde 50’ye yaklaşan düşüş tahmin ediliyor.
İş Bankası’nda net faiz marjındaki daha belirgin gerilemeye karşılık yatay faaliyet giderleri ve güçlü komisyon geliri artışıyla net kârın yaklaşık yüzde 30 azalması bekleniyor.
Halkbank’ta özel tertip TÜFE’ye endeksli tahvillerin güçlü değerleme katkısına rağmen, artan karşılık ve faaliyet giderleri nedeniyle net kârda yüzde 30 civarında düşüş öngörülüyor.
Küçük ölçekli bankaların sonuçlarının daha dirençli olabileceği belirtilirken, Albaraka Türk’te beklenen kâr artışının aktif değerlemesinden, TSKB’deki yatay kâr görünümünün ise serbest karşılık çözülmesi ve iştirak gelirinden kaynaklanabileceği ifade edildi.
Anadolu Hayat öne çıkıyor
AK Yatırım, araştırma kapsamındaki üç sigorta şirketinin toplam net kârında ikinci çeyrekte yaklaşık yüzde 2 düşüş bekliyor.
Anadolu Sigorta’nın net kârının azalan yatırım geliri ve yükselen efektif vergi oranı nedeniyle çeyreklik bazda yüzde 11 gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Anadolu Hayat Emeklilik’in net kârında ise hayat ve emeklilik faaliyetlerindeki iyileşmeyle yüzde 10 artış bekleniyor. Türkiye Sigorta’nın net kârının da bir önceki çeyreğe paralel gerçekleşeceği öngörülüyor.
Finans dışı sektörlerde ayrışma
Raporda, finans dışı sektörlerde savunma ile rafineri ve petrokimya şirketlerinin öne çıkabileceği belirtildi. Demir-çelik, beyaz eşya ve gıda perakendeciliğinde şirket bazlı büyüme veya kademeli toparlanmanın sürebileceği kaydedildi.
Havayolu şirketlerinin artan yakıt maliyetleri, telekomünikasyon şirketlerinin ise rekabet koşullarının gecikmeli etkileri nedeniyle daha zayıf sonuçlar açıklayabileceği değerlendirildi.
Güçlü sonuç beklenen şirketler
AK Yatırım, ikinci çeyrekte Aselsan, Coca-Cola İçecek, BİM, Tüpraş, Aygaz, Petkim, Enka, Selçuk Ecza, TAV Havalimanları, Ereğli Demir Çelik, Kardemir, Rönesans Gayrimenkul ve Torunlar GYO’nun görece güçlü sonuçlarla öne çıkmasını bekliyor.
Şok Marketler’in ise TMS 29 etkisi hariç finansallarında pozitif net kâr açıklamaya başlamasının beklendiği belirtildi.
Zayıf sonuç beklenen şirketler
Raporda Arçelik, Kalekim, Ülker, Koton, Türk Hava Yolları, Pegasus, Doğuş Otomotiv, Ford Otosan, TürkTraktör, Turkcell ve Türk Telekom’un ikinci çeyrek sonuçlarına ilişkin beklentilerin görece zayıf olduğu kaydedildi.
Talep koşulları, yüksek finansman ve ham madde maliyetleri, yakıt fiyatlarındaki artış, zayıf fiyatlama koşulları ve mobil pazardaki rekabet, şirket sonuçlarını baskılayabilecek başlıca unsurlar arasında gösterildi.





