Angola Cumhurbaşkanı: Sömürgecilik geçmişini geride bırakıp önümüze bakmalıyız

Angola Cumhurbaşkanı Joao Manuel Gonçalves Lourenço, EKOTÜRK’e konuştu.

Resmi ziyaret için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Ankara’ya gelen Angolalı lideri, iki ülke arasında bugüne kadar yapılan ilk üst düzey ziyaretin önemine, Türkiye-Angola ilişkilerine, imzalanan anlaşmalara, Afrika’daki sorunlara ve fırsatlara dair Feyza Gümüşlüoğlu’nun sorularını yanıtladı.

İşte o röportaj:

Hoşgeldiniz Sayın Cumhurbaşkanı. Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Bildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanı olarak ilk ziyaretiniz; aynı zamanda Angola’dan lider düzeyinde de ilk resmi ziyaret. Bu ziyaretin önemini sizden dinleyebilir miyiz? Nasıl geçti ziyaretiniz?

Çok başarılı ve verimli bir ziyaretti. Angola’dan devlet başkanı düzeyinde Türkiye’ye ilk resmi ziyaretti. Ziyaretim sırasında 10 ayrı işbirliği anlaşması imzaladık. Yatırımlar ve havacılık hizmetleri ile ilgili anlaşmayı özellikle vurgulamak isterim. Tüm bu anlaşmalar iki ülke arasındaki ilişkileri ve işbirliğini kesinlikle güçlendirecek.

Sayın Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri de sormak istiyorum; diplomatik ilişkiler 1980’lere uzanıyor aslında ancak buna rağmen bu zamana kadar devlet başkanı düzeyinde bir ziyaret gerçekleşmemiş. Kaybettiğimiz zamanı telafi edebilir miyiz? Bu ziyaretiniz iki ülke arasında yeni bir başlangıcın, yeni bir dönemin işareti mi?

Biz; yani ben ve Cumhurbaşkanı Erdoğan kaybettiğimiz zamanı geri almak; telafi etmek için çalışıyoruz. Bugünden itibaren bunun için adım atacağız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ekim’de Angola’yı ziyaret edecek olması da bunun bir göstergesi. Ekim’de kendisi ve beraberindeki büyük bir iş heyetini ağırlıyor olacağız.

Türkiye, Angola’daki reform sürecine katkı sunabilir

Angola büyük bir reform ve yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Türkiye, Angola’ya özellikle hangi alanlarda ne gibi katkılar sunabilir?

Türkiye’nin Angola’daki reform sürecinde sunabileceği en büyük katkı, ekonomiyi çeşitlendirme konusunda özel sektöre destek olmak. Bu da şu demek, Türk iş dünyası, kamu veya özel, Angola’ya gidip petrol-dışı sektörlere yatırım yapabilir. Tarım, sanayi, turizm ve diğer sektörler… Bu, ekonomimizi çeşitlendirme planımızın parçası. Eğer Türk iş insanları gidip bu alanlarda yatırım yaparsa üç seneden beri devam eden bu reform sürecimize gerçekten çok ciddi bir katkı sağlamış olur. Tabi bu, petrol sektöründe yatırım yapamazlar anlamına gelmiyor, ancak ekonomiyi çeşitlendirme dediğimizde bu petrol sektörü dışındaki sektörlere yatırımı ifade ediyor. Ama elbette Türk iş insanları bu alanda yatırım yapmakta da serbest. Ama diğer alanlara da kesinlikle yoğunlaşmalılar…

“500 milyon dolar küçük bir hedef, ötesine geçebiliriz”

Petrol ve dünyada petrol sonrası döneme daha sonra tekrar geleceğim, ama ona geçmeden önce iki ülke arasındaki ticaret hacmini de sormak istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ticaret hacminin, iki büyük ülke için fazla küçük olduğunu söyledi. Ziyaretinizde ikili ticareti 500 milyon dolara yükseltme konusunda da mutabık kaldınız, ki bu yalnızca bir başlangıç hedefi… İkili ticaretin potansiyeli hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Sanıyorum orada yatırım yapmak isteyen Türk iş insanları da artıyor son yıllarda. Sizin gözlemleriniz nedir?

Evet, iki ülke arasındaki ticaret potansiyeli gerçekten muazzam ama maalesef bugüne kadar yıllık 200 milyon dolar seviyesine bile ulaşılamadı. Bunu artırmak için çalışmalıyız. Bu rakamı artırmak için çalışmak zorundayız. 500 milyon dolar olarak koyduğumuz hedef, aslında düşük bir hedef. Ama bence bunun ötesine çıkabiliriz. Dedikleri gibi, “tek sınır gökyüzü.” Türkiye ve Angola gibi iki büyük ve güçlü ülke için bu konu önemli ve bunu başarmak için çok çalışmamız lazım.

Sayın Cumhurbaşkanı, “maalesef bugüne kadar ulaşamadık” dediniz. Bunun nedenini merak ediyorum. Ne eksikti? Neden bu kadar düşük bir ticaretimiz var?

Bence bunda pek çok faktör etkili oldu. Yatırım ortamının daha önce çok elverişli olmaması, vize konusundaki güçlükler, yolsuzluk, iki ülke arasında doğrudan uçuş olmaması gibi faktörler, ikili ticaretin düşük kalmasına neden oldu. Ancak Türkiye ve Angola’nın bu durumu değiştirmek için çabalayacağını düşünüyorum ve gerek benim ziyaretimin, gerekse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın gelecekteki ziyaretinin bu durumu radikal bir şekilde değiştirmesini umuyorum.

Sanırım iki ülke arasında doğrudan havayolu seferleri de yakında başlıyor. Bu da iki ülke arasında genel olarak ilişkilere olumlu yansıyacaktır öyle değil mi?

Kesinlikle, çok olumlu etki yapacağını düşünüyorum. Türk ve Angola havayolu şirketlerinin Luanda ve Ankara arasında doğrudan seferlere başlaması çok önemli katkı sağlayacak. İki ülkenin havayolu şirketinin özellikle yatırımcılar için gerekli hizmetleri sağlayacağını düşünüyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin oradaki varlığından konuştuk. Biraz da diğer ülkeleri sormak istiyorum. Angola özelinde ve Afrika genelinde en fazla yatırım yapan ülkeler hangileri? Çin kıta genelinde çok ciddi yatırımlar yapıyor. Ülkenizde durum nasıl?

Elbette sadece Çin değil, Angola çok farklı ülkeden yatırım alan bir ülke. Avrupa ülkeleri özellikle Portekiz, İngiltere, Almanya, ayrıca ABD… Ülke olarak her türlü yabancı yatırıma ve yatırımcıya açığız ve hali hazırda hepsi de ciddi yatırımlar yapıyor.

Sömürgecilik geçmişini geride bırakıp önümüze bakmalıyız

Sizin, henüz genç bir delikanlıyken Portekiz sömürgeciliğine karşı aktif bir mücadele verdiğinizi okudum. Bu gerçekten bahsetmeye değer. Şunu sormak isterim, Avrupa sömürgeciliğinin ülkenizde ve genel olarak Afrika’da halen devam eden etkileri neler? Sömürge dönemi Afrika’nın siyasi ve ekonomik koşullarına ne gibi etkiler yaptı?

Önce sömürgeciliğin Afrika üzerindeki etkilerinden bahsedeyim. Çok fazla elbette. Hepsine ayrı açılardan yaklaşabiliriz, örneğin demografi yönünden, zira Afrika kıtası, ABD başta olmak üzere başka ülkelere gönderilen binlerce gencini kaybetti, ki bu kişiler Amerika, Brezilya gibi ülkelerin kurulmasında rol oynadılar. Bir diğer konu da şu ki, maden kaynaklarımız ve doğal zenginliklerimiz kıtayı geliştirmede ve kalkındırmada bize yardımcı olmadı, sömürgecilerin kendi ülkelerini kalkındırması için kullanıldı.

Bağımsızlığımızı kazandıktan sonra Afrika genelinde, Angola’yı da yaklaşık beş yüzyıl boyunca etkilemiş olan bu üzücü geçmişi değiştirmek için çabalamaya başladık. Ülkelerimizi geliştirmek için çok çalıştık. Angola’da bağımsızlığımızı yaklaşık 45 sene önce kazandık. Artık geçmişi geride bırakmamız ve önümüze bakmamız gerekiyor. Ancak bunu yapar ve çalışırsak ülkelerimizi kalkındırmayı başarabiliriz.

Kalkınma konusunda İkinci Dünya Savaşı’na bakabiliriz. Pek çok Avrupa ülkesi savaş sonrası harap oldu, ancak Avrupalılar ülkelerini ve ekonomilerini yeniden kalkındırmak için canla başla çalıştı ve bugün oldukları yere geldiler. Japonya için de aynı şey geçerli. Japonya da savaştan ağır darbe aldı ama onlar da çok çalıştı ve zor zamanlardan geçti. Bunu şunun için anlatıyorum; insanlar zor dönemler geçirdikten sonra geçmişi geride bırakıp önüne bakmalı. Çin için de benzer bir durum söz konusu. Tarihte sıkıntılı dönemleri oldu ama bugün 1920’lerden çok farklı, güçlenen bir Çin görüyoruz.

Yahudiler de çok zor zamanlar geçirdi. Soykırım yaşadılar. Ama güçlerini birleştirdiler ve yepyeni bir ulus yarattılar. Ama bakın bugün tüm dünyada güçlü bir devlet olarak bilinen İsrail gibi bir ülke var…

Tüm bu örnekleri şunun için verdim; geçmiş geçmişte kaldı. Tarihi tarihçiler yazsın. Bize düşen ayağa kalkmak ve ülkelerimizin kalkınması için çalılmak.

Çok teşekkür ederim bu uzun ve doyurucu cevabınız için… Afrika ülkelerinin geri kalmışlığında genellikle sömürgecilik dönemi sorumlu tutulur, yolsuzluk, sivil savaşlar, çatışmalar gibi halen devam eden sorunlar için geçmişi suçlamak yerine bundan sonrasına bakmak gerektiğini düşünüyorsunuz siz sanırım…

Kesinlikle. Söylediğim bu ve bundan böyle önümüze bakmamız gerekiyor…

Sayın Cumhurbaşkanı, siz aynı zamanda ülkenizde yolsuzlukla mücadele konusunda çok aktif rol oynayan bir devlet başkanısınız. Bu konudaki mücadele nasıl gidiyor, mesafe kat edildi mi bunu da sormak isterim…

Benim açımdan yolsuzlukla mücadele edildi ve sorun tamamen çözüldü demek fazla iyimser bir yaklaşım olur. Biz yolsuzlukla, yolsuzluğa bulaşan kişilerle ciddi anlamda mücadele ediyoruz. Ancak dünya üzerinde yolsuzluğu tamamen bitiren bir ülke yok. Yolsuzluk her yerde var, ama asıl mesele yolsuzluk ve dokunulmazlığın bir arada olması. Yolsuzluğa bulaşan insanların cezasız kalması. Biz bununla mücadele ediyoruz. Yolsuzluğa karşı dokunulmazlık konusunda Angola mücadelesini henüz tamamlamadı, ancak son üç senede ciddi bir mesafe kat ettik.

Sayın Cumhurbaşkanı, siz daha önceki 38 yıllık iktidarın ardından ülkenin ilk devlet başkanı olmuşsunuz. Bu gerçekten zorlu olmalı. Göreve geldiğiniz 2017 yılından bu yana ne gibi zorluklar yaşadınız? Tabi şu an bir pandemi yaşıyoruz, o da apayrı bir zorluk ama, sizin neredeyse 40 yıllık bir iktidarın ardından gelen ilk cumhurbaşkanı olarak kişisel tecrübelerinizi gerçekten merak ediyorum…

Özellikle yaşadığım üç tane temel zorluk sayabilirim. Birincisi ülke genelinde yaygın yolsuzluk, 2017’de göreve geldiğimden beri halen bununla savaşıyorum ve savaşabildiğim kadar da savaşacağım. İkinci büyük zorluk ekonomik kriz. Bu sadece Angola için değil tüm dünya için geçerli. Ben göreve gelmeden önce küresel bir kriz vardı. Bunların yanı sıra, hepsinin de ötesinde tabi 2019’da patlak veren Covid-19 salgını var.
Ekonomik zorlukların üstesinden gelebilmek ve pandemi öncesinden daha iyi bir seviyeye yükseltmek için bir dizi reform süreci başlattık. Ayrıca IMF ile bir anlaşma imzaladık. IMF ile bu “evliliğimiz” gayet iyi ve sorunsuz gidiyor. Angola için bu adımın atılması gerektiğini düşünüyoruz çünkü bize kamusal fonların yönetimi konusunda ciddi bir disiplin kazandırdı. Bu konuda iyi gittiğimizi düşünüyorum.

“Petrol sonrası döneme hazırlanmak zorundayız”

Sayın Cumhurbaşkanı, ekonomiden söz ederken şunu da sormak isterim. Ülkeniz ciddi yer altı kaynaklarına ve elbette petrol rezervlerine sahip. Afrika kıtasının en büyük ikinci petrol üreticisisiniz. Petrol sonrası döneme dair vizyonunuzu merak ediyorum. Bildiğiniz gibi Suudi Arabistan, Katar başta olmak üzere dünyada pek çok ülke petrol sonrası döneme hazırlanıyor. Siz de sanıyorum ülkenizde farklı sektörleri teşvik etmek için epey uğraşıyorsunuz. Bu konuda gelecek vizyonunuzu öğrenmek isterim…

Bu alanda (petrole bağımlılığı azaltma) atmış olduğumuz adımlardan son derece umutluyum. Nitekim petrol dışındaki sektörlerden de olumlu sinyaller geliyor. Tarım alanında, aynı zamanda madencilik alanında da ciddi gelişmeler var. Madencilik derken de sadece elması kastetmiyorum, madenleri de çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Güvendiğimiz ve özellikle odaklandığımız diğer bir sektör de balıkçılık ve turizm. Tabi maalesef salgın nedeniyle turizm ciddi yara aldı ama biz bu sektörü de geliştirmek için çalışıyoruz. Kısaca özetlemek gerekirse, ekonomimizi petrole bağımlılıktan kurtarmaktan ve çeşitlendirmekten başka şansımız yok…

Petrol sonrası dönemden bahsederken, enerji alanında da kaynaklarımızı çeşitlendirdiğimizi belirtmek isterim. Bu alanda ciddi yatırım yapıyoruz. Fosil yakıtlar dışında alternatif enerji üretimini artırmak için hali hazırda devam eden önemli projelerimiz var. Fosil yakıtlardan uzaklaşmaya hazır olmamız gerekiyor, hem gezegeni korumak, hem de iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmek için. Bu zamana kadar ülkeler bu konuya fazla önem vermedi ama artık ciddi olarak adım atmamız gerekiyor.

“Türkiye’nin Libya’da verdiği destek bölge için önemli”

Sayın Cumhurbaşkanı, son sorum terörle mücadele konusunda olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu konuya değindi; Angola’nın terörle mücadelede kendisini ispatlamış bir ülke olduğunu söyledi. Angola’nın bu alandaki tecrübesini sormak istiyorum. Afrika’nın bazı bölgelerinde halen çatışmalar ve iç savaşlar görüyoruz. Angola örneğinden bu konuda ne gibi dersler alınabilir? Afrika ülkeleri, var olan savaşları bitirmede ve yenilerini önlemede nasıl bir yol izlemeli?

Angola’nın silahlı çatışmaları bitirme konusundaki tecrübesi, diyalog yoluyla çözüme dayanıyor. Bu, kardeş ülkelerimize hep verdiğimiz mesaj, hatta zaman zaman yardımcı da olduğumuz bir konu. Terörizm ve terörle mücadele konusunda şunu bilmemiz gerekiyor ki terörle müzakere olmaz. Terörle mücadele edilmesi ve savaşılması gerek. Diğer taraftan şunu da söylemeliyim, Afrika genelinde terörizmin yaygınlaştığını görüyoruz. Sahel bölgesinde ve Afrika Boynuzunda bilhassa. Ayrıca terörizm Kuzeydoğu Mozambik tarafında da canlandığını görüyoruz. Kongo’da da aynı durum var, yeni çatışmalara sahne oluyor. Angola olarak biz kardeşlerimize terörle mücadelede en etkili yolları bulma konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Ziyaretim sırasında Türkiye’nin Libya’da terörle mücadele konusunda oynadığı rol de gündeme geldi. Bu da ciddi bir yardım unsuru olabilir zira Türkiye’nin orada Libya’ya bu alanda yardımcı olduğunu biliyoruz. Libya, bölgede terörizmin merkezi konumunda. Bu nedenle eğer Libya’daki sorunu çözmeye yardımcı olursak, bunun bölge genelinde terörle mücadele konusunda çok olumlu etkileri olur.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Cumhurbaşkanı. Vakit ayırdığınız için minnettarım…

*Feyza Gümüşlüoğlu