ABD fonlama piyasalarında rekor nakit bolluğu: Repo faizleri sert düştü

ABD finans piyasalarında son haftalarda dikkat çeken gelişmelerden biri, kısa vadeli fonlama sisteminde oluşan devasa nakit fazlası oldu. Wall Street stratejistlerine göre piyasaları adeta “likidite seli”ne çeviren bu süreç, yalnızca geçici bir rahatlama değil; büyük bankaların bilanço kapasitesini kalıcı biçimde genişleten yapısal dönüşümlerin sonucu olarak görülüyor.

Mayıs ayında para piyasası fonlarına yaklaşık 120 milyar dolarlık yeni giriş yapılırken, sistemdeki fazla nakit repo piyasalarında faizlerin hızla gerilemesine yol açtı. Geçen yıl yaşanan fonlama baskılarının ardından ultra kısa vadeli faizlerde sert yükseliş görülmüş, bu nedenle ABD Merkez Bankası (Fed) bilanço küçültme sürecini durdurmak zorunda kalmıştı. Ancak bu yıl tablo tamamen tersine döndü.

REPO FAİZLERİ FED HEDEF BANDININ ALTINA GERİLEDİ

ABD’de gecelik borçlanmanın Hazine tahvilleri karşılığında gerçekleştiği repo piyasasında faizler Fed’in politika hedef aralığının alt sınırına kadar düştü. Normal şartlarda toplantılar arasında fazla hareket etmeyen efektif federal fonlama faizi son bir ayda iki kez aşağı yönlü kayarken, Hazine tahvili teminatlı borçlanma maliyetini gösteren SOFR oranı da yüzde 3,65 seviyelerinden yüzde 3,50’nin hemen üzerine indi.

Barclays, RBC Capital Markets ve Bank of America gibi büyük kurumlara göre piyasadaki bu gevşeme artık yalnızca mevsimsel hareketlerle açıklanamıyor. Analistler, sistemde daha uzun süre kalabilecek yeni bir likidite dönemine girildiğini düşünüyor.

RBC’den Blake Gwinn, “Piyasada tek bir kırılma noktası yok. Birden fazla sakinleştirici faktör aynı anda devreye girerek adeta kusursuz bir ‘anti-fırtına’ ortamı oluşturdu” değerlendirmesini yaptı.

Fonlama maliyetlerindeki kalıcı gerileme, finans sistemindeki para akışını doğrudan etkiliyor. Daha gevşek koşullar, yoğun nakit ihtiyacının olduğu dönemlerde piyasaya daha fazla hareket alanı sağlıyor. Bu durum yalnızca bankaların kredi kapasitesini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda Fed’in bilanço stratejisini ve Hazine Bakanlığı’nın kısa vadeli borçlanma politikalarını da etkiliyor.

FED ALIMLARI VE KURAL ESNEKLİKLERİ PİYASAYA GÜÇ VERDİ

Piyasadaki nakit bolluğunun temel kaynaklarından biri Fed’in yıl başında başlattığı aylık Hazine bonosu alımları oldu. Bunun yanında, küresel finans krizinden sonra getirilen bazı sermaye kurallarının gevşetilmesi de büyük bankalara milyarlarca dolarlık yeni bilanço alanı açtı.

Özellikle gelişmiş kaldıraç oranı (SLR) düzenlemesinde yapılan değişiklikler dikkat çekti. Düzenleme sayesinde büyük bankalar, stres dönemlerinde Hazine piyasasında daha fazla nakit aracılığı yapabilecek hale geldi.

Uzmanlara göre bu değişiklik, bankaların üzerindeki “kelepçelerin çözülmesi” anlamına geliyor ve tahvil piyasasında daha büyük pozisyon taşımalarını kolaylaştırıyor.

Üstelik bankalara tanınan geçiş süreci sayesinde birçok kurum, 1 Nisan’daki resmi yürürlük tarihinden önce yeni düzenlemeleri uygulamaya başladı. Bu süreçte aracı kurumların Hazine tahvili stokları mart sonunda tarihi zirve olan 557 milyar dolara kadar çıktı.

WELLS FARGO ETKİSİ: REPO PİYASASINDA YENİ GÜÇ MERKEZİ

Likiditeyi artıran bir diğer kritik unsur ise Wells Fargo’nun piyasaya güçlü dönüşü oldu. Bankanın 2025 Haziran ayında varlık sınırının kaldırılmasının ardından repo finansmanında agresif şekilde büyümesi, piyasadaki nakit kapasitesini ciddi biçimde genişletti.

Wall Street stratejistleri, Wells Fargo’nun sisteme on milyarlarca dolarlık ek bilanço alanı kazandırdığını ve geçmişte stres yaratabilecek işlemleri rahatlıkla absorbe ettiğini belirtiyor.

ABD’de küresel sistemik öneme sahip sekiz büyük bankanın toplam varlıkları yılın ilk çeyreğinde 1,3 trilyon dolar büyüdü. Bunun yaklaşık 300 milyar dolarlık kısmı ters repo işlemlerinden oluşurken, menkul kıymet portföylerinde de yaklaşık 400 milyar dolarlık artış yaşandı.

Barclays stratejisti Samuel Earl, bu tabloyu “nakit ve repo piyasalarında aracılık kapasitesinin ciddi biçimde genişlediğinin net göstergesi” olarak değerlendirdi.

FED ALIMLARINDA DURAKLAMA GÜNDEME GELEBİLİR

Likidite bolluğunun sürmesi halinde Fed’in aylık Hazine bonosu alımlarında yeni bir yavaşlama ya da tamamen duraklama ihtimali de masaya geldi.

New York Fed yetkililerinden Roberto Perli, rezerv yönetimi amacıyla yapılan tahvil alımlarının piyasa koşullarına göre yeniden ayarlanabileceğini söyledi. Fed daha önce aylık bono alımlarını 40 milyar dolardan önce 25 milyar dolara, ardından yaklaşık 10 milyar dolar seviyesine düşürmüştü.

TD Securities stratejisti Gennadiy Goldberg ise mevcut alım hızının zaten oldukça düşük olduğuna dikkat çekerek, “Fonlama koşulları uzun süre gevşek kalırsa yeni bir duraklama ihtimali kesinlikle göz ardı edilmemeli” yorumunu yaptı.

Her ne kadar son günlerde Hazine ihale ödemeleri nedeniyle repo faizlerinde sınırlı toparlanma görülse de işlem masaları piyasadaki nakit fazlasının halen sürdüğünü belirtiyor.

Özellikle Federal Home Loan Banks gibi büyük kurumların cazip faizlerden yararlanmak amacıyla piyasaya düzenli şekilde nakit aktarmayı sürdürmesi, likidite koşullarını destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.

Analistlere göre ABD fonlama piyasasında oluşan bu yeni denge, gecelik repo faizlerinin uzun süre yılın ilk çeyreğindeki seviyelerin altında kalmasına neden olabilir.