Enflasyon hedefi kağıtta mı kaldı? Emre Alkin’den Merkez Bankası yorumu

Prof. Dr. Emre Alkin, EKOTÜRK TV ekranlarında yayımlanan Günün Yorumu programında, Türkiye ekonomisinin en sıcak başlıklarından biri olan 2026 enflasyon hedefi üzerinden dikkat çeken bir analiz yaptı. Alkin’e göre mesele artık bir oran tartışması olmaktan çıkmış durumda; konu doğrudan kurumsal güven meselesine dönüşmüş durumda.

12 ŞUBAT VURGUSU: GÖZLER ENFLASYON RAPORUNDA

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın, 12 Şubat Perşembe günü 2026 yılının ilk Enflasyon Raporu’nu açıklayacağını hatırlatan Alkin, piyasanın tek bir soruya kilitlendiğini ifade etti:
Yüzde 16 olarak belirlenen enflasyon hedefi revize edilecek mi?

Hatırlanacağı üzere, 2026 yılı için belirlenen hedef yüzde 16, tahmin aralığı ise yüzde 13–19 bandındaydı. Ancak ocak ayında açıklanan enflasyon verisinin ardından bu hedefin gerçekçilik zemini ciddi biçimde sorgulanmaya başlandı.

“HEDEF DEĞİL, TEMENNİ NOKTASINA GELDİ”

Alkin’e göre, Merkez Bankası açısından en kritik sorun hedefin revize edilip edilmemesi değil; hedeflerin artık politik bir çıpa olmaktan çıkmış olması.

“Hedef dediğiniz şey, ulaşmak için politika ürettiğiniz sayıdır; bugün Merkez Bankası’nın açıkladığı rakamlar ise temenni niteliği taşıyor.”

Bu noktada Alkin, hedeflerin sık sık tutmamasının artık bir istisna değil, alışkanlık haline geldiğine dikkat çekti.

TUTMAYAN TAHMİNLER VE SÜREKLİ GEREKÇELER

2023 Haziran ayından bu yana açıklanan hiçbir enflasyon patikasının gerçekleşmediğini vurgulayan Alkin, her rapor döneminde ya revizyon beklentisi oluştuğunu ya da doğrudan revizyona gidildiğini söyledi. Üstelik bu sapmaların sürekli olarak geçici nedenlerle açıklandığını belirtti.

Olumsuz hava koşulları, gıda fiyatları, kur geçişkenliği, jeopolitik riskler ve küresel gelişmeler gibi gerekçelerin artık kamuoyunda ikna edici bulunmadığını dile getiren Alkin, esas problemin kalıcı enflasyon gerçeğinin göz ardı edilmesi olduğunu vurguladı.

ASIL SORUN: CİDDİYE ALINMAYAN YÖNETİM

Alkin’in değerlendirmesinde en çarpıcı noktalardan biri, Merkez Bankası’nın kurumsal yapısıyla yönetim algısı arasındaki fark oldu. Merkez Bankası’nın köklü ve saygın bir kurum olduğunu ifade eden Alkin, buna karşın mevcut yönetimin piyasa nezdinde karşılık üretmediğini dile getirdi.

“Piyasa sizi dinlemeyi bırakırsa, elinizdeki en güçlü silah olan sözlü yönlendirme de ortadan kalkar.”

Ne reel sektörün ne hane halkının ne de yatırımcıların, Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini fiyatladığını belirten Alkin, firmaların planlarını resmi patikalara göre değil, sahadaki reel fiyatlara bakarak yaptığını söyledi.

GÜVEN EROZYONU DERİNLEŞİYOR

Vatandaşın enflasyon beklentisini raporlardan değil, doğrudan market raflarındaki etiketlerden okuduğunu ifade eden Alkin, üst üste boşa çıkan hedeflerin ciddi bir güven kaybı yarattığını belirtti.

“Türkiye’de enflasyon hedefi tartışması artık rakam değil, kurumsal güven tartışmasıdır.”

Bu noktada hedefin değiştirilmesinin de değiştirilmemesinin de tek başına çözüm üretmeyeceğini savunan Alkin, her iki senaryonun da piyasa açısından inandırıcılık sorununu çözmeyeceğini dile getirdi.

İNAT MI, GÜVENİ ONARMA ÇABASI MI?

Alkin’e göre Merkez Bankası, mevcut hedefleri bir politika aracı olarak değil, adeta bir kurumsal inat göstergesi olarak savunuyor. Oysa esas ihtiyaç duyulan şeyin, güven erozyonunu kabul edip bunu onaracak bir yaklaşım olduğunu vurguluyor.

Hedefin revize edilmesi durumunda “Neden bu kadar geç kalındı?” sorusunun gündeme geleceğini, değiştirilmemesi halinde ise hedeflerin tamamen göz ardı edileceğini belirten Alkin, ortaya çıkan tablonun bir merkez bankası için son derece ağır olduğunu söyledi.

RAKAM DEĞİL, SONUÇ ÜRETEN SÖZ ÖNEMLİ

Değerlendirmesini net bir çerçeveyle tamamlayan Alkin, enflasyon hedefinin kaç olduğu kadar, o hedefin arkasında durulup durulmadığının önemli olduğunu vurguladı. Aksi halde, hedef değişse de değişmese de kimsenin ciddiye almadığı bir merkez bankası gerçeğinin kalıcı hale geleceğini ifade etti.