G7 Zirvesinde ABD-Avrupa krizi: Rubio ile Avrupalı bakanlar arasında sert atışma
Fransa’nın başkenti Paris yakınlarında düzenlenen G7 Dışişleri Bakanları toplantısı, Batı ittifakı içinde uzun süredir biriken görüş ayrılıklarının açık bir çatışmaya dönüşmesine sahne oldu. ABD ile Avrupalı müttefikler arasında yaşanan söz düellosu, yalnızca zirvenin gündemini değil, küresel dengeleri de etkileyecek yeni bir kırılmanın habercisi olarak yorumlandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, toplantının son gününde yaptığı çıkışlarla dikkat çekti. Avrupa ülkelerini çifte standart uygulamakla suçlayan Rubio, Washington yönetiminin özellikle Ukrayna savaşında üstlendiği yükün karşılıksız kaldığını dile getirdi.
“ABD, küresel krizlerde sürekli ön safta yer alıyor ancak kendi güvenliği söz konusu olduğunda aynı desteği göremiyor.”
Rubio’nun bu sözleri, özellikle Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim bağlamında Avrupa’nın tutumuna yönelik sert bir eleştiri olarak değerlendirildi. ABD tarafı, bölgedeki güvenlik risklerinin arttığını savunurken, Avrupalı ülkelerin daha temkinli bir yaklaşım benimsemesi dikkat çekti.
AVRUPA CEPHESİNDEN YANIT: “HUKUKİ ZEMİN NET DEĞİL”
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise ABD’nin eleştirilerine karşı çıkarak, olası bir askeri operasyon için gerekli hukuki çerçevenin henüz oluşmadığını vurguladı. Ayrıca Washington’dan resmi ve net bir talep gelmediğine işaret etti.
Fransa adına konuşan Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiğini ve olası müdahalelerin yalnızca savunma amaçlı olabileceğini ifade etti.
“Avrupa, askeri adımlar konusunda aceleci davranmayacak ve uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edecek.”
Bu açıklamalar, Avrupa’nın ABD’ye kıyasla daha kontrollü ve çok taraflı diplomasiye dayalı bir strateji izlediğini ortaya koydu.
UKRAYNA VE ORTADOĞU DENKLEMİ AYNI MASADA
Zirvede öne çıkan bir diğer başlık ise Ukrayna savaşı ile Orta Doğu’daki gelişmelerin aynı stratejik çerçevede ele alınması oldu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Rusya ile İran arasındaki askeri iş birliğine dikkat çekti.
Avrupalı yetkililer, Moskova’nın Tahran’a sağladığı destek üzerinden iki kriz alanını birbirine bağlayan bir güvenlik perspektifi geliştirmeye çalıştı. Bu yaklaşım, Batı bloğunun tehdit algısının genişlediğini gösterirken, ABD tarafı ise önceliklerin farklılaştığı mesajını verdi.
Rubio ise bu değerlendirmelere sert tepki göstererek, Washington’ın Ukrayna’daki rolünü hatırlattı:
“Ukrayna savaşı doğrudan ABD’nin savaşı değil ancak en büyük mali ve askeri katkıyı yine biz sağladık.”
TRANSATLANTİK İTTİFAKTA YENİ DÖNEM SİNYALİ
Zirvede yaşanan bu sert tartışmalar, ABD ile Avrupa arasındaki stratejik uyumun giderek zayıfladığına işaret etti. Özellikle Donald Trump yönetiminin dış politika yaklaşımına dair verilen mesajlar, NATO ve transatlantik ilişkilerin geleceğine yönelik soru işaretlerini artırdı.
Uzmanlara göre G7 toplantısındaki bu gerilim, yalnızca anlık bir diplomatik kriz değil; aynı zamanda Batı ittifakının önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları barındırıyor.
