Gelişmekte olan piyasalardan Mart’ta rekor çıkış: EM piyasalarında tarihi satış dalgası
Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) yayımladığı son veriler, küresel yatırım akımlarında dikkat çekici bir kırılmaya işaret etti. Mart ayında gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından yaşanan yoğun çıkışlar, finansal dengelerde önemli bir değişimin sinyalini verdi. Yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin belirginleştiği bu dönemde, portföylerin hızla güvenli limanlara yöneldiği görüldü.
IIF verilerine göre Mart ayında gelişmekte olan piyasalardan net 56 milyar dolarlık çıkış yaşanarak son 20 yılın en yüksek aylık sermaye kaybı kaydedildi.
Bu sert hareket, yalnızca rakamsal büyüklüğüyle değil, aynı zamanda hız ve yayılım açısından da dikkat çekiyor. Küresel fonların yön değiştirmesi, özellikle kırılgan ekonomilerde piyasa derinliğini azaltarak dalgalanmayı artırdı.
REKOR SEVİYEDE SERMAYE KAÇIŞI VE TARİHİ KARŞILAŞTIRMA
Açıklanan rakamlar, geçmiş kriz dönemleriyle kıyaslandığında bile çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Pandeminin en sert hissedildiği 2020 yılının Mart ayında kaydedilen 52,4 milyar dolarlık çıkış geride bırakıldı.
Mart 2026’da kaydedilen bu çıkış, pandemi dönemindeki zirveyi aşarak finans tarihinin en büyük aylık hisse senedi çıkışı olarak kayıtlara geçti.
Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca geçici bir dalgalanma değil, aynı zamanda küresel sermaye akımlarında yapısal bir dönüşümün habercisi olabilir.
PİYASALARDA LİKİDİTE DARALDI, İŞLEM HACİMLERİ GERİLEDİ
Sermaye çıkışlarının yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerde likidite koşullarını ciddi biçimde zayıflattı. Birçok borsada işlem hacimleri son yılların en düşük seviyelerine yaklaşırken, volatilite belirgin şekilde arttı.
Yatırımcıların riskten kaçınarak pozisyonlarını hızla kapatması, gelişmekte olan piyasalarda son yirmi yılın en zayıf likidite koşullarından birinin oluşmasına neden oldu.
Bu durum, özellikle yabancı yatırımcıya bağımlı piyasalar için daha derin fiyat hareketlerini beraberinde getirdi.
JEOPOLİTİK GERİLİMLER VE PARA POLİTİKALARI BELİRLEYİCİ OLDU
Mart ayındaki sert çıkışın arkasında küresel ölçekte artan jeopolitik riskler öne çıktı. Orta Doğu’da yükselen tansiyon ve büyük güçler arasındaki gerilim, yatırımcıların risk algısını hızla değiştirdi.
ABD, İsrail ve İran hattında artan çatışma ihtimali, küresel fonların gelişmekte olan ülkelerden çıkarak daha güvenli varlıklara yönelmesine neden oldu. Özellikle ABD tahvilleri ve güçlü rezerv para birimlerine olan talep dikkat çekti.
Bunun yanında gelişmiş ülkelerdeki sıkı para politikaları da etkili oldu. Yüksek faiz ortamı, yatırımcıların daha düşük riskli ve getirisi daha öngörülebilir enstrümanlara yönelmesini hızlandırdı.
ASYA VE LATİN AMERİKA EN FAZLA ETKİLENEN BÖLGELER ARASINDA
IIF raporu, sermaye çıkışlarının bölgesel dağılımına da ışık tuttu. Asya ve Latin Amerika’daki büyük gelişmekte olan ekonomilerin bu süreçten en fazla etkilenen bölgeler olduğu belirtildi.
Bu ülkelerde hem yerel para birimleri üzerinde baskı oluştu hem de borsa endekslerinde sert geri çekilmeler görüldü. Küresel fonların yeniden dengelenme sürecine girmesi, bu piyasalarda kısa vadede oynaklığın sürebileceğine işaret ediyor.
