İran, Trump ablukasını nasıl aşacak? İşte senaryolar

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik askeri ve diplomatik hamlelerinden sonuç alamayınca bu kez ekonomik kuşatma kartını devreye aldı. İran limanlarını hedef alan abluka kararı, sadece iki ülke arasındaki gerilimi değil, küresel enerji dengelerini de sarsacak yeni bir sürecin kapısını araladı. Ancak sahadaki tablo, kazananın değil, kaybedenin daha net görüldüğü bir çıkmazı işaret ediyor.

ENERJİ DAMARINA BASKI: WASHINGTON’UN YENİ STRATEJİSİ

ABD yönetimi, İran ekonomisinin bel kemiği olan enerji ihracatını hedef alarak Tahran’ı masaya zorlamayı planlıyor. Petrol ve doğalgaz gelirleri, İran ekonomisinin yaklaşık yüzde 15’ini oluştururken, bu alana yapılacak baskının rejim üzerinde ciddi bir etki yaratması bekleniyor. Ancak İran’ın bugüne kadar gösterdiği direnç, bu stratejinin kısa vadede sonuç vermesini zorlaştırıyor.

İRAN EKONOMİSİ ZATEN DARBE ALMIŞ DURUMDA

Savaşın başlamasından önce dahi yaptırımlar altında zorlanan İran ekonomisi, son saldırılarla birlikte daha da kırılgan hale geldi. Çelik ve petrokimya sektörlerinin büyük bölümü zarar görürken, yüz binlerce kişi işsiz kaldı. Tahminlere göre savaşın başından bu yana bir milyondan fazla kişi işini kaybetti.

İRAN ZAMANA OYNUYOR: STRATEJİ SABIR ÜZERİNE KURULU

Tahran yönetimi ise farklı bir hesap yapıyor. İran’a göre zaman kendi lehine işliyor. ABD’de yaklaşan seçim süreci ve artan enerji fiyatlarının siyasi baskı oluşturacağı düşünülüyor. İran yönetimi, ekonomik baskıya rağmen daha uzun süre dayanabileceğine inanıyor ve Washington’un geri adım atmasını bekliyor.

Bu çerçevede İran, abluka öncesinde yaklaşık 100 milyon varil petrolü denizlere göndererek önemli bir stok oluşturdu. Bu hamle, kısa vadede ihracat gelirlerinin tamamen kesilmesini engelleyebilecek kritik bir önlem olarak görülüyor.

ABD DAHA GÜÇLÜ AMA RİSKLER ARTIYOR

ABD’nin enerji açısından kendine yeterli olması, uzun süreli bir mücadelede Washington’un elini güçlendiriyor. Ancak bu durum, küresel ekonominin aynı ölçüde dayanıklı olduğu anlamına gelmiyor. Avrupa’dan Asya’ya kadar birçok bölge, enerji arzındaki daralma nedeniyle ciddi ekonomik baskı altında.

KÜRESEL EKONOMİ İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim, dünya ticaretinin önemli bir bölümünü tehdit ediyor. Körfez ülkelerinde turizm ve yatırım neredeyse durma noktasına gelirken, Asya’da üretim yavaşlıyor, Afrika’da yakıt kıtlığı baş gösteriyor. Avrupa’da ise jet yakıtı sıkıntısı, yaz sezonunda havacılığı sekteye uğratma riski taşıyor.

ABD VE İRAN KARŞILIKLI DAYANIKLILIK TESTİNDE

Bu kriz artık doğrudan bir savaştan çok, bir dayanıklılık mücadelesine dönüşmüş durumda. Washington ve Tahran arasındaki bu güç savaşı, “kim daha uzun dayanacak?” sorusuna kilitlenmiş durumda. Her iki taraf da geri adım atmazken, küresel ekonomi bu gerilimin maliyetini üstleniyor.

ASKERİ GERİLİM TIRMANABİLİR: YENİ CEPHELER GÜNDEMDE

ABD donanmasının bölgedeki yoğun varlığı ablukayı desteklerken, İran’ın asimetrik hamleleri riskleri artırıyor. İnsansız hava araçları ve füze tehditleri, dar coğrafyada ciddi güvenlik riskleri yaratıyor. Ayrıca İran’ın Yemen’deki müttefikleri üzerinden yeni deniz hatlarını hedef alması ihtimali, krizi daha da büyütebilir.

ÇİN FAKTÖRÜ DENKLEMİ DEĞİŞTİREBİLİR

Krizin en kritik bilinmeyenlerinden biri ise Çin. Körfez’de önemli bir ticari varlığa sahip olan Pekin yönetimi, ablukaya karşı çıkıyor. Olası bir ABD-Çin gerilimi ise krizi küresel bir çatışma riskine dönüştürebilir.