Joe Kent konuştu: “İran tehdit değildi, Hamaney engelleyiciydi”
ABD’de İran politikasıyla ilgili sarsıcı bir istifa, Washington kulislerinde geniş yankı uyandırdı. Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, İran’a yönelik askeri adımları “vicdani olarak destekleyemediğini” belirterek görevini bıraktı. İstifasının ardından yaptığı açıklamalar ise yalnızca ABD iç politikasını değil, küresel dengeleri de tartışmaya açtı.
Kent, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde İran’a yönelik alınan kararların dar bir çevrede şekillendiğini ve farklı görüşlerin sistematik biçimde dışlandığını ileri sürdü. Özellikle kritik güvenlik değerlendirmelerinin liderlik seviyesine ulaşmasının engellendiğini vurgulayan Kent, karar alma süreçlerine ilişkin ciddi eleştiriler yöneltti.
KARAR SÜRECİ TARTIŞMASI: “FARKLI GÖRÜŞLER ENGELLENDİ”
Kent’e göre İran’a yönelik askeri hamleler öncesinde birçok üst düzey yetkili endişelerini dile getirmek istedi ancak bu görüşler doğrudan Başkan’a iletilemedi.
“Bu son adım atılmadan önce pek çok kritik ismin görüşlerini sunmasına izin verilmedi.”
ABD yönetimi içinde alternatif değerlendirmelerin göz ardı edildiğini ifade eden Kent, kararların kapalı kapılar ardında ve sınırlı bir danışma mekanizmasıyla alındığını söyledi.
İSTİHBARAT VURGUSU: “SOMUT TEHDİT YOKTU”
Kent’in en dikkat çeken açıklamalarından biri ise İran’ın ABD’ye yönelik yakın bir saldırı hazırlığında olduğuna dair herhangi bir somut veri bulunmadığı yönündeydi.
“İran’ın ABD üslerine ya da ana karasına saldıracağına dair elimizde doğrulanmış bir istihbarat yoktu.”
Bu değerlendirme, Washington’da İran’ın “acil tehdit” olarak tanımlanmasına dayanak oluşturan gerekçeleri sorgulatan en kritik başlıklardan biri oldu.
HAMANEY DEĞERLENDİRMESİ: “RADİKALLEŞME RİSKİ ARTAR”
Kent, İran lideri Ali Hamaney’in rolüne ilişkin yaptığı analizle de dikkat çekti. Hamaney’in nükleer programı tamamen serbest bırakmayan bir çizgide tuttuğunu savunan Kent, liderliğin ortadan kaldırılmasının ters etki yaratabileceğini dile getirdi.
“Hamaney’i ortadan kaldırmak, rejimi zayıflatmak yerine halkın daha fazla kenetlenmesine yol açabilir.”
Bu görüş, bölgedeki güç dengeleri ve rejim içi dinamikler açısından önemli bir uyarı olarak değerlendirildi.
“ABD, ÇATIŞMAYA SÜRÜKLENİYOR” İDDİASI
Kent, ABD’nin İran’la doğrudan bir çatışmaya girmesinde İsrail’in etkisinin belirleyici olduğunu savundu. ABD dış politikasının bölgedeki müttefiklerin yönlendirmesiyle şekillendiğini ima eden Kent, bu durumun uzun vadede Washington’un stratejik bağımsızlığına zarar verebileceğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun İran’ı “acil tehdit” olarak nitelendirmesine de karşı çıkan Kent, bu yaklaşımın somut verilerle desteklenmediğini ifade etti.
TRUMP İLE SON GÖRÜŞME: “NAZİK AMA AYRI DÜŞTÜK”
Kent, görevden ayrılmadan önce Başkan Trump ile birebir görüştüğünü ve sürecin saygılı bir şekilde tamamlandığını aktardı. Görüşmenin yapıcı geçtiğini belirten Kent, fikir ayrılıklarına rağmen kişisel ilişkilerin zarar görmediğini dile getirdi.
İSTİFA MEKTUBUNDA ÇARPICI İFADELER
Kent, 17 Mart’ta yayımladığı istifa mektubunda İran’a yönelik askeri operasyonların ABD’nin ulusal çıkarlarına hizmet etmediğini savundu. Ayrıca ülkesinin, dış baskılar ve lobilerin etkisiyle bu sürece sürüklendiğini öne sürdü.
Uzun yıllar sahada görev yaptığını hatırlatan Kent, yeni bir savaşın Amerikan halkına fayda sağlamayacağını belirterek özellikle genç nesillerin bu tür çatışmalara gönderilmesine karşı çıktığını vurguladı.
