FAO, Türkiye'nin orman yangınları deneyimini Orta Asya ülkelerine aktarıyor

FAO, Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadele deneyimini Orta Asya ülkeleriyle paylaşıyor. Bu kapsamda Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan için ortak eğitim programları yürütülüyor.
FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, çalışmalar hakkında bilgi verdi. Buna göre Türkiye'nin ormancılık alanındaki birikimi bölgesel işbirliğinde kullanılıyor. Ayrıca uydu tabanlı erken uyarı sistemlerinden yararlanılıyor.
Türkiye'de 2025 yılında 3 bin 224 orman yangını çıktı ve 81 bin 473 hektar alan zarar gördü.
Türkiye'de orman yangınlarında yanan alan arttı
Selışık, Akdeniz Havzası'nın küresel ortalamadan daha hızlı ısındığını belirtti. Dolayısıyla iklim koşulları yangın risklerini de artırıyor.
OGM verilerine göre 2025'te Türkiye'de 3 bin 224 orman yangını kaydedildi. Yangınlardan 81 bin 473 hektarlık alan etkilendi.
Üstelik yangın sayısı önceki yıla göre geriledi. Buna karşılık yanan alan yaklaşık 3 katına çıktı. Böylece değişen yangın davranışlarının etkisi daha belirgin hale geldi.
2026'nın ilk 8 ayında ise 1038 yangın kayıtlara geçti. Yaklaşık 1962 hektarlık alan zarar gördü. Ancak mevsimsel kuraklık ve biriken biyokütle yakından takip ediliyor.
Aşırı yangınların sıklığı yüzde 50 artabilir
FAO ve UNEP değerlendirmeleri küresel risklerin artabileceğine işaret ediyor. Buna göre aşırı yangınların sıklığı yüzyıl ortasına kadar yüzde 30 yükselebilir.
Yüzyıl sonuna doğru ise artış yüzde 50'ye ulaşabilir. Ayrıca ormanlar küresel biyolojik çeşitliliğin yaklaşık yüzde 80'ini barındırıyor.
Bunun yanında ormanlar önemli karbon yutakları arasında bulunuyor. Bu nedenle yangınlar ekosistemlerin iklim direncini de etkiliyor.
İnsan kaynaklı yangınların oranı yüzde 90'a yaklaştı
Selışık, Türkiye'deki yangınların önemli bölümünün insan faktöründen kaynaklandığını bildirdi. Geçen yıl bu oran yüzde 90'a yaklaştı.
Ayrıca ihmal kaynaklı yangınlar 40 bin hektardan fazla alanı etkiledi.
Bu nedenle FAO, yalnızca yangın söndürmeye dayalı bir yaklaşım uygulamıyor. Bütünleşik Yangın Yönetimi modeliyle önleyici çalışmalar da yürütülüyor.
Model; risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerini birlikte ele alıyor. Bununla birlikte yerel topluluklara yönelik eğitim faaliyetleri destekleniyor.
Yangın riski yüksek bölgelerde yerel halk sürece katılıyor
FAO, özellikle İzmir, Muğla ve Antalya'daki kırsal topluluklarla çalışmalar yürütüyor. Yerel halk, yangın yönetiminin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Böylece risklerin önceden azaltılması ve sürdürülebilir arazi kullanımı destekleniyor. Ayrıca yangın sonrası iyileştirme çalışmalarına yerel deneyim dahil ediliyor.
Antalya'daki Uluslararası Türk Ormancılık Eğitim Merkezi'nin kapasitesi de geliştiriliyor. Merkezde simülasyon sistemleri ve modern eğitim programları kullanılıyor.
Bunun sonucunda Türkiye, Orta Asya ve Kafkasya'dan uzmanlara eğitim veriliyor.
Yangın sonrası ekosistemler için restorasyon rehberi hazırlandı
FAO, yangınlardan zarar gören ekosistemler için restorasyon çalışmaları da yürütüyor. Bu kapsamda 2021'deki büyük Muğla yangınlarının ardından proje başlatıldı.
Çalışmalar OGM ve Doğa Koruma Merkezi işbirliğiyle gerçekleştirildi. Böylece yangınların biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri incelendi.
Ayrıca Türkiye'nin kapsamlı Biyolojik Çeşitlilik Odaklı Yangın Sonrası Ekosistem Restorasyonu Rehberi hazırlandı.
Rehber, doğal gençleşmenin desteklenmesine yönelik bilimsel yöntemler içeriyor. Bunun yanında erozyonun önlenmesi ve habitatların korunmasına odaklanıyor.
Türkiye'nin yangınla mücadele deneyimi Orta Asya'ya aktarılıyor
FAO, Güney-Güney işbirliği kapsamında Türkiye'nin deneyimini farklı ülkelere taşıyor. Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile ortak eğitimler düzenleniyor.
Bunun yanı sıra UNEP ile teknolojik altyapı çalışmaları yürütülüyor. Küresel Yangın Yönetim Merkezi üzerinden uydu tabanlı erken uyarı sistemleri kullanılıyor.
Yangın davranış analizleri de sahadaki karar vericilere sunularak müdahale ve risk yönetimi destekleniyor.
Böylece yangın öncesi risk azaltma çalışmaları ile müdahale süreçleri birlikte ele alınıyor. Ayrıca yangın sonrasındaki ekosistem restorasyonu bütünleşik yaklaşımın parçası olarak uygulanıyor.




