2008 VE 2020 MERKEZ BANKALARI HAMLELERİ

Merkez Bankalarının daha ne kadar kurşunu var? 

Koronavirüs salgınının hem psikolojik hem ekonomik etkilerinin altında kaldığımız mart ayının sonuna geldik. İşin psikolojik boyutunu konunun uzmanlarına bırakırsak, ekonomi tarafında Merkez Bankalarının hamleleri ve devletlerin piyasaları destekleyici müdahalelerinin şu an için yangını durdurmaya yönelik olduğunu söylemek mümkün. Birbiri ardına gelen hamlelerin boyutuna bakıldığında olayın ciddiyeti, önceki krizlere kıyasla rakamların büyüklüğünden de rahatlıkla anlaşılıyor.

En yakın dönemde yaşanmış krizin 2008/2009 yıllarında gerçekleştiğini hatırlayalım. Bu zaman zarfı içerisinde de hem merkez bankalarından faiz indirimleri hem de piyasaları destekleyici hamleler görülmüştü. Rakamsal bazda incelendiğinde dünyanın 5 büyük ekonomisinin merkez bankalarından 2.5 trilyon dolarlık hamle takip edilmişti. Dağılım itibarıyla 1 Trilyon doları ağırlıklı olarak Çin başta olmak üzere İngiltere MB ve Japonya MB tarafından sağlanmıştı. Geriye kalan 1.5 trilyon doların ise yaklaşık %80’i FED, kalanı da Avrupa Merkez Bankası tarafından tedarik edildi. Mevcut para akışı ise bu dönem içerisinde bankalara dağıtıldı. (Bu krizin finansal bir kriz olduğunu ve ABD ağırlıklı yaşandığını göz önünde bulundurmakta fayda var)

 

İnsanlar sokağa çıkmadıkça para ne işe yarar?

Mevcut pandemi krizi döneminde de benzer hamlelerin daha büyük rakamlarını yine merkez bankalarından izledik. Şu ana kadar kabaca 5.8 trilyon dolar faiz indirimleri ve hamlelerle nakit akışı sağlanırken, bu rakamın neredeyse yarısı FED tarafından geldi. Geri kalan pastanın 4’te 1’i Avrupa Merkez Bankası’ndan, devamı ise İngiltere, Japonya ve Çin Merkez bankalarından sağlandı. Bu parasal büyüklük neredeyse toplam dünya GSYH’nın %10’unu işaret etmekte. 2008’de bankalara verilen likiditenin, bu krizde vatandaşlara ve çalışanlara yönelik olduğunun da altını çizmek gerek. Esas soru bundan sonra ne kadar daha merkez bankaların kurşun atma şansı var? İnsanlar sokağa çıkmadıkça para ne işe yarar?

Bu gelişmelerin yanında biraz da bu haftanın geneline odaklanacak olursak, yurtiçi ve küresel gelişmelere dair çok önemli makro verileri takip edeceğimiz bir haftadayız. Bu hafta açıklanacak veriler olayın ciddiyetini ve rakamlara ne denli etki yarattığını görmemiz açısından da önem sarf ediyor. Cuma günü Mart ayına dair enflasyon rakamlarını izleyeceğiz. Enerji kaynaklı girdi maliyetlerinin düşmesinin Üfe tarafındaki etkilerini, talep bazlı azalmanın da Tüfe tarafındaki başlıca göstergelerini takip edeceğiz. Küresel tarafta ise 40 ülkeden imalat ve hizmet PMI Mart rakamlarının açıklanması beklenmekte. İmalat biraz daha gecikmeli etkisini gösterebilir fakat hizmet PMI’larında ciddi geri çekilmeler görürsek şaşırmamak lazım. En nihayetinde yüz yüze servisin neredeyse 0’a gerilediği bir dönemdeyiz. Son olarak ABD’den ‘muhteşem üçlü’nün (Tarımdışı istihdam, işsizlik, saatlik ortalama kazançlar) açıklandığı hafta da yine bu hafta olacak. Bu, koronavirüsün ABD ekonomisi üzerindeki etkilerinin ne boyutta olduğunu görmek açısından büyük önem taşıyacak.