AB’nin dev ticaret anlaşmaları karşısında Türkiye harekete geçmeli

Dış ticaret hacmi

AB, 2026 yılına iki dev ticaret anlaşmasıyla girdi: Latin Amerika ülkelerinden oluşan Mercosur ve Hindistan. Her iki anlaşma da yaklaşık 20 yıldır müzakere ediliyordu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa Birliği’ne yönelik gümrük tarifelerini bir tehdit unsuru olarak kullanması ve Danimarka’ya bağlı Grönland’ı topraklarına katma yönündeki çıkışlarının ardından süreç bir anda hızlandı.

AB ve İngiltere, ABD’nin yarattığı belirsizlik ortamından kaçabilmek için ticaret sepetini hızla çeşitlendirmeye çalışıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen dünya düzeninde Avrupa’nın asli müttefiki olan ABD, artık Avrupa açısından güvenilir bir müttefik olarak görülmüyor. Hatta İtalya Başbakanı Meloni’yi ABD’ye gönderip “suyuna gitmek” de artık AB–ABD ilişkilerini kurtarmaya yetmiyor.

Şimdi gelin, isterseniz son haftalarda dünyada yeniden şekillenen ticaret paktlarını biraz daha yakından inceleyelim.

AB, Latin Amerika ile entegre olacak 

Latin Amerika’nın önde gelen ekonomilerinden Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’dan oluşan Mercosur ülkeleri ile AB yaklaşık 20 yıldır kapsamlı bir ticaret anlaşması için müzakere yürütüyordu. Başta İtalya olmak üzere pek çok AB ülkesindeki çiftçiler ise bu anlaşmayı uzun süredir protesto ediyor.

Buna rağmen ABD’nin öngörülemez politikaları yüzünden AB, süreci daha fazla uzatmadan 17 Ocak’ta Mercosur ülkeleriyle anlaşma sağladı.

Bu anlaşma öylesine önemli ki demografik olarak yaşlanan 450 milyonluk AB, Latin Amerika ekonomilerinin dinamizmiyle ayağa kalkmayı hedefliyor. Anlaşma sonucunda AB ve Mercosur ülkelerinin toplam pazarı 780 milyonluk bir nüfusa yükseliyor. Bu, yaklaşık 22 trilyon dolarlık bir ekonomik birliktelik anlamına geliyor. Daha ne olsun?

Hindistan: “tüm anlaşmaların anası”

Bir diğer son derece önemli ticaret anlaşması ise AB–Hindistan arasında geçtiğimiz hafta imzalandı. Yaklaşık 20 yıldır müzakere edilen anlaşma, AB tarafından “tüm anlaşmaların anası” olarak tanımlandı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, anlaşmanın ekonomik bağları derinleştireceğini, yeni ticari fırsatlar yaratacağını ve dünyanın en büyük iki demokrasisi arasındaki ortaklığı güçlendireceğini söyledi. Anlaşma kapsamında tekstil, otomotiv, mücevher, makine, deri ürünleri ve el sanatları gibi birçok sektörde tarifeler düşürülecek.

Özellikle Avrupa otomotiv sektörü için Hindistan’ın ithal araçlara uyguladığı vergilerin yüzde 110’dan yüzde 10’a kadar indirilmesi dikkat çekiyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de bu anlaşmayı bu ifadeyle tanımladı. Anlaşma, yaklaşık 2 milyar insanı etkileyebilecek büyüklükte.

Buna göre AB’nin Hindistan’a ihracatının yüzde 97’sinde, Hindistan’ın AB’ye ihracatının ise yüzde 99’unda gümrük tarifeleri düşürülecek.

Çin’e giden liderler ve değişen rüzgâr

Sözüm ona Çin’e karşı Batı bir araya gelecekti? Bu yılın ilk ayında Pekin neredeyse liderler zirvesine ev sahipliği yaptı desek yeridir.

Trump’ın çıkışlarıyla yön arayan liderler soluğu Çin’de aldı: Kanada Başbakanı Mark Carney, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İrlanda Başbakanı Leo Varadkar, Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb. Sadece son bir ayda beş lider Pekin’i ziyaret etti.

İngiltere Başbakanı Starmer’a 50 iş insanı eşlik etti. Başbakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre ziyaret kapsamında 2,2 milyar sterlinlik ihracat anlaşması, yaklaşık 2,3 milyar sterlinlik pazar erişimi kazanımı ve yüz milyonlarca sterlin tutarında yeni yatırım güvence altına alındı.

Çin, viskide uyguladığı yüzde 10’luk gümrük vergisini yüzde 5’e düşürmeyi kabul etti. Hükümet hesaplamalarına göre bu adımın önümüzdeki beş yılda İngiltere ekonomisine yaklaşık 250 milyon sterlin katkı sağlaması bekleniyor.

Ayrıca Çin, İngiliz vatandaşlarına 30 güne kadar vizesiz seyahat imkânı tanıdığını duyurdu. Önümüzdeki aylarda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in de Londra’da kraliyet tarafından ağırlanması bekleniyor. Daha düne kadar İngiltere, Çin’e yönelik sert söylemleriyle dikkat çekiyordu.

Türkiye: 30 yıllık Gümrük Birliği, 66 yıllık bekleyiş

Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne gireli tam 30 yıl oluyor. 1959 yılından bu yana kapısında beklediğimiz Avrupa Birliği, en yakın ticaret ortağımız olmasına rağmen ne vize serbestisi konusunda somut bir adım atıyor ne de Gümrük Birliği anlaşmasını güncellemek konusunda istenen hızda ilerliyor.

Üyelik süreci devam eden Türkiye, küresel ticaret paradigmalarının yeniden şekillendiği bir dönemde bir kez daha bu sürecin dışında kalıyor.

Oysa 2015 yılında sığınmacı ve göç baskısıyla sarsılan AB’nin güçlü sesi Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’den yardım istemişti. Aradan geçen zamanda Avrupa, Trump’ın öngörülemez politikaları nedeniyle yeni ortaklarla ilişkilerini güçlendirme kararı aldı.

Bu süreçte Türkiye’nin, özellikle Avrupa’nın göç ve güvenlik meselelerini bir kez daha güçlü bir şekilde gündeme getirmesi gerekiyor. Gümrük Birliği güncellenmeli, vize serbestisi hakkı elde edilmeli.

Kültürel ve ekonomik olarak bu kadar yakın iki ekonominin halkları da özgürce hareket edebilmeli. Güvenlik ve göç konularında Türkiye’yi stratejik ortak olarak gördüklerini söyleyenlere, bu ortaklığın somut gerekleri hatırlatılmalı ve net bir talep listesi Brüksel’e gecikmeden sunulmalı.

İş dünyasına da büyük iş düşüyor. Herkesin birbirine plaket verdiği ve övgüler düzdüğü verimsiz toplantılar yerine, ciddi ve kapsamlı bir uluslararası lobi ve tanıtım stratejisi oluşturulmalı.

Kervan yolda düzülür demeden, sonra ah vah etmeden, çok geç olmadan…

Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Allah’a ısmarladık!

EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran