Avrupa, Rusya’ya olan enerji bağımlılığını sonlandırabilir mi?

enerji avrupa birliği

445 milyonu aşan nüfusu ile, dünyanın en büyük ikinci ekonomik gücü olan Avrupa Birliği, geçmiş yüzyıllarda enerji kaynaklı savaşları çok defa yaşadı. Büyük ölçüde yarım asırdan fazladır istikrarı ve barışı işbirliği ile koruyan kıtanın bileşenleri, bugün Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden dolayı büyük bir problem ile karşı karşıya kaldı.

Son yıllarda kıtanın özellikle doğalgaz konusundaki Rusya’ya olan bağımlılığı gözümüze çarpıyor. Rusya, AB Ülkeleri’nin gaz ihtiyacının yüzde %40’ını sağlıyor. AB yıllık 400 milyar metreküplük gaz tüketiminin 155 milyar metreküpünü Rusya’dan temin ediyor.

 

Geçtiğimiz hafta birlik ile ABD yeni bir enerji anlaşması imzaladı. Buna göre ABD yıllık 22 milyar metreküp sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) satışına ek 15 milyar metreküp daha gaz tedariki sağlayacak ve bu miktar uzun vadede 50 milyar metreküpe çıkartılacak. AB, geçen yıl 80 milyar metreküp LNG ihraç etmişti. Birlik bu yeni anlaşma ile Rusya’dan mevcutta ithal edilen gazın yaklaşık üçte birini sonlandırmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra, hali hazırda birliğin gaz ihtiyacının %20’sini karşılayan Norveç ve %12’si karşılayan Cezayir ile ek tedarik için görüşmeler devam ediyor.

Bu konuda birçok kurumun değerlendirmeler paylaştığını görüyoruz. Bunları incelediğimizde genel görünüm kısa vadede AB’nin üretim potansiyelinin kısır olması, ABD ve Katar başta olmak üzere yeni tedarikçilerle altyapı problemleri yaşaması ve Rusya’nın uzun dönemli sözleşmeler için tek taraflı yeni kurallar getirmesi AB’nin enerji konusunda elini bağlıyor.

Vladimir Putin, dost olmayan ülkelerin Rus gazına rubleyle ödeme yapmalarına ilişkin kararnameyi geçtiğimiz Perşembe imzaladı. Putin “rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak” dedi. Ayrıca, gaz tedarikçilerinin SWIFT yaptırımından muaf tutulan Gazprombank’tan hesap açmak zorunda olduklarını vurguladı. 1 Nisan’dan itibaren yeni gaz ödemelerinin geçerli olacağını da ekledi.

Savaşın ilk günlerinde ağır yaptırımlar ile karşı karşıya kalan Rusya’nın enerji avantajını kısa dönemde sürdürebileceği, AB’nin ise bu bağımlılığı kısa vadede sonlandıramayacağı ortada diyebiliriz. Uzun döneme baktığımızda, Avrupalılar problemin doğalgaza erişimden fazlası olduğunun farkında, bu sebeple enerji güvenliği konusunda ipleri başka bir tarafa vermekten çok yenilenebilir enerji, güneş panelleri ve rüzgar enerjisi gibi alternatif kaynaklara yönelmeyi hedefliyor.