Kutay Korap

İzmir doğumlu Kutay Korap, Lise öğrenimini Tevfik Fikret Fransız Lisesi'nde tamamladı. Üniversite eğitimini ise Koç Üniversitesi - Ekonomi bölümünde gerçekleştirdi. Yatırım şirketlerinde araştırma görevlisi ve portföy yönetimi gibi pozisyonlarda yer aldı. Korap, aktif olarak Ekotürk TV - Araştırma Servisindeki görevini sürdürmekte olup, Bahçeşehir Üniversitesi - Finansal Piyasalar ve Finans bölümünde tezli yüksek lisansına devam etmektedir.

BDDK’NIN AKTİF RASYO KARARI NE ANLAMA GELİYOR?

BDDK Cumartesi günü yayınladığı mevzuat ile bankaların mevduatlarının krediye dönüşüm oranlarında düzenlemelere gittiklerini açıkladı. Koronavirüs salgının ekonomiye, piyasaya ve üretim gibi bazı alanlardaki sıkıntıları gidermek adına elde bulunan kaynakların etkin şekilde kullanılmasının amaçlandığı belirtildi.

1 Mayıs tarihi itibarıyla haftalık bazda yapılan hesaplamalara göre artık bankaların aktif rasyoları aşağıda belirtilen oranlara göre uygulanacak.

Belirtilen aktif rasyonun her ay sonu itibarıyla aylık ortalamasının mevduat bankaları için %100, katılım bankaları için ise %80in altına düşmemesine karar verildi.

Bu noktaya kadar alınan kararın BDDK nezdindeki nedenleri ve formülizasyonu bu şekilde. Peki bankaların bunu sağlayabilmesi için ne yapması gerekir? Bu konu, basit matematik işlemleriyle ele alınabilir. Bankalar, YP mevduatlarını veya TL mevduatlarını artırdıkları senaryoda (ki YP Mevduatı çarpan olarak 1,25’e işaret etmektedir) aktif rasyo oranlarını aşağıya çekecektir. Bu da oranın ulaşılmasını zorlaştırıp, ay sonu hesaplamalarında maddi ceza uygulanmasına neden olabilecektir.

Oranı yukarıya çekmek için bankaların artırabilecekleri kalemleri kredi vermek, menkul kıymet ihraç etmek, hazine tahvili almak gibi opsiyonlar şeklinde sıralanabilir. Kredi verme senaryosunu öne çıkardığımızda, mevduatın artmasından dolayı aktif rasyoyu büyütme sınırlı kalacaktır. Menkul kıymet ihraç ettiğinde mevduatı azalacak olup burada çarpan etkisini arkasına alabilir. Hazine tahvili alım yoluyla da aktif rasyoyu yukarı çekmede etkin rol oynayabilir. Tabi kararın TCMB ile olan Swap hamlelerini de teşvik ettiğini görüyoruz.

Kararla birlikte mevcut aktif rasyoları ele aldığımızda ise kamu bankalarının aktif rasyolarının %120, özel bankaları %97 ve katılım bankalarının %77 olduğunu belirtelim. Böylece yukarıdaki hamleleri uygulamak zorunda olan özel bankalar ve katılım bankalarının rasyolarının hedeflenenden çok da uzak olmadığını görüyoruz. (Sektörün kümülatif toplam aktif rasyosu ise %104)

Nihai olarak alınan kararın bankaları (ellerindeki yerli ya da yabancı mevduatlarının minimum belirtilen oranlarda) kredi vermeye teşvik etmeyi amaçladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Zaten bu sürecin kısmi bir benzerini geçen yılın ağustos ayında Merkez Bankası zorunlu karşılığa kredi büyümesi kriteri getirdiğinde de görmüştük. Fakat bankalarda bu yönetilecek süreç, Mayıs ayı sonu itibarıyla hesaplanmaya başlayacağından dolayı 42 günlük dar bir döneme sıkıştığını göz önünde bulundurmak gerekir. Ayrıca ileriki dönemlerde bunun batık kredi sorunlarını beraberinde getirip getirmeyeceğini de irdelemek gerek.

Yurt içerisindeki kamu banklarının özel bankalara kıyasla kredilerinin toplam aktiflerine oranlarının daha fazla olduğunu da unutmamak lazım. Yani bu sürecin özel bankalara baskısı yine daha fazla göze çarpabilir…