Cenk Akyoldaş

Yüksek eğitimini İstanbul üniversitesi İngilizce iktisat bölümünde tamamlayan Cenk Akyoldaş, sermaye piyasası ve borsa üzerine yüksek lisans çalışması yaptı. 1994 yılında başladığı profesyonel çalışma hayatında sermaye piyasaları üzerine çeşitli aracı kurumlarda araştırma çalışmaları, portföy yönetimi, brokerlık ve traderlık yapmıştır. 25 yılı aşkın piyasa deneyimlerini şimdi EkoTürk bünyesinde değerli yatırımcılarla paylaşmaktadır.

HAFTANIN ARDINDAN VE GELEN HAFTAYA BAKIŞ

Yılın ilk haftasına Borsa İstanbul ve piyasalar yüksek risk iştahı ile başladılar. Enflasyon tarafında negatif sürprize rağmen hız kesmeyen bir piyasa ile karşılaştık. Aralık ayı manşet enflasyonu yüzde 1,25 ile piyasanın (yüzde 0,9) üzerinde geldi. Aynı zamanda son 5 yıllık tarihsel ortalamalarının üzerinde gelen aylık veri, yıllık enflasyon 2020 zirvesini aşarak yüzde 14,6 seviyesinden kapatmaya yol açtı. Üretici Fiyat Endeksi tarafında Aylık yüzde 2,4, yıllık yüzde 25,2’lik enflasyonla karşılaştık. ÜFE tarafından gelen baskı enflasyonun yılın ilk yarısında yükselmeye devam edeceğini gösteriyor. Beklentimiz yüzde 15,7-16,7 bandıdır. Bu nedenle TCMB’nın 21 Ocak PPK ve 28 Ocak Enflasyon Raporu toplantılarının açıklamaları 2021 yılında izleyeceği strateji için önem kazanmıştır. Bakalım yüzde 9,4 hedefinde bir revizyon yapılacak mı? Ayrıca 31/12 tarihinde 16,69 olan AOFM geçtiğimiz hafta politika faizi olan yüzde 17’den gerçekleşmesi piyasada PPK toplantısı öncesinde faiz artırım beklentisine yol açabilir. Yakından takip ediyor olacağız. BİST100 endeksi yıla 1482 puandan başladı enflasyon etkisiyle 1478 puana kadar gerilese de gün içinde 1500 puana kadar yükselmesinin ardından 1495 puandan kapatmayı başardı. Salı gününü BİST100 endeksi 1474-1506 puan aralığında geçirdi. Gün içinde gelen realizasyona rağmen 1489 puandan kapanmayı bildi. Çarşamba günü mavi dalga haberleriyle GAP’li açılış yapan piyasa güne 1501 puandan başladıktan sonra 1509-1497 puan arasında dalgalanıp 1505 puandan kapandı. Perşembe gününe 1511 puandan başlayan BİST100 endeksi gün içinde 1522 -1505 puan atalığında dalgalanıp günün en yüksek seviyesi olan 1522 puandan kapattı. Cuma gününe yükselişle başlayan piyasa 1519-1542 puan atalığında dalgalanırken haftayı 1540 puandan tamamladı. Böylece beş işlem gününün dördünde yükselen endeks haftayı yüzde 4,33’lük yükselişle tamamlamış oldu. Dolar/TL yılın ilk haftasında 7,44/7,23 bandında geçirirken 0,82’lik düşüş ile 7,37’den kapattı. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 307,5 puana geriledi.

4 Ocak haftasında Türkiye’de açıklanan veriler aşağıdaki gibidir:

TCMB, 31 Aralık ile biten haftaya ait yurtdışı yerleşiklerin MK portföy gelişmelerini açıkladı.

TCMB tarafından açıklanan haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre, yabancılar 28 – 31 Aralık haftasında sırasıyla, hisse senetlerinde 94 milyon dolarlık, DİBS’te 35 milyon dolarlık ve ÖST tarafında da 1 milyon dolar net alış gerçekleştirdiler. Dolayısıyla, yabancıların 28 – 31 Aralık arası haftalık işlemleri 130 milyon dolar net alış olarak gerçekleşmiştir.
Böylece 2020 yılı itibarıyla hisse senedinde 4.273 milyon dolarlık satış, DİBS’te ve ÖST’de ise sırasıyla 5.006 milyon dolar ve 181 milyon dolarlık net satış olmak üzere toplamda 9.460 milyon dolarlık çıkış yaşanmıştır. 31 Aralık ile biten haftada, yurtdışı yerleşiklerin tahvil-bono piyasasındaki payı yüzde 5,8 iken hisse senedi piyasasında yüzde 49,0 seviyesindedir.

Dünya genelinde hisse senetleri endekslerine baktığımızda en iyi performansın Brexit baskısından kurtulan İngiltere FTSE100 endeksinden yüzde 6,39’luk yükselişle geldiğini izledik. Onu Çin’in CSI300 endeksinin yüzde 5,45’lik performansla takip ettiği görülüyor. 3 büyük Çin Telekom şirketinin ABD ve MSCI endekslerinden çıkarılması piyasayı bozmaması risk iştahının ne kadar kuvvetli olduğunu gösteriyor. Borsa İstanbul’da endeksler yılın ilk haftasında da Noel Baba rallisine vites artırarak 3. sırada yer alarak devam etti. BİST100 endeksi son 10 haftanın 9’unda yükselirken son 6 haftasında hep yükselerek güzel bir seri yakalamış oldu. Geçtiğimiz hafta en iyi performans, 2020 yılı eksi tarafta kapatan Bankacılık endeksinden yüzde 5,83’lük yükselişle 1649 puandan geldi. Peşinden BİST Tüm-Y endeksi de haftayı en iyi ikinci performansla yüzde 5,39’luk yükselişle 4972 puandan kapattı. BİST100 haftalık bazda yüzde 4,33 performans sergilerken 1541 puandan kapandı. BİST30’da haftalık bazda yüzde 3,57 yükselişle 1694 puandan kapandı.

Yılın son haftasına ABD’de de piyasalara Senato’da bulunan iki koltuk için Georgia’da yapılan seçim ve Trump’ın çağrısı ile yapılan miting sonrası senato işgali damgasını vurdu. Demokratların kazanımıyla Senatonun kontrolü de Demokratlara geçerken mavi dalga etkisiyle karşılaşmış olduk. Haftalık bazda endeksler yeni zirveler yaparken yüzde 1,61 ile yüzde 2,43 arası yükselişler gösterdiler. ABD 10 yıllıklarında 1,1070’e yükseliş yaşanması DXY’ı yeniden 90 seviyesinin üstüne taşırken, kıymetli madenler piyasası üzerine de sert satışlar getirdi.

Avrupa piyasalarında tüm piyasalar pozitif performans sergiledi. İngiltere’nin ardından STOXX600 3,04 yükselirken onu CAC40 yüzde 2,8lik yükselişle takip etti. Almanya DAX endeksi yüzde 2,41’lik yükselişle en az yükselen piyasa oldu.

Asya’da Japonya’da TOPIX endeksi geçen hafta haftayı yüzde 2,78’lik kazanç ile son 30 yılın en yüksek seviyesinin görüldüğü haftada 1855 puandan haftayı tamamladı.

 

BİST100 TEKNİK İNCELEME

HAFTALIK GRAFİK TEKNİK İNCELEME

Geçtiğimiz haftadaki yorumumuzda “Hafta içi en yüksek 1484 seviyesi görüldü 1487 direncine yakınsayıp 1473 fibonacci destek seviyesinin hemen üstünde 1476’dan kapandık. Bu hafta için haftalık bazda grafiğe göre dirençlerimiz 1505 ve 1539 puandadır.” demiştik.

Yüksek risk iştahının devamıyla BİST100 endeksi kısa vadeli fibonacci hedeflerimizden birini olan 1542 puan görülüp 1541 seviyesinden haftayı kapatmıştır.  Bu hedefi belirlerken kullandığımız parametreler 30 Ekim haftasında görülen 1095 dibi seviyesi, 27 Kasım haftasında görülen 1351 puan zirvesi ve peşinden 4 Aralık haftası görülen 1283 dibidir. Bu üç noktadan yapılan projeksiyon çalışmasından elde edilen hedef 1542 puandır. Cuma kapanışta hedef gerçekleşmiş oldu. Bu seviyenin üzerine atabilirsek kanalın üst direnci ve fibonacci fan çizgisinin geçtiği bölge 1570- 1575 aralığı ve fibonacci yüzde 161,8’de bulunan 1618 puan seviyesi dirençler konumundadır. Haftalık grafikte desteklerimizde sırasıyla 1459/1443 ve 1412 puanlarda olduğunu belirtelim.

Günlük grafik açısından değerlendirdiğimizde; 1540/1555 ve 1605 dirençlerken 1530/1510 ve 1496 destek konumundadır.

Saatlik grafik açısından dirençler 1545/1560 seviyeleriyken, 1534/1522/1502/1493 destek konumundadır.

HAFTALIK DOLAR BAZLI GRAFİK İNCELEME:

BİST100 endeksi Dolar bazlı haftalık grafiğini incelediğimizde geçtiğimiz hafta içinde Dolar bazında 209,29 seviyesi test edildikten sonra 204,86 seviyesinden fibonacci hedef seviyesi olan 203,31 seviyesinin üstünde kapattık. 199,42’de bulunan 21 haftalık ortalamasının da üstünde kapatmış olduk. Bakalım bu önemli iki eşiğin üstünde ikinci hafta kapanışı gerçekleştirebilecek miyiz? Yaklaşık 2018 yılından beri bu seviyenin üstüne çıkılamamaktaydı. Bu bölgede kalıcılık sağlanması halinde grafikte açık mavi ile çizili düşen trend çizgisi (235-240) bizim için kritik eşik olmaya devam etmektedir. Geçtiğimiz haftaki yorumumuzda da belirttiğimiz üzere kırılması durumunda 2013 Mayıs Gezi Parkı zirvesinden bu yana sürdürdüğümüz 7 yıl 6 aydan beri süren düşüş  trendini kırmış oluruz. Bu da ciddi bir trend dönüşü sinyali olarak karşımıza çıkar. Yatırımcıların bu seviyeyi yakından takip etmesini tavsiye ederiz. Ağırlıklı ortalamaların al sinyali ürettiğini de belirtmek isterim.

BİST100 ÇEYREKLİK DOLAR BAZINDA LOGARİTMİK GRAFİK İNCELEME

Grafiği uzun vadeli incelediğimizde 2000 zirvesi olan 353,184 sonrası düşüşünde 44,927 puana yaptığı düşüş sonrası yaptığı dip çalışmasında fibonacci düzeltme seviyesi yüzde 23,6’de bulunan 117,676 puan bölgesi geçilene kadar (2001 krizi boyunca) 12 çeyrek yani 3 senelik bant hareketi (mor kare ile çerçevelenen bölge) gösterdiğini görüyoruz.  2013 Gezi Parkı sırasında 485,594 seviyesinden başlattığımız 7 yılı aşan hatta 8 yıla doğru giden düşüş trendinde ilk dibi Brunson krizinde gerçekleştirdik ve son dibini pandemide 124,204 seviyesi ile tescilledik. Mavi kare ile işaretlediğim taban oluşturma döneminde de 11. çeyreğin içinde olduğumuzu görüyoruz. Yine açık mavi ile çizili olan düşüş trendine göre bu çeyrek için direncimiz 228,075 seviyesindedir. Endeksimiz bu hafta içinde 209,001 seviyesi ile fibo yüzde 23,6 direnci olan 209,492 bölgesini test etmiştir. Bu sınırın önemli bir eşik değer olduğu kanısındayız. Bu bölgenin üstünde kalıcılık sağlanabilirse 40 çeyreklik yani 10 yıllık ortalama olan 235,363 seviyesi hedefe girecektir. Daha sonraki hedefler sırasıyla 262,255/304,899 ve 347,543’tedir. Önemli destek bölgemiz 174,000 seviyesinde bulunan 4 ve 8 çeyreklik ortalamaların olduğu bölge olduğunu belirtmek isterim.

BİST100 ÇEYREKLİK DOLAR BAZINDA LİNEER GRAFİK İNCELEME

Aynı grafiği lineer bazda incelediğimizde en önemli farkın düşen trendin 201,000 seviyesinin aşılmasıyla bu çeyrek itibariyle kırıldığını görmekteyiz. Yine bu grafikte de 209,089 seviyesi direnç konumunda olduğu ve bu bölgenin test edildiği görülmektedir. Bu seviyenin üstünde kalıcılık sağlanabilirse yukarıda 235,363/239,157 ve 261,751 seviyeleri direnç konumundadır. Destekler ise sırasıyla 188,267 ve 174,000 bölgesindedir.

HAFTALIK BAZDA AĞIRLIK ORTALAMADAN SAPMALAR

2010 yılından 2020 yılına kadar yaşanan beş kuvvetli yükseliş hareketi ile 2020 yılı içinde endeksin son iki  zirve yükselişinin yani yedi hareketin ortalama sapma tablosu ile 31/12/2020 ve 8 Ocak 2021 kapanış ortalamaları sapması aşağıdadır. Tablodan da anlaşılacağı üzere geçen haftaya göre 20 haftalık ortalamada geçtiğimiz haftaya göre 2 puanlık 50 haftalıkta 3 puanlık ve 100 haftalıklarda 4 puanlık yükselme olurken uzun vadeli 200 haftalık ortalamalarda 5 puanlık daha artışlar yaşanmıştır. Ortalamalardan sapmanın bu hafta da daha da kuvvetlendiği görülmektedir.

DÜNYA BANKASI KÜRESEL EKONOMİK BEKLENTİLER RAPORU OCAK 2021

Küresel Ekonomi 2021 Yılında %4 Büyüyecek; Aşıların Uygulanması ve Yatırımlar Toparlanmanın Sürdürülmesinde Kilit Önem Taşıyacak Kalkınma riskleri devam ederken, ekonomik faaliyet ve gelirlerin uzun süre düşük seviyelerde kalması bekleniyor.

5 Ocak 2021’de yayınlanan rapora göre yeni uygulanmaya başlayan COVID-19 aşısının yıl boyunca yaygınlaşacağı varsayımına dayalı olarak, küresel ekonominin 2021 yılında yüzde 4 büyümesi bekleniyor. Ancak, Dünya Bankası politika yapıcıların salgını hafifletmek ve yatırımları arttırıcı reformları uygulamak için kararlı bir şekilde harekete geçmemeleri halinde toparlanmanın muhtemelen zayıf kalacağı tahmin ediliyor.

Küresel ekonomi 2020 yılında kaydedilen yüzde 4,3’lük daralmanın ardından yeniden büyüse de, salgın çok sayıda insanın ölümüne ve hastalanmasına yol açarak, milyonlarca insanı yoksulluğa sürükledi ve uzun bir süre ekonomik faaliyeti ve gelirleri baskılaması muhtemel görünüyor.

En önemli kısa vadeli politika öncelikleri,

COVID-19’un yayılmasını kontrol altına almak ve aşı dağıtımını hızlı ve yaygın bir şekilde sağlamak olarak görünüyor. Ekonomik toparlanmayı desteklemek için, yetkililerin ayrıca kamu borçlanmasına daha az bağımlı olan sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen bir yeniden yatırım döngüsünü sağlamaları da gerekiyor.

Salgının etkilerinin üstesinden gelmek ve yatırımlarla ilgili olumsuz havaya karşı koymak için, iş ortamlarını iyileştirmeye, işgücü ve ürün pazarı esnekliğini artırmaya ve şeffaflığı ve yönetişimi güçlendirmeye yönelik büyük bir hamle yapılması gerekiyor.

2020 yılında küresel ekonomik faaliyette yaşanan çöküşün, temel olarak gelişmiş ekonomilerdeki daha sığ daralmalar ve Çin’deki daha güçlü toparlanma sayesinde önceden tahmin edilenden biraz daha az şiddetli olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan, diğer yükselen piyasaların ve gelişmekte olan ekonomilerin çoğunda faaliyette yaşanan kesintiler beklenenden daha şiddetli olmuştur.

Dünya Bankası Grubu Başkan Yardımcısı ve Baş Ekonomisti Carmen Reinhart “Büyüme şokları kırılgan hanehalklarını ve işletme bilançolarını etkilediğinden dolayı, bu ülkelerin çoğundaki finansal kırılganlıkların da ele alınması gerekecektir.” dedi.

Rapora göre, kısa vadeli görünüm halen oldukça belirsizdir ve farklı büyüme sonuçları halen mümkün görünüyor. Enfeksiyonların artmaya devam ettiği ve aşının piyasaya sürülmesinde gecikmelerin yaşandığı bir olumsuz senaryo2021 yılındaki küresel büyümeyi yüzde 1,6 ile sınırlayabilir. Bu arada, pandeminin başarılı şekilde kontrol altına alındığı ve daha hızlı bir aşılama sürecinin yaşandığı olumlu bir senaryoda ise, küresel büyüme hızı nerdeyse yüzde 5’e kadar çıkabilir.

Gelişmiş ekonomilerde, enfeksiyonların yeniden canlanmasının ardından, zaten daha yeni başlamış olan toparlanma üçüncü çeyrekte yeniden durdu. Bu gelişmeler toparlama sürecinin yavaş ve zorlu geçeceğini gösteriyor.

ABD GSYH: 2020 yılında tahmini olarak yüzde 3,6 daralacak, 2021 yılında yüzde 3,5 artması bekleniyor.

Avro Bölgesi GSYH, 2020 yılındaki yüzde 7,4’lük düşüşün ardından, 2021’de yüzde 3,6 artması bekleniyor.

Japonya GSYH: 2020 yılında yüzde 5,3 küçülürken 2021 yılında yüzde 2,5 artacağı tahmin ediliyor.

Çin de dahil olmak üzere yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde toplam GSYH’nin 2020 yılında yüzde 2,6’lık bir daralmanın ardından 2021 yılında yüzde 5 büyümesi bekleniyor.

ÇİN GSYH: 2020’de yüzde 2 büyüyen Çin ekonomisinin 2021’de yüzde 7,9 oranında büyümesi bekleniyor.

Çin dışındaki yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH: 2020 yılındaki yüzde 5’lik bir daralmanın ardından 2021 yılında yüzde 3,4 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

Düşük gelirli ekonomilerin GSYH: 2020 yılında yüzde 0,9 daralan faaliyetin 2021 yılında yüzde 3,3 artması bekleniyor.

Son Küresel Ekonomik Beklentiler raporunun analitik bölümleri, salgının borç birikimi ile ilgili riskleri nasıl artırdığını, uyumlu reform çabaları olmadığında uzun vadedeki büyümeyi nasıl durdurabileceğini ve yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerde para politikası aracı olarak varlık satın alma programlarının kullanımıyla ilişkili risklerin neler olduğunu inceliyor.

Dünya Bankası Grubu’nun Adil Büyüme ve Finansal Kuruluşlardan sorumlu Başkan Yardımcısı Vekili Ayhan Köse konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “Pandemi, yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde borç risklerini önemli ölçüde artırmıştır ve zayıf büyüme beklentilerinin borç yüklerini daha da arttırması ve borçluların borç servisi kapasitelerini aşındırması muhtemeldir. Küresel toplum, son dönemdeki borç birikiminin bir dizi borç kriziyle sonuçlanmamasını sağlamak için hızlı ve güçlü bir şekilde harekete geçmelidir. Gelişmekte olan dünya, kayıp bir on yılı daha kaldıramaz.”

Geçmişte şiddetli krizlerin yaptığı gibi, pandeminin küresel faaliyet üzerinde uzun süreli olumsuz etkiler bırakması beklenmektedir. Gelişmiş ekonomilerin çoğunda yetersiz yatırım, yetersiz istihdam ve işgücü azalmaları sebebiyle bu durumun önümüzdeki on yılda küresel büyümede öngörülen yavaşlamayı daha da kötüleştirmesi muhtemeldir. Eğer tarih bir yol gösterici olarak kabul edilirse, politika yapıcılar eşitlikçi ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin temel itici güçlerini iyileştirmek için kapsamlı reformlar yapmadıkları sürece, küresel ekonomi on yıllık bir sürte daha büyüme hayal kırıklıklarına doğru ilerleyecektir.

Politika yapıcıların, kademeli olarak gelir desteğinden büyümeyi artırıcı politikalara geçerek toparlanmayı sürdürmeye devam etmeleri gerekmektedir. Uzun vadede, yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerde, sağlık ve eğitim hizmetlerini, dijital altyapıyı, iklim etkilerine karşı dayanıklılığı ve iş ve yönetişim uygulamalarını iyileştirmeye yönelik politikalar, pandeminin yol açtığı ekonomik zararı hafifletmeye, yoksulluğu azaltmaya ve paylaşılan refahı artırmaya yardımcı olacaktır. Mali pozisyonların zayıf olduğu ve borçların artığı bir bağlamda organik büyümeyi teşvik etmek için kurumsal reformlar özellikle önemlidir. Geçmişte, reform çabalarından elde edilen büyüme getirileri, yatırımcılar tarafından uzun vadeli büyüme beklentilerinde ve yatırım akışlarına artış şeklinde karşılanmıştır.

Bazı yükselen piyasalardaki ve gelişmekte olan ekonomilerdeki merkez bankaları, pandeminin neden olduğu finansal piyasa baskıları karşısında, çoğu durumda ilk kez olmak üzere varlık alım programlarını kullanmışlardır. Piyasa aksaklıklarını hedef aldıklarında, bu programların krizin ilk aşamalarında finansal piyasaların istikrara kavuşmasına yardımcı oldukları görülmektedir. Ancak, varlık alımlarının artmaya devam ettiği ve mali açıkları finanse ettiği algılanan ekonomilerde, bu programlar merkez bankasının operasyonel bağımsızlığını aşındırabilir, enflasyon beklentilerini sapmasına yol açan zayıf kur riskini doğurabilir ve borç sürdürülebilirliği ile ilgili endişeleri artırabilir.

Bölgesel Görünümler:

Doğu Asya ve Pasifik: Bölgedeki büyüme hızının 2021 yılında yüzde 7,4’ye yükselmesi bekleniyor. Avrupa ve Orta Asya: Bölge ekonomisinin bu yıl yüzde 3,3 büyüyeceği tahmin ediliyor. Latin Amerika ve Karayipler: Bölgesel ekonomik faaliyetin 2021 yılında yüzde 3,7 artması bekleniyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika: Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki ekonomik faaliyetin bu yıl yüzde 2,1 artması bekleniyor. Güney Asya: Bölgedeki ekonomik faaliyetin 2021 yılında yüzde 3,3 oranında artması bekleniyor. Sahra Altı Afrika: Bölgedeki ekonomik faaliyetin 2021 yılında yüzde 2,7 artması bekleniyor.

Dünya Bankası Grubu’nun COVID-19 Pandemisine Müdahalesi

Gelişmekte olan ülkeler için en büyük finansman ve bilgi kaynaklarından birisi olan Dünya Bankası Grubu, gelişmekte olan ülkelerin pandemiye karşı müdahalelerini güçlendirmelerine yardımcı olmak için geniş kapsamlı ve hızlı bir şekilde harekete geçmektedir. Banka Grubu, halk sağlığı müdahalelerini desteklemekte, kritik öneme sahip malzeme ve ekipman akışını sağlamak için çalışmalar yapmakta ve özel sektörün faaliyetlerine devam ederek istihdamı korumasına yardımcı olmaktadır. Dünya Bankası Grubu Haziran 2021’e kadar olan 15 aylık dönemde 100’den fazla ülkenin yoksul ve kırılgan nüfus gruplarını korumalarına, işletmelerini desteklemelerine ve ekonomik toparlanmayı güçlendirmelerine yardımcı olmak amacıyla 160 milyar dolar düzeyinde bir finansal destek sağlamaktadır. Bu finansal destek, hibeler ve yüksek imtiyazlı krediler yoluyla kullandırılacak 50 milyar dolara düzeyindeki yeni IDA kaynaklarını ve gelişmekte olan ülkelere COVID-19 aşılarının alımı ve dağıtımı için gerekli finansman için sağlanacak 12 milyar dolar tutarındaki bir kaynağı da içermektedir.