Jet elitlerin çevreci söylemleri ne kadar gerçekçi?

Bu hafta pek anlatılmayan bir iklim değişikliği söyleminin arka yüzünü anlatmak istiyorum. Evet, gerçekten bir iklim değişikliği yaşanıyor. İnsanoğlunun doğayla uyumsuz yaşamı, açgözlülüğü, tüketim sevdası dünyayı daha yaşanmaz bir yer haline getiriyor. Dere yatağına yapılan evler, kirletilen okyanuslar, betona gömülen sahil şeritleri, yanarken izlediğimiz ormanlar bizden acı bir intikam alıyor. Açgözlülüğümüzün, sınır tanımazlığımızın karşılığını deneyimliyoruz.

İklim nutukları ve çelişkiler

Fakat bu açgözlülüğün alasının aslında size iklim değişimi nutukları atanlar tarafından yapıldığını hatırlamakta fayda var. Kısacası tam bir “ele verir talkını, kendi yutar salkımı” tiyatrosu yaşanıyor ki sormayın. Köylünün büyükbaş hayvanının metan gazı salımını hesaplamanın peşine düşen pek saygın otoriteler, her yıl İsviçre’nin Davos kasabasında yapılan Dünya Ekonomi Forumu’na özel jetleriyle teşrif ediyor. Gübreye kafayı takmış olan karbon sayıcılar, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un İtalya’daki düğününe yine özel jetlerle gidiyor. Hayatında tarımla uğraşmamış Brüksel teknokratları, sıradan halkın, dar gelirlinin kendini nasıl ısıtacağını, hangi araca bineceğini, neyle besleneceğini belirliyor.

Evet, tam olarak bize söylenen nedenlerle olmasa da ciddi bir iklim değişimi yaşanıyor. Bunun en doğru çözüm yolu ise mümkün olduğunca doğa ile uyumlu yaşayabilmek olduğu bir hakikat. Fakat gerçeklikten koparak, salon toplantılarında sözde çevreci panellerle dünyayı dizayn edemezsiniz. İnsanı içerisinden çıkardığınız bir ekonominin kime ne hayrı var? Köylünün ineğinin çıkardığı metan gazının, tezekle yakılan tandırın karbon hesabını yapmadan önce dönüp bize nasıl yaşamamız gerektiği konusunda direktifler verenlere biraz daha yakından bakalım isterseniz.

Davos, özel jetler ve çifte standartlar

Çevreci açıklamaları ile tanınan dünyaca ünlü aktör Leonardo DiCaprio, 2016 yılında İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu Yıllık Toplantısı’na katılmıştı. Peki nasıl? Tabii ki özel jetiyle. Tıpkı orada çevreci hassasiyetleri dile getiren binlerce iş dünyası temsilcisi gibi. Bakın, The Guardian’ın haberine göre, benim de katıldığım Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu 2022 yılı toplantısına katılan ultra zenginler 1040 adet özel jetle seyahat etti. Madem karbon sayma merakı hasıl oldu, o vakit sayalım: Dağ başındaki bir haftalık bir toplantıya katılan ultra zenginlerin özel jetlerinin saldığı karbon miktarı, aynı sürede 350 bin ortalama otomobilinkine eşit.

Bugün dünyanın en büyük şirketleri bize çevreci görünebilmek için ellerinden geleni yapıyor. Halbuki yaptıklarının adı “yeşil yıkama” (greenwashing). Şirketlerin çevre dostu olmadıkları halde ürün ve hizmetlerini çevreci gibi tanıtıp tüketiciyi yanıltmasına bu isim veriliyor. Avrupa Komisyonu’nun 2021’de yaptığı bir incelemeye göre, çevreci olduğunu iddia eden şirketlerin % 42’si yanıltıcı veya abartılı ifadeler kullanmakta; bu da tüketiciyi yılda milyarlarca avro değerinde hatalı tüketime yönlendiriyor. Örneğin, Conservation Gateway araştırmasına göre yarım litre kola üretebilmek için en az 23 litre su harcamak gerekiyor.

Bill Gates ve ağaç dikme meselesi

Bize ne yememizden, nasıl yaşamamız gerektiğine kadar nutuklar atmaya bayılan bir başka zengin Bill Gates ise 2023 yılında New York Times’ın düzenlediği bir toplantıya katılıyor. Burada kendisine iklim değişikliği, karbon salımı meselelerinde ağaçlandırmanın bir çözüm olarak değerlendirildiğine ilişkin bir soru soruluyor. Gates’in cevabı şöyle:
“Saçmalık. Ben ağaç dikmiyorum. Biz bilim insanı mıyız, yoksa aptal mıyız?”

Yorum yapmadan değerlendirmeyi size bırakıyorum. Geçtiğimiz hafta Amazon’un kurucusu Jeff Bezos ve Lauren Sanchez’in düğünü için 90’ın üzerinde özel jet yine İtalya’ya iniş yaptı. Ha, diyebilirsiniz ki “Zenginler yaparlar.” Olabilir, ama lütfen o zaman benden bu düğüne de özel jetiyle teşrif eden DiCaprio gibi isimleri ciddiye almamı beklemeyin. Bir tiyatro sahnesindeyiz ve herkesin yazılmış metinleri var. Çıkıp gerektiğinde o çevreci rolleri oynayıp hayatlarına devam ediyorlar.

Gerçek mağdurlar

Yoksa oturup, İngiltere’de insanların artan enerji faturaları nedeniyle yemek yemek ile kaloriferi açmak arasında zorlu bir seçim yapmak zorunda olduğu için gözlerine uyku girmiyor değil. Temel insani gereksinimlerini karşılayamayan, evinde soğukta oturan yaşlılar için dertleniyor değiller. İklim değişimi nedeniyle sel ve yangın felaketlerinde evlerinden olan, başka yerlere göçmek zorunda kalacak insanları da çok önemsediklerini düşünmüyorum. Onlara ne olacak? DiCaprio’nun Los Angeles’taki yangınlar sırasında özel jetine atlayıp Meksika’ya gittiği gibi başka yerlere giderler. Fakat bizim, sıradan halkın gidecek bir yeri yok. Dönecek bir köyümüz var. Bari ona dokunulmasın istiyoruz.

Benim korkum, bu karbon sayımı işinin giderek zaten zor durumda olan geniş kitlelerin, halkların üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılması. Zenginin fütursuzca tükettiği doğanın bedelinin yine her konuda olduğu gibi fakir halklara ödettirilmeye çalışılması. Sistemlerin, yönetimlerin ilerleyen günlerde halkın “bağımsız” köyünde yaşayabilme, doğal ürünler yetiştirme lükslerinin de ultra kontrolcü adımlarla sınırlanması olasılığı. Bunlar şu an için sürreal endişeler olarak görülebilir. Yine de bir kez daha düşünmekte yarar var.

Son söz

Ciğerimizin yandığı Türkiye’de devam eden orman yangınları sırasında yazıyorum bu yazıyı. Aklımda ailemin de yaşadığı Köyceğiz var. Düşünmeden edemiyorum. Bu arada Bill Gates’e de bir sözüm var: Gates, “Aptal mıyım, ağaç dikmiyorum.” derken, ben Londra’da bile çekirdekten ağaç yetiştirmeye çalışıyorum. Son olarak Hz. Muhammed (SAV) Peygamberimizin meşhur hadisini hatırlatmak istiyorum:
“Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikin.”