Ali Değermenci

KAPİTALİZME ATILAN TOKAT: COVID-19

Son aylarda yaşadığımız olayları bize bir yıl önce biri anlatsa hayal dünyasında olduğunu söyler, tebessüm eder geçerdik. Ya da bugün yaşananlar bir film şeridinden akan görüntülerdir derdik. Ama öyle değil, yaşadıklarımızın hepsi gerçek! Koronavirüs Çin’de başladı ve bir anda dünyanın dört bir tarafına yayıldı. Öyle ki Çin, COVID-19 virüsünün ilk ortaya çıktığı yerken, hastalığın merkezi bir anda Avrupa oldu. Dünya Sağlık Örgütü bu hafta yaptığı açıklama ile hastalığın merkezinin kısa süre sonra Amerika’ya kayacağını açıkladı.

Medyada vaka ve ölüm sayılarını şaşkınlık, korku ve endişe içinde an be an takip ediyoruz. Her geçen gün virüsten ölen insan sayısı artıyor, hastalık tanısı konulan insanların sayısı da yüzbinleri geçmiş durumda. Pek çok ülkede halkın en az yüzde 70’nin hastalığa yakalanacağı ifade ediliyor.

Bütün dünyayı saran korku mega kentlerde caddeleri, sokakları boşalttı, iş yerlerini kapattı. İnsanlar bazen zorla bazen de kendi istekleri ile evlerine tıkanıp kaldılar.

 

CORANAVİRÜS KÜRESELLEŞTİ

Koronavirüs ya da COVID-19 olarak bilinen virüs gözle görülemiyor, mikroskopla tespit ediliyor, fakat tüm insanlığı esir almış durumda. Sadece bir ülke, bir bölge, kıta değil dünyanın her köşesine yayılmış durumda. Avrupa tarihinde üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da unutulmayan veba salgını gibi büyük korku ve endişe yaratmış durumda.

 

SALGININ EKONOMİK FATURASI

Küresel virüs salgını ile insanlar ölüyor. Toplumlarda büyük korku ve panik yaşanıyor. Bu işin en dramatik yanlarından biri de şu; koronavirüs koskoca ‘Kapitalizm Krallığı’nı temelinden sarsmış durumda. 1929 ekonomik buhranından sonra küresel kapitalizm  en büyük sarsıntıyı geçiriyor. Tahribatın ne kadar olacağı da bilinemiyor. Öyle ki, ‘evinde kal’ kampanyası dünyadaki bütün üretimi durdurdu. Fabrikalar çalışamaz oldu. Tüketim büyük oranda azaldı. Havayolu şirketleri uçaklarını hangarlara çekmek zorunda kaldı. Trenler garlara, otobüsler terminallere, küresel ticaretin belkemiğini oluşturan gemi ve tırlar yerlerine çekildi.

Oteller, restoranlar, kafeler, müzeler, stadyumlar, barlar, eğlence yerleri, sinema-tiyatro salonları sessizliğe boğuldu. Şehir içi ulaşımında önemli işlev gören vapurlar, metrolar boşaldı, servet değerinde olan taksiler parklara çekildi, çalışamaz hale geldi. Kısaca hayat pek de kısa olmayan bir anlığına durdu. Doğal olarak ekonomi de durdu. Küresel ticaretin toplam zararının 6 ile 10 trilyon dolar arası olduğu tahmin edilirken, borsaların kayıplarının ise 20 trilyon doları aştığı söyleniyor. Amerika virüs salgınının ekonomik etkilerine karşı 2 trilyon dolar, Almanya 700 milyar Euro destek paketleri açıkladı.

Küresel virüs salgını ile bilançoları ilk dağılan sektör havayolu şirketleri oldu. Boeing kısa sürede 60 milyar dolar sıcak kaynak bulmaz ise iflasını açıklayacağını söyledi. İtalya Havayolları iflasını açıklarken, İtalyan devleti şirketi kamulaştıracağını açıkladı. Fransa ve İngiltere Havayolları da iflas etme riski içinde olan şirketler. Turizm sezonunun açılmasına haftalar kala bütün turizm şirketleri büyük bir kabus yaşamaktalar. İtalya’nın başkenti Roma her yıl 40 milyon turisti ağırlıyordu. Yıllık olarak sadece bir şehrin turizmden elde ettiği gelir 50-60 milyar euro idi. Bu yıl bu gelirin yüzde 80-90’ı olmayacak. Lojistik firmaları ülke kapılarının kapanması ve üretimin durmasından dolayı iflasın eşiğine geldi.

 

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN SONUNA MI GELDİK?

Brexit kararından sonra Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere, birlikte büyük sarsıntıya neden olmuştu. Şimdi virüs salgını ile devasa büyüklükteki Almanya ekonomisi resesyon değil küçülme yaşayacak. Ciddi bütçe açığı ve bankacılıkla ilgili sorunları olan İtalya ekonomisinin toparlanması neredeyse imkansız hale geldi. İspanya ve Fransa da İtalya’dan geri kalır durumda değil. Doğu Avrupa ülkeleri birlik içinde üvey evlat muamelesi görürken, krizle birlikte birliğe olan bağlarını ilk gevşetecek olan ülkeler olacak. Birliğin şu anki durumu, kurşun yiyen kişinin ilk saniyelerde şokun etkisi ile fazla bir şey hissetmemesini andırıyor.

Hastalık kontrol altına alınmaya başlanınca ortaya ciddi bir bilanço çıkacak ki, kolay kolay toparlamak imkansız hale gelecek, zira verilen kayıplar öyle bir kaç yılda geri alınabilecek gibi değil. Belki önümüzdeki 15-20 yılı etkisi altına alacak. Birliğin ortak para birimi, mali politikaları içinde hareket edemeyecek olan ülkeler belki de  ilk olarak ulusal para birimlerine dönecek ve para basarak krizi aşmaya çalışacak. Bu da birliğin dağılması için ilk adım olacak.

Peki bu şartlar altına ortada ‘birlik’ kalacak mı? Avrupa ile ABD arasındaki dayanışma, herkesin kendi derdine düşmesinden dolayı bundan sonra devam etmeyeceği için yeni ittifaklar mı oluşacak? Finansal güce sahip olan Çin yeni dönemde küresel liderliğe daha yakınlaşmış mı olacak? Elinde büyük miktarda nakit bulunan Çin, küresel ölçekte iflasını açıklayan büyük şirketleri satın mı alacak? Türkiye bu yeni durum karşısında AB ile yeni bir denklem kurabilecek mi? Veya Avrupa ‘yeni bir durum oluştu’ diyerek Türkiye’ye elini uzatacak mı?

Tüm bu soruların gölgesinde şu an için görünen o ki, koronavirüs küresel kapitalizmi can evinden vurdu. Kriz ne zaman kontrol altına alınır, ne zaman bitirilir bilinmez ama virüsün kapitalizme attığı tokat kolay kolay toparlanıp eski haline gelmesini engelleyecek türden. Kriz sonrası yepyeni bir dünya inşa edilecek gibi görünüyor.