Merkez’in Mart ve Nisanda faiz kararı ne olacak?

Picture background

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı Haziran ayında başladığı sıkı para politikası duruşuna paralel olarak faiz oranını Ocak 2024’e kadar her toplantıda artırmış ve Ocak 2024’te %45 seviyesine getirmiştir. Şubat 2024 toplantısında faiz değişikliği yapmayan Merkez Bankası, Mart 2024 tarihinde 500 baz puanlık bir artışla politika faizini %50 seviyesine yükseltmiştir. Aralık 2024’e kadar %50 oranında devam eden politika faizi 26 Aralık toplantısında 250 baz puan indirilerek %47,5 seviyesine gelmiştir.

Politika faizinin enflasyonist dönemlerde artırılmasının birkaç ana nedeni bulunmaktadır. Bunlar, yurtiçi talebi kısmak, yurtiçi yerleşiklerin ve yabancıların yerel para birimine olan talebini artırmak şeklinde üç başlıkta toplanabilir. Taylor prensibinden ortaya çıkan bu yaklaşım, temel olarak pozitif reel faizle enflasyonist süreci kontrol altına almayı ve fiyatlar genel seviyesindeki artışın düşürülmesi amaçlamaktadır.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Reel faizin çok aşırı büyümesi sorunu. Çünkü reel faizin aşırı büyümesi durumunda, yurtiçi yerleşiklerin, yani hane halklarının yerel para birimine talebinin artmasıyla birlikte, üreticiler de üretim yapmaktansa reel faiz üzerinden getiri elde etme modeline yönelebilir. Bu durum, üretimde verim ve üretkenliği olumsuz etkileyebilir. Pozitif reel faiz döneminde, enflasyonun düşürülmesiyle birlikte üretimin de ciddi bir kayıp yaşamaması için reel faiz oranının belli bir bantta ve kontrollü şekilde hareket etmesi planlanmalıdır. Dolayısıyla, hızla faiz artırıp yüksek reel faiz seviyelerinde uzun süre kalmak, ekonomide üretimin daralması ve bu daralmayla birlikte oluşacak talep yetersizliği ile ekonomiyi ciddi bir kısır döngüye sokabilir. Bu nedenle, enflasyonun ana eğiliminin düşmeye başladığı ve beklenen enflasyonun gerilediği dönemlerde, reel faizin sabit kalacak şekilde politika faizinin kontrollü bir şekilde enflasyon beklentisine uyarlanması gerekmektedir.

Türkiye’nin 2025 yılı enflasyon beklentisi, %25 ile %35 aralığında birçok farklı raporda tahmin edilmektedir. Her iki senaryoya göre tahminde bulunmak gerekirse, politika faizinin aşağı yönlü bir hareket göstereceği tahmin edilmektedir. Ancak burada önemli olan nokta, politika faizinin nereye kadar düşebileceği ya da her Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizin indirilip indirilmeyeceği sorusudur. Yukarıda anlatılanları değerlendirdiğimizde, en kötü senaryo olan 2025 yılı sonu enflasyon beklentisi %35 olması durumunda bile, politika faiz oranının %35 seviyesinin biraz üstü, tahminen %37-38 gibi bir seviyeye kadar gerileyebileceği tahmin edilmektedir. İyi senaryonun gerçekleşmesi durumunda, yani 2025 yıl sonu enflasyonu %25’e kadar gerilediğinde, politika faizinin %30 ya da bir seviye altına düşebileceği öngörülmektedir. Her iki senaryoya göre, 2025 yılında politika faizinin seviyesi farklı düzeylerde olacaktır. Bu durumda, Merkez Bankası’nın para politikası kurulu kararlarına yönelik beklentilerimizi şekillendirmek için 2025 yılı enflasyonundaki gelişimin ana eğilimini tahmin etmemiz gerekmektedir.

2025 yılının ilk altı ayında enflasyonun daha yüksek seyredeceği, ancak ikinci altı ayda enflasyonun ana eğiliminde ciddi bir düşüş yaşanabileceği tahmin edilmektedir. Bunun temel sebebi, nominal ücretlerdeki artışın enflasyon karşısında geride kalması ve bireylerin reel ücretlerinde meydana gelen daralmanın talep üzerinde 2025 yılının özellikle ilk çeyreğinde ciddi bir olumsuz etki yaratmasıdır. Bu varsayım çerçevesinde, Merkez Bankası’nın Ocak toplantısında 250 baz puan, Şubat ayında toplantı olmadığı için Mart ve Nisan toplantılarında ise 250’şer baz puan faiz indirimi ile politika faizini %40 seviyesine kadar indirmesi beklenmektedir. Mayıs ayında toplantı olmadığı düşünüldüğünde, Haziran ayı toplantısında ana eğilimin değerlendirileceği ve dolayısıyla hangi senaryonun olasılığının daha yüksek olduğuna göre Merkez Bankası’nın karar vereceği tahmin edilmektedir.

Haziran ayı itibarıyla enflasyon beklentisi hala %30’ların üstündeyse, Haziran ve Temmuz toplantılarında faizle ilgili bir değişiklik olmayacağı ve bu dönemin izleme ve değerlendirme dönemi olarak ele alınacağı tahmin edilmektedir. Yaz dönemi sonrasında enflasyon ana eğiliminde meydana gelen değişime göre faiz oranları ile ilgili yeniden bir değerlendirme yapılabileceği tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, 2025 yılında Türkiye için tamamen bir faiz indirim döngüsü demek doğru değildir. Mevcut konjonktüre göre her PPK toplantısında faiz indirileceği söylenemez. Dolayısıyla 2025 yılının faiz oranı açısından faiz indirim dönemi olarak adlandırılması daha doğru olacaktır.