Ali Değermenci

MİNİMALİST YAŞAMA HAZIR OLUN

Zor bir dönemden geçiyoruz. Sadece biz değil bütün dünya belki de son 100 yılın en büyük kabusu ile karşı karşıya. Koronavirüs dünyanın dört bir tarafına yayıldı ve insanlığı tehdit ediyor. Ölümler art arda geliyor. Virüsün bulaştığı insan sayısı 1 milyona yaklaştı. Milyarlarca insan evde kalıp virüsün yayılmasını engellemeye çalışıyor. Bu zor günleri birbirimize tutunarak, büyük felaketi hep beraber atlatacağız. Ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yeni bir döneme giriyoruz. Hayatımız, küresel sistem virüsle birlikte yeniden kurgulanacak.

 

Koronavirüs bütün insanlığı tehdit ederken, dünyadaki bütün sistemleri de derinden etkilemeye başladı. Çin’den Avrupa’ya, Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’ya kadar virüs her tarafı etkilemiş durumda. Haber merkezleri her gün ölüm rakamları ve vaka sayılarının çığ gibi büyüdüğünü anlatıyor. Herkes kendini, ailesini ve ülkesini korumak için önlemler alıyor. Bu kabus hali en az bir kaç ay daha sürecek. Sonrası mı? Şimdilik bilemiyoruz, belki rahata ereceğiz, belki yeni virüslerle karşılaşacağız. Ama bitecek. Sonrasında ise yeni duruma ayak uydurmamız gerekecek.

 

…’’Amerika belki de dünya hegemonik liderliğinden feragat edecek. Birleşmiş Milletler, NATO gibi küresel örgütlerin anlamı ve önemi kalmayacak. Avrupa Birliği’nin  bu haliyle devam edemeyeceği şimdiden görülüyor. Çin elindeki nakit ile iflas eden şirketleri satın alacak. Alış-veriş, üretim, tüketim gibi geleneksel alışkanlıklar mevcut halinde devam edemeyecek…’’

 

Sinsi virüs sadece insanlığın sağlığını tehdit etmiyor, insanların evde kalması nedeniyle dünya ekonomileri adeta iflasın eşiğine gelmiş durumda. Dünyanın en büyük denilen ekonomileri her geçen gün dağılma noktasına geliyor. Küresel ekonominin lideri Amerika Birleşik Devletleri tam bir şok yaşamakta. ABD, virüse karşı önlemler konusunda çok başarısız bir görüntü verdi. Sarsılmaz denilen ekonomisi uçurumdan düşer gibi aşağıya doğru düşmeye başladı. Bir çok küresel şirket büyük zararlar etmeye, hatta bazıları bu kısa sürede iflasını açıklamaya bile başladı. Yetkililerin açıklamalarına göre Amerika’da 100 bin ile 250 bin insanın hayatını kaybedebileceği, 50 milyona yakın kişinin işini kaybedeceği, yılın ikinci çeyreğinde ekonominin yüzde 30 küçüleceği, küresel firmaların iflasın eşiğine geleceği, tahribatın toparlanmasının yıllar alacağı söyleniyor. Krize karşı açıklanan 2.2 trilyon dolarlık paketin haziran ayından sonrası için yeterli olmayacağı,  belki 4-6 trilyon dolarlık yeni paketlerin açıklanmak zorunda kalacağı da…

 

Dünyanın en büyük ekonomilerinden olan Almanya’nın da virüs salgınından derin şekilde etkileneceğini, kazanımlarının bir anda elinden çıkabileceğini görüyoruz.

 

Bunlar dünyanın en büyük ekonomileri, bunların durumu bu kadar kaygı verici olunca diğerlerinin durumunu siz düşünün. BM, DTÖ gibi örgütlerin açıklamalarına göre, gelişmekte olan ülkeler bu krizi kolay kolay atlatamayacak. Kriz bittikten sonra virüs öncesi duruma gelmelerinin yıllar alabileceği, sosyal, siyasal büyük sorunların yaşanacağı rakamlara dayalı olarak ortaya konuluyor.

 

Belli ki dünya, yeni dönemde korona öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılacak. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İnsan davranışlarından siyasal sistemlere, ekonomik yapılardan üretim şekillerine kadar her şey yeni baştan kurgulanacak. Amerika belki de dünya hegemonik liderliğinden feragat edecek. Birleşmiş Milletler, NATO gibi küresel örgütlerin anlamı ve önemi kalmayacak. Avrupa Birliği’nin bu haliyle devam edemeyeceği şimdiden görülüyor. Çin elindeki nakit ile iflas eden şirketleri satın alacak. Alış-veriş, üretim, tüketim gibi geleneksel alışkanlıklar mevcut halinde devam edemeyecek. Eğitim artık sınıflardan değil uzaktan olacak, elektronik alışveriş hayatımızın parçası haline gelecek, milyarlarca dolara mal olan AVM’ler dönemi bitecek, ofisler anlamsızlaşacak, medya geleneksel yayın planından ayrılacak, insani ilişkiler yeni bir boyuta girecek, küresel kapitalizm mevcut halini terk edecek, demokrasi, insan hakları gibi evrensel değerler geçmişteki önemini kaybedecek, ulus devlet yeniden güçlenecek, otoriter siyasal akımlar artacak, iklim değişikliği artık insanlığın en önemli gündemi olacak, metropollerden kırsala doğru kayış başlayacak, toplu ulaşım gözden geçirilecek…

 

“…İnsanlık, bir entelektüel faaliyet olarak görülen minimalist bir yaşama hızlı bir geçiş yapacağa benziyor. Yaşam şekli bir hayli sadeleşecek, para harcama, lüks yaşam artık ikinci plana düşecek ve insanlar az ile yetinmeye, yarını daha fazla düşünmeye, birbirine destek olamaya, tükettiğini üretmeye gayret edecek…”

 

 

Bütün bu öngörüler önümüzdeki yıllarda değil belki de önümüzdeki bir kaç ay içinde oluşmaya başlayacak. Sağlık sistemi bütün devletlerin gözden geçireceği bir durum olacak. Artık kapitalist sistemde sağlıkta kamunun ağırlığı hissedilir şekilde artacak. Sağlık sektörüne yatırımlar artacağı gibi bu alanda yeni araştırmalara kaynak bulmak daha kolay olacak.

 

Ama insanlık her zor dönemde olduğu gibi bu dönemi de atlatacak. Belki modenleşmenin etkisi ile unutulan insancıl duygular, kavramlar yeniden hatırlanacak. Dayanışma, iyilik önümüzdeki dönemde en çok kullanılan kavramlar olacağa benziyor. Sadece bir ülke, bir bölge değil dünyanın her tarafına sirayet eden kabusla, ‘herkesin iyi olması durumunda biz de iyi olabileceğiz’ anlayışı insanlık tarafından kabul görecek gibi…

 

İnsanlık, bir entelektüel faaliyet olarak görülen minimalist yaşama hızlı bir geçiş yapacağa benziyor. Yaşam şekli bir hayli sadeleşecek, para harcama, lüks yaşam artık ikinci plana düşecek ve insanlar az ile yetinmeye, yarını daha fazla düşünmeye, birbirine destek olmaya, tükettiğini üretmeye gayret edecek.

 

Teknolojinin önünde artık hiç bir engel kalmayacak. İletişimin şekli değişince ticaretten üretime, eğitimden çalışma hayatına kadar her şey yapay zeka, teknoloji ile yapılmaya başlayacak. Ama bunun da riskleri olacak. Ortaya devasa bir dijital veri tabanı çıkacak ve bu datanın kimin elinde, nasıl kullanılacağı bir hayli meçhul olacak. Çin bugün elindeki dijital veriyi otoriter yapısını korumak için kullanıyor. İnsanların mahremiyeti dijital yaşam içinde ortadan kalkacağa benziyor. Devletler ya da istihbarat örgütleri ellerindeki datayı topluma karşı kullanacaklar.

 

İyisi ile kötüsü ile yeni bir döneme, yeni bir hayata geçiyoruz. Koronavirüs bunu bir kaç ay içinde hızla gerçekleştireceğe benziyor. Enseyi karartmayalım ama yeni duruma hazırlıklı olalım. Bir kişinin iyiliğinin herkesin iyiliği, herkesin iyiliğinin de bir kişinin iyiliği demek olduğunu, birlikte dayanışarak bu badireleri atlatacağımızı unutmayalım.