Dr. Aslı Cansunar

SOSYO-EKONOMİK KOŞULLAR MÜZİĞE NASIL YANSIR? SPOTIFY VERİLERİ ÜZERİNDEN 90’LAR TÜRKÇE POP ANALİZİ

Popüler kültür, çoğu zaman onu çevreleyen koşulların bir aynası gibidir. Bu bağlamda, bir ülkenin içinden geçtiği siyasi ve ekonomik krizlerin ve bu krizlerin toplumda yarattığı kalıcı değişimlerin, popüler kültüre yansıması ve onu şekillendirmesi kaçınılmaz gibi görünür. Örneğin, zorlu bir ekonomik dönemden geçen bir ülkede üretilen ve dinlenen şarkıların, geçim zorluğu, hayat pahalılığı ya da geleceğe dair umutsuzluklar gibi temalarla bezenmesi normal ve beklenen bir durumdur.

Ancak ekonomik koşulların popüler müziğe olan etkisi her zaman beklediğimiz yönde gerçekleşmeyebilir. Gerek Türkiye’de gerek başka ülkelerde popüler müzik, bazı zorlu yılları, ekonomik güçlükleri ve yaşam kavgasını pırıl pırıl bir ayna gibi yansıtmaktayken, diğer kriz dönemlerinde bir “umarsızlık” ve “eğlenceye kaçış” teması ötesinde dönemin şartları hakkında pek de bilgi vermemekte.

Peki, sanatçıların ve dinleyicilerin umarsızlığı ve kaçışı, eleştiriye ve başkaldırmaya tercih etmesinin sebebi ne? Neden bazı yıllarda hüzünlü bir melodiye eşlik eden “yoksulluk kader olamaz, kader değildir” çığlıklarını duyarken, neredeyse aynı derecede ekonomik zorluklar altındaki başka yıllarda “olsun varsın, ah çekinme, sen yine yalanlar söyle yürek paramparça zaten, dert değil” diyerek dans ediyoruz? Belki de geçirmekte olduğumuz pandemi döneminde, pandeminin hem ortaya yeni çıkardığı hem de pekiştirdiği ekonomik zorlukları yaşarken, neden “yoksulluk kader olamaz” ya da “bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm” gibi şarkılara geri dönmeyip, 90’lar nostaljisi yapıyoruz?

Kısa cevap: Azalan sınıf bilinci ve ikinci boyut siyasetinin yükselişi. Siyaset bilimciler, siyaseti iki boyutlu bir düzlem olarak tanımlarlar. Bu tanıma göre birinci boyut ekonomiktir. Birçok klasik siyaset bilimi modeli, insanların siyasi ve ekonomik kararlar verirken sadece bu boyut üzerinden karar verdiklerini varsayar. İkinci boyutta ise kültürel konular, kadın hakları, dinsel ve etnik haklar ve özgürlükler, çevre koruması gibi ekonomi dışında kalan konuların siyasi kararlara olan etkisine bakılır. İkinci boyutun önemlileşmesi dünyanın birçok yerinde yeni bir olgudur. Türkiye bağlamında özellikle 1980 sonrası kaybolan sınıf siyaseti etkisiyle, ikinci boyut meselelerinin politik söylemleri ve davranışları etkilediğini görüyoruz. Bu durum popüler müziğe de yansıyor. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Popüler müzik, ekonomik ve siyasi durumu, halkın onları önemli gördüğü ve bu konuların halkı mobilize edebildiği ölçüde yansıtır.

Spotify verileri ne anlatıyor?

Peki doksanlı yılların şarkılarını neden bu kadar seviyoruz? Bu şarkıların bizi çeken özellikleri ne? Bu soruları Spotify verilerine dayanarak nicel yöntemlerle incelemek mümkün. Spotify programının uygulama programlama ara yüzü istediğiniz sanatçı, albüm ve çalma listesi hakkında verileri aramanızı ve yüklemenizi sağlıyor. Spotify’dan aldığım verilerle doksanlı yılların popüler şarkılarının “mutluluk”,” enerji”, “popülerlik” parametrelerini inceledim.

Spotify, mutluluk parametresini bir parça tarafından iletilen müzikal pozitifliği açıklayan 0,0 ila 1,0 arasında değişen bir ölçü olarak tanımlıyor. Yüksek değerli parçalar daha olumlu (örneğin mutlu, neşeli, öforik), düşük mutluluk parametreli parçalar ise daha olumsuz (örneğin hüzünlü, depresif, kızgın). Benzer şekilde, Spotify enerjiyi 0.0 ile 1.0 arasında değişen bir ölçü olarak rapor ediyor. Tipik olarak, enerjik parçalar hızlı ve gürültülü (enerji ölçeğinde 1’e yakın) hissedilir. Örneğin, death metal yüksek bir enerjiye sahipken, bir Bach başlangıcı ölçeğe göre düşük puan alıyor (0’a daha yakın).

Spotify çalma listelerindeki 557 şarkının verilerini kullanarak doksanlardaki popüler şarkıları 4 ana kategoriye ayırdım: mutlu (yüksek enerji, yüksek mutluluk), huzurlu (yüksek mutluluk, düşük enerji), öfkeli (düşük mutluluk, yüksek enerji), ve hüzünlü (düşük mutluluk, düşük enerji). Ortaya aşağıdaki grafik çıktı.

Görünen o ki, Spotify listelerimizde yer alan doksanlar popüler şarkılarının çoğu “mutlu” olarak tanımladığım alanda yer alıyor. Hüzünlü olarak nitelendirebileceğimiz şarkılar da yok değil, ancak bu grafik gösteriyor ki çoğu şarkı yüksek enerjiye ve de mutlu melodilere sahip.

Peki doksanlardan kalan şarkılardan hangileri en popüler? Popülerlik için yine Spotify verilerinden yararlandım. Spotify, popülerlik metriğini en popüler 100 olmak üzere 0 ile 100 arasında olarak tanımlıyor. Bu metrik çoğunlukla parçanın toplam çalma sayısına ve bu çalmaların ne kadar yeni olduğuna dayanıyor. Mesela, şu anda çok çalınan şarkılar, geçmişte çok çalınan şarkılardan daha yüksek popülerliğe sahip olacaktır.

Şu sıralar Spotify’da en popüler 90’lar şarkıları hangileri onu da sıralayalım: Tarkan – Ölürüm Sana, Yaşar – Kumralım, Tarkan-Şımarık, Sezen Aksu- Seni Yerler, Şebnem Ferah-Yağmurlar, Duman-Köprüaltı.

Elbette Spotify verilerini kullanarak şarkıların yalnızca müziksel özelliklerini incelemek mümkün. Peki ya şarkı sözleri? Örneklemimdeki 557 şarkının adını kullanarak, şarkı isimlerinde en çok geçen kelimeleri de bulmaya çalıştım. Aşağıdaki kelime bulutunda, en çok tekrarlanan kelimeleri görmek mümkün.

Görünen o ki, 1990’ların zorlu ekonomik koşullarda geçen günlerinde “ekonomi bilmecesi” yerine bol bol aşk, delilik, yaz, sevmek ve gönüllerden bahsetmişiz. Bu sözlere de mutlu melodiler eşlik etmiş. Büyük ihtimalle, birkaç yıldan beri süregelen doksanlar nostaljisinin sebeplerinden biri de bu kombinasyonda yatmakta – Serdar Ortaç’ın da dediği gibi: “Rezalet, sefalet bu milletin hali. Bırakın, bırakın sevelim bari!”


Aslı Cansunar

Oxford Üniversitesi