Trump Döneminde Göçmen Olmak
Amerika’da göçmen olmak…
Eskiden umutla kurulan bir cümleydi bu. Yeni bir hayat, yeni bir gelecek… Biraz mücadele, ama sonunda az da olsa bir yere ait olabilmenin verdiği huzur.
Bugün ise bu cümle, birçok insanın zihninde artık “korku” duygusuyla yan yana anılıyor. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin 47. Başkanı Donald Trump, ikinci dönemine öyle bir giriş yaptı ki, ilk 100 günü bile dolmadan göçmenlerle ilgili peş peşe sert kararlar almaya başladı.
Trump’ın ikinci döneminde göçmenlik, sadece sınırları geçenleri değil, çoktan içeri girip hayat kurmuş olanları da hedef tahtasına oturttu. Artık Amerika’da sadece kaçaklar değil, Green Card sahipleri, öğrenciler, hatta onlarca yıldır bu ülkede yaşayanlar bile tedirgin.
Artık Green Card sahipleri bile kendini güvende hissetmiyor. Evet, kalıcı oturum izni… Ama neye yarar, eğer her seyahatin dönüşü bir riskse? Geçmişte işlenmiş bir hata—küçük bir vergi ihmali, zamanında bildirilmemiş bir adres değişikliği, yıllar öncesine ait basit bir adli vaka—bugün sizi uçağa bindirip sınır dışı etmeye yetebiliyor.
Son dönemde Türk öğrenciler arasında yaşananlar, buzdağının sadece görünen kısmı. F-1 vizeli bir genç, kampüs dışı çalışmış diye, başka bir öğrenci trafik cezası ödememiş diye; bir başkası sadece ders kaydını zamanında yenilememiş diye… Gözaltına alınıyor. Bazısı sabaha karşı yurt odasından alınıp, sorgusuz sualsiz memlekete gönderiliyor.
Ülkenin dört bir yanında göçmenler avukat bulmaya çalışıyor, belgelerini güncelliyor, sosyal medya geçmişini temizliyor. Çünkü burada kalabilmek artık sadece belgelerin değil, dikkatli olmanın, hata yapmamanın, sessiz yaşamanın savaşı oldu. Ve en acısı, yasal olanlar bile bu savaşın içinde
Trump, bir kez daha “önce Amerika” diyor. Ama o Amerika, artık birçok göçmen için ait olduklarını hissettikleri değil, dışlandıkları bir yer.
Amerika’da Trump döneminde göçmen olmak, her sabah yeni bir ‘acaba’ ile uyanmak demek ve kendini güvende hissedememek demek.
Trump’tan Üniversitelere “Ya Bizimlesin, Ya Fonunu Kaybedersin” Mesajı
Dünyanın en başarılı üniversitesi şüphesiz Harvard!
Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde hedef tahtasında sadece göçmenler ya da medya yok. Amerika’nın en köklü üniversiteleri bile onun politik baskısından payını alıyor. Onlardan birisi ise Harvard Üniversitesi.
Trump’ın hedefinde özellikle Harvard Üniversitesi var. Üniversiteye sağlanan 2,2 milyar dolarlık federal fonun dondurulduğu, çeşitli hükümet kurumları ile yapılan milyonlarca dolarlık sözleşmelerin de iptal edildiği bilgsiq var. Trump ayrıca, Harvard’ın “vergi muafiyeti statüsünü kaybetmesi gerektiğini” de açıkladı.
Cumhuriyetçi Parti’ye yakın medya organları ve bazı bağışçılar da Trump’ın sözlerini destekleyerek üniversiteleri “antisemitizmle mücadele etmiyorlar” diyerek suçluyor. Ancak kampüslerdeki protestoların çoğu, İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirilerden ibaret. Bu ayrımın gözetilmemesi, ifade özgürlüğüyle ilgili ciddi bir kaygı yaratıyor.

Vatansever, başkent Washington’a transfer oldu!
Bu köşede güzel haberleri paylaşmak istiyorum. Özellikle de benim ilgi alanıma giren ve çok sevdiğim bir konu: Amerika’daki başarılı Türkler. Onlardan biri de Emre Vatansever.
WNBA’in (Kadınlar Ulusal Basketbol Birliği) şampiyonluk yaşayan tek Türk antrenörü başkentin temsilcisi Washington Mystics’e transfer oldu.
Tecrübeli Türk basketbol antrenörü Emre Vatansever, WNBA takımlarından Washington Mystics’in 2025 sezonu için yardımcı antrenör kadrosuna katıldı. En son Chicago Sky’da geçici başantrenörlük ve genel menajerlik görevini üstlenen Vatansever, takımı 2023 sezonunda üst üste beşinci kez play-off’a taşımıştı.
2021 yılında Chicago Sky ile WNBA şampiyonluğu yaşayan Vatansever, bu başarıyı elde eden ilk ve tek Türk antrenör olarak tarihe geçmişti. Kariyerine Seattle Storm’da başlayan başarılı çalıştırıcı, Breanna Stewart ve Jewell Loyd gibi yıldız oyuncuların gelişiminde de önemli rol oynadı.
Uluslararası alanda Galatasaray, Yakın Doğu Üniversitesi ve Türkiye Kadın Milli Takımı’nda da görev alan Vatansever’in Washington’a gelişi büyük sevinç yarattı.
DC’ye hoş geldin değerli hocam, çok mutlu olduk!

Amerika’da Evsiz Kalan Türk Mühendis Yurda Döndü
Bundan birkaç ay önce, Amerika’da makine mühendisliği yüksek lisansını başarıyla tamamlayan Giresunlu İbrahim Gündoğdu’nun yürek burkan hikâyesini sosyal medyada paylaşmıştım. Bu paylaşım milyonlara ulaştı ve geniş yankı uyandırdı.
University of Alabama at Birmingham’dan mezun olduktan sonra şizofreni atakları ve madde bağımlılığı nedeniyle zor bir süreç yaşayan genç mühendis, Birmingham’daki şehir parklarında yaşam mücadelesi veriyordu.
Ailesi onun Türkiye’ye dönmesi için yoğun çaba harcadı; ancak İbrahim uzun süre bunu kabul etmedi. Mahkeme kararıyla kısa süreliğine tedavi altına alındı, fakat ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle süreç yarım kaldı. Aylarca kendisinden haber alınamadı. Ta ki bir Türk öğrencinin onu parkta görüntülediği video sosyal medyada paylaşılana kadar… O görüntüler, Türkiye’deki dostlarını ve kamuoyunu derinden etkiledi. Konuyu gündeme taşıdıktan sonra pek çok kişi harekete geçti.
Ve şimdi, mutlu haberi paylaşma zamanı.
İbrahim Gündoğdu, yoğun çabalar sonucu ikna edildi ve Türkiye’ye döndü. Şu anda memleketinde, ailesinin yanında. Hayatını yeniden kurma yolunda ona destek olacak pek çok insan var.
Bu sürecin arka planında görünmeyen kahramanlar da vardı. En başından beri durumu bana bildiren ve konunun gündeme gelmesine katkı sunan arkadaşları, her aşamada onun yanında oldu. Türkiye Cumhuriyeti Washington Büyükelçiliği ve Türk Hava Yolları’nın Washington ofisi de Gündoğdu’nun sağ salim yurda dönmesi için süreci büyük bir özveriyle takip etti.
Yolun açık olsun İbrahim!

