Morgan Stanley altın için uyardı: Geleneksel rolü değişiyor

Küresel yatırım bankası Morgan Stanley, son raporunda altının geleneksel “güvenli liman” rolüne dair tartışmayı yeniden alevlendirdi. Analistler, jeopolitik risklerin kademeli olarak azalması ve diğer varlık sınıflarında toparlanmanın hızlanmasıyla birlikte altının beklenen performansı sergileyemediğine dikkat çekti. Çatışma öncesi seviyelere kıyasla yaklaşık yüzde 10 daha aşağıda kalan altın fiyatları, yatırımcı davranışlarında önemli bir değişime işaret ediyor.
PİYASALAR TOPARLANIRKEN ALTIN GERİDE KALDI
Risk iştahının yeniden yükselmesiyle birlikte hisse senedi ve diğer riskli varlıklarda güçlü bir toparlanma gözlenirken, altın bu süreçte sınırlı bir performans ortaya koydu. Bankaya göre bu durum, altının artık tek boyutlu bir “güvenli liman” olarak değil; riskli varlık, alternatif yatırım ve korunma aracı arasında hibrit bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Altının son dönemde S&P 500 ile yüzde 90 gibi yüksek bir korelasyon göstermesi, geleneksel güvenli liman algısının zayıfladığını ortaya koyuyor.
ARZ ŞOKU VE FAİZ BASKISI ALTINI ZORLUYOR
Raporda, altın fiyatlarındaki zayıflığın temel nedenlerinden biri olarak küresel arz şokları öne çıkarıldı. Talep kaynaklı dalgalanmalardan farklı olarak arz yönlü gelişmelerin para politikası üzerindeki etkileri de değişkenlik gösteriyor. Tahvil getirilerinin çatışma öncesi seviyelere tam olarak dönememesi ise faiz getirisi olmayan altının cazibesini azaltıyor.
Getiri sunmayan altın, yükselen tahvil faizleri karşısında yatırımcı portföylerinde daha az tercih edilir hale geliyor.
MERKEZ BANKALARI VE FONLARDAN SATIŞ BASKISI
Altın piyasasında son dönemde dikkat çeken bir diğer unsur ise satış yönlü hareketler oldu. Financial Times verilerine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 27 Şubat ile 27 Mart tarihleri arasında yaklaşık 52 ton altın satışı gerçekleştirdi ve buna ek olarak 79 tonluk swap işlemi yaptı. Aynı dönemde küresel merkez bankası alımlarının sınırlı kalması da piyasada arz yönlü baskıyı artırdı.
Bununla birlikte Hindistan’ın külçe altın ithalat izinlerini ertelemesi ve borsa yatırım fonlarının (ETF) mart ayında yaklaşık 90 tonluk satış yapması, fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı güçlendirdi. Bu satışlar, yılın ilk iki ayında gerçekleşen 150 tonluk alımın bir kısmını geri aldı.
TOPARLANMA SİNYALLERİ VE YENİ BEKLENTİLER
Tüm bu gelişmelere rağmen Morgan Stanley, altın için orta vadede iyimserliğini koruyor. Mart ayında gerçekleşen ETF satışlarının yaklaşık yarısının kısa sürede geri alınması, yatırımcı talebinin tamamen kaybolmadığını gösteriyor.
Morgan Stanley, altın fiyatlarının 2026’nın ikinci yarısında ons başına 5.200 dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
ABD’de faiz beklentilerinin değişmesi ve yıl sonuna doğru faiz indirimi ihtimalinin güçlenmesi, altın için destekleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Ayrıca Çin Merkez Bankası’nın rezervlerini hızlı şekilde artırması da fiyatların dip seviyelerden alım fırsatı olarak değerlendirildiğine işaret ediyor. Doların zayıflama eğilimi ise bu görünümü destekleyen bir diğer faktör.
RİSKLER MASADA: SATIŞ DALGASI GERİ DÖNEBİLİR
Bununla birlikte aşağı yönlü riskler de göz ardı edilmiyor. Jeopolitik tansiyonun yeniden yükselmesi, tahvil getirilerinde artışa yol açabilir. Hisse senedi piyasalarında olası sert düşüşler ise yatırımcıların teminat tamamlama çağrılarını karşılamak için altın gibi varlıklarda satışa yönelmesine neden olabilir. Bu senaryo, güvenli liman olarak görülen altının bile likidite kaynağına dönüşebileceğini gösteriyor.




