Küresel Merkez Bankaları Altın Alımlarında Frene Bastı

2025 yılının Nisan ayında, küresel merkez bankalarının altın alımlarındaki ivme, üst üste ikinci ayda da yavaşladı.Dünya Altın Konseyi’nin son verilerine göre, net altın alımı bu dönemde yalnızca 12 ton seviyesinde gerçekleşti. Bu miktar, hem mart ayının altında kalırken hem de son 12 aylık ortalama alım hacmi olan 28 tonun belirgin biçimde gerisinde. Veriler, merkez bankalarının rezerv yönetiminde daha temkinli ve seçici bir pozisyon aldığını gösteriyor.
Altın fiyatlarında yıl başından bu yana yaşanan hızlı yükseliş, bu duraklamada belirleyici faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Fiyatların rekor seviyelere ulaşması, merkez bankalarının maliyet hesabını gözden geçirmesine neden olmuş olabilir. Zira, merkez bankaları genellikle fiyatlardan ziyade stratejik zamanlamayı önceleyen kurumsal alıcılar olarak bilinir. Bu bağlamda, son iki aydaki yavaşlama bir yön değişiminden çok, fiyatlamaya karşı bir “bekle-gör” yaklaşımının yansıması olarak yorumlanmalı.
Nisan ayında öne çıkan ülke, 12 tonluk alımıyla Polonya oldu. Bu rakam, sadece aylık değil, yılbaşından bu yana yapılan toplam alımlarda da Polonya’yı zirveye taşıdı. 2025’in ilk dört ayında toplamda 61 ton altın rezervine ekleyen Polonya Merkez Bankası, rezerv büyüklüğünü 509 tona çıkardı. Bu seviye, Avrupa Merkez Bankası’nın rezerv hacmini de aşmış durumda. Bu güçlü ivme, ülkenin para politikası stratejisinde altına atfettiği ağırlığın arttığını ve jeopolitik belirsizlikler karşısında rezerv çeşitlendirmeye öncelik verildiğini gösteriyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da aynı dönemde rezervlerine 2 tonluk ekleme yaptı. Hazine ile birlikte toplam altın varlıkları 626 tona ulaştı. Türkiye’nin süregelen altın pozisyonunu koruması, hem jeopolitik risklere karşı güvenlik arayışı hem de kurumsal rezerv stratejisinin bir devamı olarak okunabilir.
Çin Merkez Bankası’nın Nisan ayında yaptığı 2 tonluk alım, altın rezervlerini 2.294 tona taşıdı. Bu, Çin’in üst üste altı aydır rezervlerine altın eklediğini gösteriyor. Diğer yandan Hindistan Merkez Bankası , Nisan ayında herhangi bir alım gerçekleştirmemiş olsa da, yayımladığı ara raporda dikkat çekici bir veri paylaştı: Mart 2025 itibarıyla ülkenin altın rezervlerinin %58’i artık yurtiçinde depolanıyor. Bu oran 2023’te %38’di. Hindistan’ın bu stratejik yönelimi, yalnızca rezerv miktarına değil, rezervin lokasyonuna da odaklanan daha kapsamlı bir güvenlik politikası izlediğine işaret ediyor.
Raporda öne çıkan bir diğer başlık ise Afrika kıtasındaki merkez bankalarının altın stratejileri oldu. Namibya, Uganda, Kenya, Madagaskar ve Ruanda gibi ülkeler altın rezervlerini artırma ve bu rezervleri resmi para politikası araçları arasına yerleştirme yönünde net niyet ortaya koydu. Özellikle şoklara karşı direnç inşa etme ve döviz çeşitlendirmesi bağlamında altının rolü yeniden tanımlanıyor. Bu eğilim, gelişmekte olan ülkelerde altının hem güvenli liman hem de politika aracı olarak değer kazandığını gösteriyor.
Kısaca;
Nisan ayındaki veriler, merkez bankalarının altın politikalarında kısa vadeli bir yavaşlamaya işaret etse de bu duraklamanın yapısal bir değişime karşılık geldiğini söylemek için henüz erken. Altın hâlâ birçok ülke için stratejik bir enstrüman olma özelliğini koruyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda, altına yönelimin sadece miktarsal değil, aynı zamanda stratejik ve yapısal düzeyde çeşitlendiği gözlemleniyor. Dolayısıyla, fiyatlara duyarlı bu geçici durgunluğun ardından daha istikrarlı bir alım ivmesinin yeniden oluşması olası görünüyor.
Haber: EKOTÜRK Araştırma Analisti Büşra Bingöl





