Dünya Borsaları

Avrupa’nın gündeminde neler var? 12 Ocak 2026

EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa gündemini sizler için derledi. İNGİLTERE AB’den Brexit Sonrası İlişkilerin Yeniden Düzenlenmesi (Reset) Görüşmelerinde Yeni Talep: “Farage Maddesi” Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ile yürütülen Brexit sonrası ilişkilerin yeniden düzenlenmesine (reset) yönelik görüşmelerde, Londra’dan ek bir mali güvence istiyor.

Avrupa’nın gündeminde neler var? 12 Ocak 2026
EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa gündemini sizler için derledi.
İNGİLTERE 
AB’den Brexit Sonrası İlişkilerin Yeniden Düzenlenmesi (Reset) Görüşmelerinde Yeni Talep: “Farage Maddesi”
Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ile yürütülen Brexit sonrası ilişkilerin yeniden düzenlenmesine (reset) yönelik görüşmelerde, Londra’dan ek bir mali güvence istiyor. Buna göre, gelecekte taraflardan biri yapılacak anlaşmalardan vazgeçerse, ortaya çıkacak sınır ve gümrük maliyetlerini tazmin etmek zorunda kalacak.
Basına yansıyan bilgilere göre European Union, Başbakan Keir Starmer’ın müzakere ettiği paket kapsamında özellikle tarım ürünlerini ilgilendiren yeni bir anlaşmaya bu şartın eklenmesini talep ediyor. AB diplomatları bu düzenlemeyi gayriresmî olarak “Farage maddesi” olarak adlandırıyor.
Bu Madde Ne Anlama Geliyor?
Söz konusu düzenleme, tarım ve gıda ürünlerinde Brexit sonrası uygulanan kontrollerin hafifletilmesini amaçlayan bir anlaşmayı kapsıyor. Eğer bu anlaşma yürürlüğe girer ve ileride taraflardan biri anlaşmadan tek taraflı olarak çekilirse:
  • Sınır kapılarında yeniden kontrol noktaları kurulması,
  • Gümrük ve veteriner denetimlerinin yeniden başlatılması,
  • Yeni personel alımı ve altyapı yatırımları
gibi masraflar, anlaşmadan çekilen tarafça karşılanacak. AB kaynaklarına göre bu maliyetler milyarlarca sterline ulaşabilir.
AB, bu şartla, gelecekte bir İngiliz hükümetinin anlaşmaları iptal etmesi halinde, Brexit sürecinde olduğu gibi yeniden büyük bir mali yük üstlenmek istemiyor.
İngiltere: “Bu Standart Bir Uygulama”
İngiliz hükümet kaynakları ise söz konusu maddenin uluslararası anlaşmalarda yaygın olduğunu savunuyor. Kaynaklara göre bu hüküm iki taraf için de geçerli olacak; yani AB anlaşmadan çekilirse AB de Birleşik Krallık’a tazminat ödemek zorunda kalacak.
Bir İşçi Partisi yetkilisi, “Çıkış hükümleri her uluslararası anlaşmanın standart parçasıdır” diyerek, konunun siyasi bir tartışmaya dönüştürülmesini eleştirdi.
Brexit’in Ardından Yaşanan Maliyetler Hatırlatılıyor
AB, Brexit’in ardından 2020 yılında üye ülkelerin yaşadığı sınır ve ticaret aksaklıklarını telafi etmek için 5,4 milyar avroluk bir uyum fonu oluşturmuştu. Bu kapsamda başta İrlanda, Hollanda ve Fransa olmak üzere birçok ülke, gümrük personeli, sınır altyapısı ve denetim sistemleri için yüz milyonlarca avro harcamak zorunda kalmıştı.
İngiltere’de Hane Halkı Borçlarında Yeniden Yapılandırma Başvuruları Rekor Seviyeye Çıktı
İngiltere’de hane halklarının mali baskısı artarken, borç yeniden yapılandırma ve mali danışmanlık hizmetlerine yapılan başvurular rekor seviyelere yükseldi. Borç yardım hatları, çok sayıda hanenin artık mali durumlarını kendi başlarına yönetemediğini bildiriyor.
Borç ve finansal danışmanlık kuruluşları, Ocak ayının ilk haftasında aldıkları başvuruların geçen yılın aynı dönemine göre belirgin şekilde arttığını belirtti. Kredi danışmanlığı hizmetlerine yapılan başvuruların yaklaşık %20’si gece saat 22.00 ile 03.00 arasında gerçekleşti; bu, insanların uyku saatlerinde bile mali kaygı yaşadığını gösteriyor.
Uzmanlar, tatil dönemindeki yüksek harcamaların ardından borç ve yeniden yapılandırma talebinin bu kadar yükselmesinin olağan dışı olduğunu vurguluyor.
Kredi Kartı ve Tüketici Borçlanması Artıyor
İngiltere Merkez Bankası verilerine göre, kredi kartı ve tüketici kredisi borçlanması Noel öncesinde son iki yıla yakın sürenin en hızlı yıllık artışını gösterdi. Kasım ayında kredi kartı borçlarındaki yıllık artış %12,1’e yükseldi ki bu Ocak 2024’ten bu yana en yüksek düzeylere işaret ediyor.
Evsizlik Artışı: Sokakta Yaşayan ve Geçici Barınma Bekleyenler Arttı
Ekonomik baskı sadece borç arayışını artırmakla kalmıyor; İngiltere genelinde evsizlik ve sokakta yaşayan insan sayısı da yükseliyor.
  • Trussell Trust verilerine göre gıda bankaları son 12 ayda 2,9 milyon acil gıda paketi dağıttı, bu da ortalama her 11 saniyede bir paket demek ve yardıma muhtaç aile sayısının son beş yılda %51 arttığını gösteriyor.
  • Evlerini kaybedenler için ise, İngiltere’de resmi verilere göre çevre genelinde barınma ihtiyacı olan evsizlik vakaları ve geçici konaklama bekleyen hane sayısı yüksek kalmaya devam ediyor. Shelter tarafından yapılan analiz, İngiltere’de yaklaşık 382 bin kişinin kalıcı bir konutu olmadan yaşadığını ve bu rakamın son bir yılda %8 arttığını ortaya koyuyor.
  • Sokakta yatma (rough sleeping) verileri de benzer bir tablo çiziyor: İngiltere genelinde son istatistiklerde ay boyunca sokakta yaşayanların sayısı 8 binin üzerine çıkarken, bu da önceki çeyreğe göre %13 artış gösteriyor.
Bu artış eğilimleri, barınma piyasasında yüksek kira maliyetleri, düşük konut arzı ve sosyal yardım eksikliklerinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Birçok aile, geçici konaklama (hostel, hotel vb.) veya sokakta kalma arasında zorunlu seçimlerle karşı karşıya.
İngiltere Ticaret Bakanı Kyle, Çocuklara Sosyal Medya Yasağı Getirilmesi Taleplerine Karşı Çıktı
İngiltere İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle, Muhafazakâr Parti’nin 16 yaş altındaki çocuklara sosyal medya yasağı getirilmesi yönündeki çağrılarına karşı çıktı. Kyle, bu tür bir yasağın çocukları korumak için doğru bir yol olmadığını söyledi.
Muhalefetteki Muhafazakârlar, çocukları çevrim içi zararlardan korumak amacıyla sosyal medyada yaş sınırı uygulanmasını savunuyor. Ancak daha önce teknoloji bakanlığı da yapan Kyle, “Bunun doğru yaklaşım olduğunu düşünmüyorum” diyerek hükümetin genel bir yasak fikrine mesafeli durduğunu belirtti.
Kyle, konunun yalnızca suçla mücadele başlığıyla ele alınamayacağını vurgulayarak, çocukların ruh sağlığı, platformların bağımlılık yaratan yapıları ve ebeveynlerin dijital çağda yaşadığı zorlukların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bu Nesil Akıllı Telefonsuz Bir Hayat Bilmiyor”
Kyle, 2007 sonrası doğan çocukların akıllı telefonsuz bir dünyayı hiç tanımadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ebeveynlerin büyük bölümü, çocuklarını dijital dünyada nasıl yönlendireceğini öğrenerek büyümedi.”
Bu durumun, ailelerin çocuklarına çevrim içi ortamda sınır koymasını zorlaştırdığını söyleyen Kyle, gençler için uzun süre kontrolsüz bir alan oluştuğunu dile getirdi. Bakan, basit yasaklar yerine daha kapsamlı ve dengeli bir yaklaşım gerektiğini savundu.
Kyle ayrıca, Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch’in açıklamalarını eleştirerek, kamuoyundaki tartışmanın fazla yüzeysel yürütüldüğünü söyledi.
Hatırlatma | Avrupa ve Avustralya’da Alınan Kararlar
  • Avrupa Parlamentosu, Kasım 2025’te kabul ettiği kararla, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişiminin sınırlandırılmasını, ebeveyn onayıyla istisna tanınmasını önerdi. Karar bağlayıcı değil, ancak Avrupa genelinde yasal düzenleme baskısını artırdı. Parlamento ayrıca sonsuz kaydırma, otomatik video oynatma ve aşırı bildirimler gibi bağımlılık yaratan tasarım unsurlarının çocuklar için varsayılan olarak kapatılmasını istedi.
  • Avustralya, 2025’te aldığı kararla 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesabı açmasını yasaklayan ilk ülke oldu. Düzenleme kapsamında platformlara yaş doğrulama zorunluluğu getirildi ve kurallara uymayan şirketler için yüksek para cezaları öngörüldü. Avrupa Komisyonu, bu uygulamanın sonuçlarını yakından izlediğini açıkladı.
AVRUPA BİRLİĞİ
AB’den X’e Grok Talimatı: Tüm Kayıtlar 2026 Sonuna Kadar Saklanacak
Avrupa Birliği, X bünyesinde kullanılan yapay zekâ sohbet botu Grok hakkında artan endişeler nedeniyle platforma yeni bir yükümlülük getirdi. Avrupa Komisyonu, X’ten Grok’a ilişkin tüm dahili belgelerin, veri setlerinin ve ilgili kayıtların 2026 yılı sonuna kadar saklanmasını istedi.
Reuters’a konuşan Komisyon sözcüsü, kararın geçen yıl X’e gönderilen ve özellikle algoritmalar ile yasa dışı içeriklerin yayılımına odaklanan saklama talimatının kapsamının genişletilmesi anlamına geldiğini belirtti. Komisyon Sözcüsü Thomas Regnier, “Bu, bir platforma iç belgelerini silmemesi yönünde açık bir talimattır. Uyum konusunda şüphelerimiz var ve gerekirse bu belgelere erişebilmemiz gerekiyor” dedi.
Karar, X’te rızaya dayanmayan kadın ve çocuklara ait cinsel içerikli görüntülerin yayıldığına ilişkin raporların ardından geldi. Avrupa Komisyonu, söz konusu içerikleri “yasa dışı ve son derece rahatsız edici” olarak nitelendirdi ve bu tür paylaşımların Grok’un işleyişiyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.
İngiltere’den sert tepki - Başbakan Starmer: “Bu Bir Çözüm Değil, Mağdurlara Hakaret”
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Grok’un görüntü üretme özelliğinin yalnızca ücretli abonelere açılmasına sert tepki gösterdi. Downing Street’ten yapılan açıklamada Starmer’ın, bu adımın “yasa dışı içeriği ortadan kaldırmadığını, aksine bunu ücretli bir hizmete dönüştürdüğünü” söylediği aktarıldı.
Starmer, “Bu bir çözüm değil. Aksine, kadın düşmanlığı ve cinsel şiddet mağdurlarına hakaret niteliği taşıyor. X’in, istediğinde ne kadar hızlı hareket edebildiğini de göstermiş oluyor” ifadelerini kullandı. Başbakan, platformun İngiltere yasalarına uymaması halinde daha sert adımların gündeme gelebileceğini vurguladı.
Ofcom Hızlandırılmış İnceleme Başlattı
İngiltere’nin medya düzenleyicisi Ofcom, X ve Grok’un geliştiricisi xAI ile temasa geçildiğini ve alınan yanıtlar üzerine hızlandırılmış bir inceleme başlatıldığını açıkladı. Ofcom, Online Safety Act kapsamında, gerekli görülmesi halinde platforma erişimin engellenmesine kadar uzanan yetkilerin bulunduğunu hatırlattı.
Teknoloji Bakanı Liz Kendall da Ofcom’un “yasaların verdiği tüm yetkileri kullanması gerektiğini” belirterek, yasa dışı içeriklere karşı gecikmeksizin adım atılmasını istedi.
Gerilim Musk ve ABD Yönetimine Uzandı
Tartışmalar, X’in sahibi Elon Musk ile İngiltere hükümeti arasındaki uzun süredir devam eden gerilimi yeniden alevlendirdi. Konu, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in çevrim içi güvenlik yasalarına yönelik eleştirileriyle Londra–Washington hattına da taşındı.
Yetkililer, AB’nin aldığı kararın ve İngiltere’deki düzenleyici sürecin, yalnızca X ve Grok’u değil, tüm büyük yapay zekâ ve sosyal medya platformlarını yakından ilgilendiren bir emsal oluşturduğunu belirtiyor.
Brüksel’den Mercosur Hamlesi: AB, Çiftçi Tepkilerine Rağmen Tarihi Ticaret Anlaşmasına Onay Verdi
Avrupa Birliği, Brezilya, Arjantin, Paraguay ve Uruguay’dan oluşan Mercosur bloğuyla 25 yıldır müzakere edilen serbest ticaret anlaşmasına siyasi onay verdi. Karar, başta Fransa, Polonya, Avusturya, İrlanda ve Macaristan’da tarım sektöründen gelen sert protestolara rağmen, nitelikli çoğunluk sistemi sayesinde kabul edildi.
Anlaşmanın önünü açan kritik gelişme ise İtalya’nın vetosunu geri çekmesi oldu. Roma yönetiminin pozisyon değiştirmesiyle, Avrupa Konseyi’nde gerekli çoğunluk sağlandı. AB Komisyonu kaynakları, anlaşmanın önümüzdeki hafta içinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından resmen imzalanabileceğini belirtiyor. Sürecin tamamlanması için son aşamada Avrupa Parlamentosu’nun onayı gerekecek.
45 Milyar euroluk tarım destek paketi
Brüksel, tarım sektöründeki siyasi direnci yumuşatmak amacıyla AB’li çiftçilere yönelik 45 milyar avroluk ek destek paketi hazırladı. Teklif, 2028 sonrası başlayacak yeni yedi yıllık AB bütçesi kapsamında, normalde 2030 sonrasına ayrılması planlanan rezervlerden finanse edilecek. Avrupa Komisyonu, daha önce önerdiği yaklaşık %20’lik tarım desteği kesintisinin yarısının bu paketle telafi edilmesini hedefliyor.
Bu adım, Komisyon’un “daha esnek bütçe yapısı” hedefiyle çeliştiği gerekçesiyle eleştirilse de, Brüksel kulislerinde paketin Mercosur anlaşmasının siyasi kilidini açan unsur olduğu yorumları yapılıyor.
Fransa ve İrlanda Karşı, Almanya Destekçi
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris’te traktörlerle düzenlenen çiftçi protestolarının ardından anlaşmaya karşı oy vereceklerini açıklarken; Fransa, ithalatın iç piyasada fiyatları belirli bir oranın üzerinde düşürmesi halinde gümrük vergilerinin hızla geri getirilmesini ve AB’de yasaklı pestisitlerle üretilen ürünlerin ithalatının engellenmesini talep ediyor. Paris ayrıca, gübreler için planlanan karbon sınır vergisinin bir yıl ertelenmesini istiyor.
İrlanda’nın da anlaşmaya karşı oy kullanması Komisyon’da “hayal kırıklığı” yaratırken, Belçika federal hükümet içindeki görüş ayrılıkları nedeniyle çekimser kaldı.
Buna karşılık Almanya sanayi çevreleri anlaşmayı güçlü biçimde destekliyor. Alman Sanayi Federasyonu (BDI), Mercosur anlaşmasını “AB’nin jeostratejik bir aktör olabildiğinin kanıtı” olarak nitelendirdi.
Jeoekonomik Hesap: Trump Sonrası Ticaret Arayışı
Anlaşmanın destekçileri, Mercosur açılımının ABD Başkanı Donald Trump döneminde yükselen ticaret engellerine karşı AB’nin yeni pazar arayışının parçası olduğunu savunuyor. Anlaşma kapsamında AB’nin ihracat ürünlerinin %91’inde gümrük vergileri kademeli olarak kaldırılacak; Avrupa otomotiv ve batarya sektörleri için kritik öneme sahip lityum gibi ham maddelere erişim kolaylaşacak.
Komisyon verilerine göre, anlaşmanın etkileyeceği sığır eti ithalatı, AB toplam üretiminin yalnızca %1,5’i seviyesinde kalacak. Ancak çiftçi birlikleri bu oranın dahi fiyat baskısı yaratacağı görüşünde.
GRÖNLAND KRİZİ
Danimarka İçin “Kader Anı”: Trump’ın Grönland Tehditleri NATO’yu Zorluyor
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirmeye yönelik tehditlerinin ülkesini “tarihi ve kader belirleyici bir dönemeçle” karşı karşıya bıraktığını söyledi. Frederiksen, bu çıkışın NATO ittifakı açısından da benzeri görülmemiş bir sınama anlamına geldiğini vurguladı.
Pazar günü bir siyasi mitingde düzenlenen parti liderleri tartışmasında konuşan Frederiksen, “Bir yol ayrımındayız ve bu bir kader anı” ifadelerini kullandı. Danimarka Başbakanı, ABD’nin bir NATO müttefikini tehdit etmesinin, Batı ittifakının temelini oluşturan güven anlayışını zedeleyebileceği uyarısında bulundu.
Frederiksen, krizin yalnızca Grönland meselesiyle sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Eğer Amerikalılardan gördüğümüz şey Batı ittifakına ve NATO işbirliğine sırt çevirmekse, o zaman bildiğimiz her şey durur.”
Trump: “İsterlerse Güzel Yoldan, İsterlerse Zor Yoldan”
ABD Başkanı Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, ABD’nin Grönland konusunda “isterlerse hoş şekilde, isterlerse daha zor şekilde bir şeyler yapacağını” söyledi. Trump yönetimi, Danimarka ve Grönland’ın NATO müttefiki olmasına rağmen askeri güç seçeneğini açıkça dışlamadı.
Bu açıklamalar, Danimarka, Grönland ve ABD arasındaki ilişkilerin giderek gerildiği bir dönemde geldi. Önümüzdeki günlerde Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen ile Grönland Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt’in, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya gelmesi bekleniyor.
Grönland’dan Ortak Tepki: “Biz Grönlandlıyız”
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ve ülkedeki dört büyük siyasi partinin liderleri ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Amerikalı olmak istemiyoruz, Danimarkalı olmak da istemiyoruz. Biz Grönlandlıyız. Grönland’ın geleceğine Grönlandlılar karar vermelidir.”
Nordik Ülkelerden Danimarka’ya Destek
Gelişmeler üzerine İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, Danimarka’ya açık destek verdi. İsveç’in Sälen kentinde düzenlenen ulusal savunma konferansında konuşan Kristersson, ABD’nin Danimarka ve Grönland’a yönelik “tehditkâr söylemini” eleştirdi.
Kristersson, “ABD, Danimarka’ya tehdit savurmak yerine uzun yıllardır süren sadık müttefikliğine teşekkür etmeli” dedi. İsveç Başbakanı ayrıca ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısını da eleştirerek bunun uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve benzer adımları teşvik edebileceğini söyledi.
İsveç hükümeti, aynı gün yaklaşık 15 milyar İsveç kronu (1,21 milyar sterlin) tutarında yeni hava savunma yatırımı yapacağını açıkladı. Kristersson, “Bildik dünyamız sarsılmaya devam ediyor. Ciddiye almalıyız ama paniğe kapılmamalıyız” dedi.
Trump’ın Grönland Tehditleri AB-ABD Ticaret Anlaşmasını Riske Sokabilir
Avrupa Parlamentosu’nun ticaretten sorumlu başkanı Bernd Lange, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a yönelik “satın alma ya da ilhak” yönündeki açıklamalarının, AB-ABD ticaret anlaşmasının onay sürecini riske sokabileceğini söyledi.
Söz konusu anlaşma, Temmuz 2024’te Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Trump arasında siyasi mutabakat olarak duyurulmuştu. Ancak anlaşma henüz yürürlüğe girmedi ve uygulanabilmesi için Avrupa Parlamentosu’nun onayı gerekiyor.
Anlaşmada Neye Karar Verildi?
Mutabakata göre:
  • AB, ABD’den ithal edilen ürünlerde gümrük vergilerini %0’a indirecek,
  • Buna karşılık AB ihracatı ABD pazarında %15 gümrük vergisine tabi olacak.
Bu yapı nedeniyle anlaşma, Avrupa Parlamentosu’nda başından beri “dengesiz” bulunuyordu.
Onay Takvimi Neden Tehlikede?
Planlamaya göre Avrupa Parlamentosu’nun, Şubat 2026’da AB’nin gümrük vergilerini kaldırmasına yönelik mevzuatı oylaması bekleniyordu. Ancak Trump yönetiminin:
  • Grönland’a yönelik tehditleri,
  • ABD’nin çelik ve alüminyumda %50 gümrük vergilerini sürdürmesi, onay sürecini siyasi açıdan tartışmalı hale getirdi.
Lange, “Tüm durum değişti” diyerek konunun Ocak ayı sonunda Avrupa Parlamentosu Ticaret Komitesi’nde yeniden değerlendirileceğini söyledi.
“Anlaşma Dondurulmalı” Çağrıları
Danimarkalı milletvekili Per Clausen, ABD yönetimi Grönland’a yönelik tehditlerini sürdürdüğü sürece anlaşmanın dondurulmasını talep etti. Clausen, “Bu şartlarda anlaşmayı onaylamak, uluslararası hukuku hiçe sayan tehditleri ödüllendirmek olur” ifadelerini kullandı. Euronews’e göre, farklı siyasi gruplardan çok sayıda milletvekili bu çağrıya destek veriyor.
Ne Anlama Geliyor?
Bu tablo, AB-ABD ticaret anlaşmasının henüz yürürlüğe girmediğini ve onay sürecinin ciddi biçimde kırılganlaştığını gösteriyor.
  • Anlaşma Temmuz 2024’te yapıldı, ancak Şubat 2026’da onaylanması planlanıyordu.
  • Grönland krizi, anlaşmayı teknik bir ticaret dosyasından siyasi bir risk başlığına dönüştürdü.
  • Avrupa Parlamentosu’nun onayı gecikebilir ya da tamamen askıya alınabilir.
Özetle: Anlaşma var, ama yürürlükte değil; mevcut jeopolitik gerilimler nedeniyle hiç yürürlüğe girmeme ihtimali artmış durumda.
Almanya’da Dış Ticaret Alarmı: İhracat Düştü, Ticaret Fazlası Hızla Daraldı
Almanya’nın ihracatı Kasım 2025’te aylık bazda %2,5 gerilerken, ithalat %0,8 arttı. Bu gelişmeyle birlikte ülkenin dış ticaret fazlası 17,2 milyar avrodan 13,1 milyar avroya düştü.
Federal Statistical Office (Destatis) verilerine göre, ihracat yıllık bazda %0,8 azalırken, ithalat %5,4 arttı. Kasım ayında Almanya’nın toplam ihracatı 128,1 milyar euro, ithalatı ise 115,1 milyar avro olarak kaydedildi.
AB ile Ticaret Geriliyor
Kasım ayında Almanya’nın AB ülkelerine ihracatı %4,2, AB’den ithalatı %4,0 azaldı. Buna karşılık AB dışı ülkelerden ithalat %6,3 arttı, ihracat ise sınırlı geriledi. Bu tablo, Almanya’nın AB dışı pazarlara daha fazla bağımlı hale geldiğini gösterdi.
ABD’ye İhracatta Sert Yıllık Düşüş
Almanya’nın en büyük ihracat pazarı olan ABD’ye ihracat, aylık bazda %4,2, yıllık bazda ise %22,9 düştü. Aynı dönemde Çin’e ihracat artarken, İngiltere’ye ihracat geriledi.
Ne Anlama Geliyor?
Bu veriler, Almanya’nın ihracata dayalı büyüme modelinin ciddi baskı altında olduğunu gösteriyor.
  • ABD ve AB’den gelen talep zayıflıyor, bu da Almanya’nın sanayi üretimi ve büyümesi için risk oluşturuyor.
  • İthalatın ihracattan hızlı artması, dış dengede gücün zayıfladığını işaret ediyor.
  • Almanya ekonomisindeki bu yavaşlama, Avrupa ekonomisi için de olumsuz bir sinyal olarak görülüyor.
Özetle: Almanya’nın dış ticaret verileri, 2026’ya girerken Avrupa’nın lokomotif ekonomisinde toparlanmanın kırılgan kaldığını ortaya koyuyor.
Kaynak: EuroNews

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar