Dünya Borsaları

Avrupa’nın gündeminde neler var? 21 Ocak 2026

EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa gündemini sizler için derledi. İNGİLTERE İngiltere’de İstihdam Yeniden Geriledi, Ücret Artışı Son Beş Yılın En Düşüğünde İngiltere’de istihdamdaki düşüş aralık ayında da devam etti. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre, maaş bordrolarındaki çalışan sayısı bir ayda 43 bin kişi azalarak 30,2 milyona geriledi.

Avrupa’nın gündeminde neler var? 21 Ocak 2026
EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa gündemini sizler için derledi. İNGİLTERE  İngiltere’de İstihdam Yeniden Geriledi, Ücret Artışı Son Beş Yılın En Düşüğünde İngiltere’de istihdamdaki düşüş aralık ayında da devam etti. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre, maaş bordrolarındaki çalışan sayısı bir ayda 43 bin kişi azalarak 30,2 milyona geriledi. Bu, Kasım 2020’den bu yana kaydedilen en sert aylık düşüş oldu. En büyük istihdam kayıpları mağazalar, restoranlar, barlar ve otellerde görüldü. İşsizlik oranı, kasım ayı sonu itibarıyla üç aylık dönemde yüzde 5,1 ile dört yılın zirvesinde kaldı. Tek aylık kasım verisi ise yüzde 5,4 ile son beş yılın en yüksek seviyelerinden biri oldu. Bu oran geçen yıl aynı dönemde yüzde 4,4 düzeyindeydi. Özel sektörde ücret artışı da belirgin şekilde yavaşladı. ONS’ye göre, ikramiyeler hariç ücret artışı yüzde 4,5’e, ikramiyeler dâhil artış ise yüzde 4,7’ye geriledi. Bu oranlar, son beş yılın en düşük özel sektör ücret artışı olarak kaydedildi. İngiltere Merkez Bankası için öncü gösterge kabul edilen düzenli kazanç artışı ise yüzde 3,6’ya düştü. ONS Ekonomik İstatistikler Direktörü Liz McKeown, verileri değerlendirirken, “Maaş bordrolarındaki çalışan sayısı yeniden düştü. Son bir yıldaki azalışlar ağırlıklı olarak perakende ve konaklama sektörlerinde yoğunlaşıyor ve zayıf işe alım eğilimini yansıtıyor” dedi. McKeown, “Özel sektörde ücret artışı beş yılın en düşük seviyesine inerken, kamu sektöründe artışlar önceki dönemlerde verilen zamların etkisiyle yüksek kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Bütçe öncesi belirsizliğin işverenler üzerindeki baskıyı artırdığı eleştirileri sürerken, özellikle perakende ve konaklama sektörü öne çıkıyor. UK Hospitality İcra Kurulu Başkanı Allen Simpson, “Konaklama sektörü her cepheden maliyet baskısı altında. Artan vergi yükü istihdamı aşağı çekiyor” dedi ve yaklaşan işyeri vergisi artışlarının durdurulması çağrısında bulundu. Ekonomistler, işgücü piyasasındaki zayıflamaya rağmen işgücüne katılımda olumlu sinyaller olduğunu vurguluyor. WPI Strategy Başekonomisti Martin Beck, “Hastalık kaynaklı atalet yüksek kalmasına rağmen, çalışabilir yaştaki nüfusun işgücüne katılım oranı yaklaşık altı yılın en düşük atalet seviyesine yakın” değerlendirmesini yaptı. PwC Birleşik Krallık Kıdemli Ekonomisti Jake Finney ise, “İşgücü piyasası zayıflıyor. Politika belirsizliği ve yavaşlayan işe alımlar etkisini gösteriyor. Gençler bu yavaşlamadan en çok etkilenen grup” dedi. Piyasalarda beklenti, İngiltere Merkez Bankası’nın bu yıl en az iki faiz indirimi yaparak politika faizini yüzde 3,75’ten 3,25’e çekmesi yönünde. Ekonomistler, zayıflayan istihdam ve ücret görünümünün bu beklentiyi desteklediğini, ancak şubat yerine mart ayında adım atılmasının daha olası olduğunu belirtiyor. İngiltere Başbakanı Starmer: ABD’ye Karşı Misilleme Gümrük Vergileri Gündemimizde Değil İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden NATO müttefiklerine yönelik gümrük vergisi tehdidinin ardından, ABD’ye karşı misilleme uygulanması ihtimalini geri plana itti. Starmer, ABD tarifelerinin “kimsenin çıkarına olmadığını” söyledi. Acil düzenlenen basın toplantısında konuşan Starmer, “Müttefiklere gümrük vergisi tehdidinde bulunmak tamamen yanlış. Bir gümrük vergisi savaşı kimsenin çıkarına değil” dedi. Starmer, ticaret savaşının bedelini “ülke genelinde işletmelerin, çalışanların ve ailelerin” ödeyeceğini vurguladı. Misilleme vergileri uygulanıp uygulanmayacağı sorusuna Starmer, “Henüz o aşamada değiliz. Benim odağım o aşamaya hiç gelmemek” yanıtını verdi. Başbakan, Grönland krizinin “sakin ve yapıcı görüşmelerle” çözülmesi gerektiğini söyledi. Downing Street kaynakları, Starmer’ın misilleme seçeneğini tamamen dışlamadığını, sürecin gelişmelere göre değerlendirileceğini belirtti. Hükümetin, ABD’nin şubat ayında tehditlerini hayata geçirmesi halinde İngiliz şirketlerini korumak için kamu kaynaklarıyla destek paketi hazırlıklarına başladığı bildirildi. Trump, hafta sonu yaptığı açıklamalarda, Grönland konusunda anlaşmaya varılmaması halinde İngiltere ve yedi Avrupa ülkesine 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10, hazirandan itibaren yüzde 25 gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu. ABD Başkanı, NBC’ye verdiği röportajda bu planlardan geri adım atmayacağını söylemişti. Starmer, Trump’ın Grönland’da askeri güç kullanmayı ciddi biçimde değerlendirdiğine inanmadığını belirterek, “Bunun çözülebileceğini ve çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu da sakin tartışmayla olur” dedi. ABD ile istihbarat, nükleer caydırıcılık ve Ukrayna başlıklarındaki iş birliğinin hayati önem taşıdığını vurguladı. İngiltere İş Dünyası Bakanı Peter Kyle, gümrük vergisi tehdidinin ardından Jaguar Land Rover ile temas kurulduğunu açıkladı. Muhalefette ise Liberal Demokrat lider Ed Davey, hükümeti daha sert bir tutum almaya çağırdı. Öte yandan YouGov’un pazartesi günü yayımladığı ankete göre, Britanyalıların üçte ikisi ABD’nin tehditlerini hayata geçirmesi halinde Amerikan ürünlerine gümrük vergisi uygulanmasını destekliyor. Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da parlamentoda yaptığı açıklamada, müttefiklere yönelik bu tür tarife tehditlerinin “haksız ve ters etki yarattığını” söyledi. Trump: İngiltere’nin Chagos Adaları Kararı “Büyük Bir Aptallık” ABD Başkanı Donald Trump, İngiltere’nin Chagos Adaları üzerindeki egemenliğini Mauritius’a devretme planını sert sözlerle eleştirdi. Trump, bu kararın Grönland’ın ABD kontrolüne alınması gerektiğine dair ulusal güvenlik gerekçelerinden biri olduğunu söyledi. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, hayati bir ABD askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia adasının devrini “BÜYÜK BİR APTALLIK” olarak nitelendirdi. Trump, “İngiltere’nin son derece önemli toprakları vermesi, Grönland’ın neden satın alınması gerektiğine dair uzun ulusal güvenlik gerekçeleri listesindeki bir başka nedendir” ifadelerini kullandı. Trump, bu adımın Çin ve Rusya tarafından zayıflık olarak algılandığını savunarak, bu ülkelerin yalnızca “gücü tanıdığını” söyledi. Danimarka ve Avrupalı müttefiklere de çağrıda bulunan Trump, “Doğru olanı yapmaları gerektiğini” belirtti. İngiltere, Trump’ın Eleştirilerine Karşı Chagos Anlaşmasını Savundu İngiltere hükümeti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Chagos Adaları anlaşmasına yönelik sert eleştirilerine yanıt verdi. Londra, anlaşmanın İngiltere’nin ulusal güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. İngiltere hükümetinden yapılan açıklamada, Diego Garcia’daki ortak ABD-İngiltere askeri üssünün geleceğinin mahkeme kararları nedeniyle risk altına girdiği belirtildi. Açıklamada, “Diego Garcia’daki üssün hukuki konumunu zayıflatan mahkeme kararları, üssün gelecekte amaçlandığı şekilde faaliyet göstermesini engelleyebilirdi. Bu nedenle harekete geçtik” denildi. İngiltere–Chagos Adaları Anlaşmasında Neler Var? İngiltere, Mayıs 2025’te Chagos Adaları üzerindeki egemenliğini Mauritius’a devretmeyi kabul etti. Buna karşılık, adaların en büyüğü olan Diego Garcia, 99 yıllığına kiralanarak burada bulunan ortak ABD-İngiltere askeri üssünün faaliyetleri sürdürülecek. Anlaşma, International Court of Justice’in 2019’da yayımladığı ve İngiltere’nin Chagos Adaları üzerindeki kontrolünü bırakması gerektiğini belirten danışma görüşünün ardından başlatılan uzun müzakereler sonucunda imzalandı. Görüşmeler, önceki Muhafazakâr Parti hükümeti döneminde başlamıştı. Anlaşma kapsamında İngiltere, adalardan zorla çıkarılan Chagoslular için 40 milyon sterlinlik bir fon oluşturmayı ve Mauritius’a yıllık en az 120 milyon sterlin ödeme yapmayı kabul etti. 99 yıllık kira süresi boyunca toplam maliyetin en az 13 milyar sterlin olacağı hesaplanıyor. Muhafazakâr Parti anlaşmayı “ulusal kendine zarar verme” olarak nitelendirirken, bunun İngiltere’yi Çin karşısında daha savunmasız hale getirdiğini savundu. Starmer ise anlaşmayı savunarak, bunun ABD ile güvenlik ilişkilerinin en önemli unsurlarından biri olduğunu ve “alternatifsiz” olduğunu söylemişti. Chagos Adaları, İngiltere tarafından 1968’de 3 milyon sterline satın alınmış, yaklaşık 2 bin kişi ABD-İngiltere askeri üssü için zorla yerinden edilmişti. Bu süreç, yaygın biçimde sömürgecilik sonrası dönemin ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak değerlendiriliyor. 2025’te imzalanan anlaşma henüz İngiltere Parlamentosu tarafından onaylanmadı ve iç hukuka aktarılmadı. AVRUPA BİRLİĞİ  Trump daha Davos’a gelmeden Avrupa’yı karıştırdı Trump’ın Tarife Tehdidi Avrupa Borsalarını Vurdu, İçki Hisseleri Sert Düştü ABD Başkanı Donald Trump’ın Fransa menşeli şarap ve şampanyaya yüzde 200 gümrük vergisi tehdidi, Avrupa borsalarında ikinci gününde de satışları derinleştirdi. AB–ABD ticaret geriliminin tırmanmasıyla birlikte özellikle içki ve lüks tüketim hisseleri sert değer kaybetti. Öğle saatleri itibarıyla Fransa’nın CAC 40 endeksi yüzde 1,28, Almanya’nın DAX endeksi yüzde 1,52, İtalya’nın FTSE MIB endeksi yüzde 1,49, İspanya’nın IBEX 35 endeksi yüzde 1,66 geriledi. İngiltere’de FTSE 100 yüzde 1,11, Avrupa genelini kapsayan STOXX 600 endeksi ise yüzde 1,23 düşüş kaydetti. Piyasalar, liderlerin Davos’ta bir araya geldiği sırada Trump’ın Grönland konusunda geri adım atmaması ve sekiz Avrupa ülkesine ek tarifeler uygulama tehdidini sürdürmesini yakından izliyor. Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendi önerdiği “barış kurulu”na katılmayı reddetmesinin ardından, “Şarap ve şampanyalarına yüzde 200 gümrük vergisi koyarım, o zaman katılır” ifadelerini kullandı. Bu açıklamaların ardından Fransa’nın önde gelen içki üreticilerinin hisseleri sert düştü. LVMH yüzde 2,57, Rémy Cointreau ise yüzde 2,83 değer kaybetti. Avrupa genelinde lüks tüketim ve otomotiv hisselerindeki satışlar da devam etti. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Trump’ın tarife tehditlerini sert sözlerle eleştirerek, “Bu tarifeler bir hatadır. Siyasette de iş dünyasında da anlaşma anlaşmadır” dedi. ABD tarafında da satış baskısı hissedildi. New York açılışı öncesinde S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 1,53, Dow Jones yüzde 1,38, Nasdaq yüzde 1,91 geriledi. Dolar zayıflarken, yatırımcıların güvenli liman arayışıyla altın yüzde 3,04, gümüş yüzde 7,97 yükseldi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Davos’ta yaptığı açıklamada piyasalardaki endişeleri yatıştırmaya çalışarak, “Liderlerin tırmanmayı seçeceğine inanmıyorum. Herkesin sakinleşmesini ve sürecin nasıl ilerleyeceğini görmesini istiyorum” dedi. Trump’tan Gece Yarısı Mesajları: İngiltere, Fransa, Macron ve Grönland Hedefte ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı yoğun paylaşımlarla İngiltere, Fransa ve Avrupa liderlerini hedef aldı; Grönland’ı ABD’nin kontrolüne alma niyetini bir kez daha yineledi. Trump, İngiltere’nin Chagos Adaları üzerindeki egemenliğini Mauritius’a devretme planını eleştirerek, ülkeyi alaycı bir dille “parlak” NATO müttefiki olarak niteledi. Bu kararı “şok edici” olarak tanımlayan Trump, bunun Grönland’ın “satın alınması gerektiğine” dair “uzun ulusal güvenlik gerekçeleri listesindeki” nedenlerden biri olduğunu söyledi. ABD Başkanı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u da doğrudan hedef aldı. Macron’un Gazze için oluşturulması önerilen “barış kurulu”na katılmayı reddetmesi üzerine, Fransa’ya şarap ve şampanya için yüzde 200 gümrük vergisi tehdidinde bulundu. Trump, Macron için “Kimse onu istemiyor, zaten çok yakında görevden gidecek” ifadelerini kullandı. Trump, Grönland konusundaki tutumunu da sertleştirdi. Adanın ABD tarafından kontrol edilmesini “ulusal ve küresel güvenlik için zorunlu” olarak nitelendiren Trump, “Geri dönüş yok” dedi. Ayrıca, kendisini Grönland’a ABD bayrağı dikerken gösteren yapay zekâ üretimi bir görsel paylaşarak, adayı “ABD toprağı, 2026” olarak tanımladı. Bu paylaşım, ABD ve Danimarka’nın Grönland görüşmelerinin sosyal medya üzerinden değil, kapalı kapılar ardında yürütülmesi konusunda mutabakata varmasından günler sonra geldi. Trump, aynı süreçte Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yapılan özel yazışmaları da kamuoyuyla paylaştı. Gelişmelerin ardından Davos’ta konuşan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Avrupalıları alaycı bir dille uyararak, olası bir ticari misilleme öncesinde “korkulan Avrupa çalışma grubunun” kurulacağını söyledi ve AB’yi Washington’a karşı adım atmaktan caydırmaya çalıştı. Dünya Ekonomik Forumu’nun başladığı Davos’ta, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in sabah saatlerinde, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ise öğleden sonra konuşma yapması bekleniyor. AB’nin dış politika sorumlusu Kaja Kallas da Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu’nda Grönland gündemiyle milletvekillerine hitap edecek. Trump: “Grönland’ı Davos’ta Masaya Yatıracağız” ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında, Grönland’ın ABD tarafından satın alınması konusunun gündeme geleceğini açıkladı. Trump, Florida’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Danimarka’nın Grönland’ı koruyamayacağını savunarak, ABD’nin bölgeye sahip olması gerektiğini söyledi. Trump, “Buna sahip olmamız gerekiyor. Bu işin yapılması gerekiyor. Danimarka bunu koruyamaz. Danimarka harika insanlar, liderlerini tanıyorum, çok iyi insanlar. Ama oraya bile gitmiyorlar” ifadelerini kullandı. Açıklamalar, ABD’nin Arktik bölgesindeki stratejik ve jeopolitik hedeflerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile “verimli bir telefon görüşmesi” gerçekleştirdiğini ve Grönland konusunda “çeşitli tarafların” katılacağı bir toplantının Davos’ta yapılması konusunda mutabakata varıldığını duyurdu. IMF Başkanı Georgieva’dan Uyarı: “Misilleme Ticaret Savaşından Kaçınılmalı” Davos’ta konuşan Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, küresel ekonomiye yönelik risklere dikkat çekerek, ülkeleri yeni bir misilleme esaslı ticaret savaşından kaçınmaya çağırdı. CNBC’ye verdiği demeçte Georgieva, IMF’nin küresel büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ettiğini hatırlatarak, bu iyileşmenin en önemli nedenlerinden birinin tarifelerin etkisinin sınırlı kalması olduğunu söyledi. Georgieva, “Tarifelerin etkisi zayıf kaldı çünkü karşılıklı bir ticaret savaşı yaşanmadı. Bunun böyle kalması dünya ekonomisi için, ülkeler için son derece faydalı olur” dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen: ABD Tarifeleri Bizi Aşağı Yönlü Bir Sarmala Sürükleyebilir Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD’nin Avrupa’ya yönelik planladığı ek gümrük vergilerinin küresel güvenlik ve istikrar açısından ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulundu. Von der Leyen, “Gümrük vergileri bizi aşağı yönlü bir sarmala sürükleme riski taşıyor. Bu yalnızca, birlikte stratejik alanın dışında tutmaya çalıştığımız rakiplere yardımcı olur” dedi. Avrupa Birliği’nin olası bir ticari gerilime karşı tutumunu net ifadelerle ortaya koyan von der Leyen, “Avrupa’nın tepkisi kararlı, birlik içinde ve orantılı olacak” diye konuştu. Grönland’a özel vurgu yapan von der Leyen, “Grönland ve Danimarka Krallığı ile tam dayanışma içindeyiz. Topraklarının egemenliği ve bütünlüğü müzakere konusu değildir” ifadelerini kullandı. AB’nin Grönland için “büyük ölçekli bir Avrupa yatırım hamlesi” üzerinde çalıştığını da açıkladı. Arktik güvenliği konusunda ABD ile ortak zemine dikkat çeken von der Leyen, “Avrupa Arktik bölgenin güvenliğine tamamen bağlıdır. Ancak bu güvenlik yalnızca birlikte sağlanabilir” dedi. Bu çerçevede İngiltere, Kanada, Norveç ve İzlanda ile iş birliğinin süreceğini söyledi. ABD’ye doğrudan mesaj veren von der Leyen, “Uzun süredir müttefik olan ülkeler arasında ek gümrük vergileri bir hatadır” dedi. AB ile ABD arasında geçen temmuz ayında imzalanan ticaret anlaşmasını hatırlatarak, “Siyasette de iş dünyasında da anlaşma anlaşmadır. Dostlar el sıkıştığında bunun bir anlamı olmalıdır” ifadelerini kullandı. Avrupa’nın yeni güvenlik ortamına uyum sağlaması gerektiğini belirten von der Leyen, “Avrupa artık yeni güvenlik mimarisine ve gerçeklerine uyum sağlamak zorunda” dedi. Yıl içinde AB’nin kendi güvenlik stratejisinin yayımlanacağını ve bunun parçası olarak Arktik stratejisinin güncelleneceğini açıkladı. Von der Leyen, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Dünya kalıcı olarak değişti. Biz de onunla birlikte değişmek zorundayız.” Kaynak: Guardian Kanada Başbakanı Carney: “Kurallara Dayalı Düzen Zayıflıyor, Güç Politikası Geri Dönüyor” Başbakan Carney, her geçen gün dünyanın büyük güç rekabetinin daha sert biçimde hissedildiği bir döneme girdiğini belirterek, “kurallara dayalı uluslararası düzenin” aşındığını söyledi. Bu durumu, Antik Yunan tarihçisi Thukydides’in ünlü sözleriyle ilişkilendiren Carney, güçlü olanın istediğini yaptığı, zayıf olanın ise bedel ödediği bir döneme girildiğini ifade etti. Bu ortamda bazı ülkelerin güvenlik uğruna güçlü aktörlere uyum sağlama eğilimine girdiğini belirten Carney, bunun uzun vadede işe yaramayacağı uyarısında bulundu. Havel Atfı: “Artık Tabelaları İndirme Zamanı” Carney, konuşmasında 1978’de Çek muhalif lider Václav Havel tarafından kaleme alınan “Güçsüzlerin Gücü” adlı denemeye atıfta bulundu. Havel’in, komünist sistemin nasıl ayakta kaldığını sorguladığını hatırlatan Carney, sistemin, inanılmayan sloganların dahi görünürde desteklenmesiyle sürdürüldüğünü anlattı. Bu çerçevede, “İşçilerin birliği” sloganını dükkânına asan ama buna inanmayan esnaf örneğini hatırlatan Carney, bu tabelenin indirilmesinin sistemi sarstığını belirtti. Salondan alkış alan sözlerinde şu çağrıyı yaptı: “Dostlarım, artık şirketlerin ve ülkelerin tabelalarını indirme zamanı.” “Ritüellere Katıldık, Gerçekle Söylem Arasındaki Farkı Görmezden Geldik” Kanada gibi ülkelerin onlarca yıl boyunca kurallara dayalı küresel düzen sayesinde refah sağladığını ifade eden Carney, bu düzenin aynı zamanda değer temelli dış politikaların da önünü açtığını söyledi. Ancak bu anlatının hiçbir zaman bütünüyle gerçek olmadığını kabul ederek, “Ritüellere katıldık ve söylemle gerçek arasındaki farkı görmezden geldik” dedi. Ekonomik Araçlar Silaha Dönüşüyor, Küresel Kurumlar Baskı Altında Carney, finansal krizler, sağlık krizleri ve jeopolitik sarsıntıların, büyük güçlerin ekonomik araçları birer silah olarak kullanmasına yol açtığını vurguladı. Dünya Ticaret Örgütü (WTO), Birleşmiş Milletler ve COP süreçleri gibi kolektif sorun çözme mimarisinin ciddi tehdit altında olduğunu söyledi. Bu ortamda orta ölçekli ülkelerin, “kalelerle çevrili bir dünya”da en fazla kaybedecek aktörler olduğuna dikkat çeken Carney, buna karşılık iş birliğinden en fazla kazanç sağlayacak ülkelerin de yine bu ülkeler olduğunu ifade etti. “Eski Düzen Geri Gelmeyecek, Hegemonlar da Risk Alıyor” Konuşmasının sonunda Carney, eski dünya düzeninin geri gelmeyeceğini net biçimde dile getirirken, büyük güçlerin de bu düzeni terk etmesinin riskler barındırdığını söyledi. Bu süreçte eski müttefiklerin ilişkilerini çeşitlendirmek zorunda kalacağını belirten Carney, şu ifadeyle uyarısını tamamladı: “Hegemonlar ilişkilerini sonsuza kadar paraya çeviremez.” Macron: Avrupa Kendini Korumalı, Eşit Rekabet Şartları Sağlanmalı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada Avrupa ekonomisinin temel sorunlarına dikkat çekti. Macron, “Avrupa’da büyüme yok, kişi başına düşen milli gelir artışı yok” dedi ve Avrupa’nın rekabet gücünün ABD’nin gerisinde kaldığını söyledi. Macron, Avrupa sanayisinin karşı karşıya olduğu durumu şu sözlerle tanımladı: “Bazı Avrupa sanayileri, eşit rekabet şartlarına saygı gösterilmemesi nedeniyle kelimenin tam anlamıyla öldürülüyor.” Avrupa’nın kendi şirketlerini ve pazarlarını korumadığını söyleyen Macron, “Diğer ülkeler eşit rekabet kurallarına uymadığında bile, Avrupa bunu yapan tek bölge” ifadelerini kullandı. “Koruma, korumacılık değildir” diyen Macron, stratejik sektörlerde ‘Avrupa tercihi’ yaklaşımının ele alınması gerektiğini söyledi. Macron, Avrupa’nın dampingli ithalata karşı daha güçlü önlemler alması gerektiğini vurguladı. Çin ile ilişkilerde ise “daha dengeli bir yapı” çağrısı yaptı. Sermaye piyasaları birliğinin tamamlanmasının yatırımlar için gerekli olduğunu belirtti. Konuşmasının başında “Bu bir barış, istikrar ve öngörülebilirlik dönemi” diyerek ironik bir giriş yapan Macron, bunun artık geçerli olmadığını söyledi. “İstikrarsızlık ve dengesizlik dönemine giriyoruz” diyen Macron, hem güvenlik hem de ekonomi alanında ciddi kırılmalar yaşandığını ifade etti. Macron, “Kuralsız bir dünyaya doğru kayıyoruz. Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı ve yalnızca güçlü olanın hukukunun geçerli olduğu bir dünyaya” uyarısında bulundu. 2024’te dünyada 60’tan fazla savaş yaşandığını hatırlattı. ABD ile rekabete de değinen Macron, “Avrupa’nın ABD ile rekabetinin Avrupa’yı tabi kılmayı amaçlaması kabul edilemez” dedi. Özellikle ticaretin egemenlik üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına karşı çıkan Macron, “Sonsuz bir yeni gümrük vergisi birikimi kabul edilemez; hele ki bunlar toprak egemenliği üzerinde kaldıraç olarak kullanılıyorsa” ifadelerini kullandı. Soru-cevap bölümünde Macron, ABD ve Avrupa arasında gümrük vergilerinin olmasının “müttefikler arasında anlamsız” olduğunu söyledi. Ancak mevcut koşulların, Avrupa Birliği’nin ticari baskıya karşı misilleme yapılmasını sağlayan mekanizmaları gündeme getirdiğini kabul etti. Macron, “Bunun masada olması çılgınca, ama bu istikrarsızlığın bir sonucu” dedi. Rusya: Grönland Danimarka’nın “Doğal Bir Parçası” Değil Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Grönland’ın Danimarka’nın “doğal bir parçası olmadığını” söyledi. Lavrov’un açıklamaları, Grönland’ın geleceğine ilişkin artan uluslararası gerilimi daha da tırmandırabilecek nitelikte değerlendirildi. Rusya’da düzenlenen bir konferansta konuşan Lavrov, Batı içinde “kriz eğilimleri” yaşandığını savunarak, Grönland tartışmasının bunun son örneği olduğunu söyledi. Lavrov, Grönland meselesinin NATO içinde bile benzeri görülmemiş gerilimlere yol açtığını ifade etti. Lavrov, Rusya’nın Grönland çevresindeki “ciddi jeopolitik durumu” yakından izlediğini belirtirken, Moskova’nın bölgenin iç işlerine müdahale etme niyetinde olmadığını savundu. “Washington, Rusya’nın Grönland’ı ele geçirme gibi bir planı olmadığını biliyor” diyen Lavrov, buna rağmen Grönland’ın Danimarka’ya ait olmasının “doğal bir durum olmadığını” düşündüğünü söyledi. Daha geniş Avrupa-Rusya ilişkilerine de değinen Lavrov, mevcut Avrupa liderleriyle Rusya arasında kapsamlı anlaşmalar yapılmasının “pek olası görünmediğini” dile getirdi. Trump’ın Grönland Tehdidi Brüksel’i Ekonomik “Madde 5”e Yaklaştırıyor ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik gümrük vergisi tehdidini açık biçimde jeopolitik taleplerle ilişkilendirmesi, Avrupa Birliği’nde şimdiye kadar hiç kullanılmamış bir mekanizmayı yeniden gündeme taşıdı. AB başkentleri, ekonomik baskıya karşı tek pazar adına ortak misilleme imkânı tanıyan Zorlama Karşıtı Araç üzerinde ciddi biçimde duruyor. Söz konusu mekanizma, Aralık 2023’te yürürlüğe giren ve bir üçüncü ülkenin, ticaret veya yatırım yoluyla bir AB üyesini “belirli bir siyasi tercihe zorlaması” durumunda devreye sokulabilen bir yasal çerçeve. Trump’ın, Grönland konusunda direnç gösteren Avrupa ülkelerine yönelik gümrük vergisi tehdidi, Brüksel’de ilk kez bu aracın tanımına doğrudan uyduğu yönünde değerlendiriliyor. Trump, Danimarka başta olmak üzere Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Norveç ve İngiltere menşeli ürünlere 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10, 1 Haziran’dan itibaren yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulanabileceğini açıklamıştı. Bu vergiler, geçen yıl Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından düşürülen mevcut yüzde 15’lik AB tarifesinin üzerine eklenecek. Berlin ve Paris’te maliye bakanları, bu yaklaşımı açıkça reddederek, “ekonomik şantajla siyasi taviz verilmeyeceğini” ilan etti. AB yetkilileri, bu tehdidin artık klasik bir ticaret anlaşmazlığı değil, jeopolitik sonuç doğurmayı hedefleyen ekonomik baskı olduğunu vurguluyor. Her ne kadar Grönland AB üyesi olmasa da, Danimarka’ya bağlı olması nedeniyle, Brüksel’deki değerlendirme net: Grönland’a yönelik baskı, bir AB üyesinin egemen kararlarına yönelik baskı anlamına geliyor. Bu da mekanizmanın tam olarak yazıldığı senaryo olarak görülüyor. AB içindeki değerlendirmelere göre, bu araç fiilen “NATO’nun 5. maddesinin ekonomik karşılığı” gibi işliyor: Bir üyeye ekonomik baskı, tüm tek pazara yapılmış sayılıyor. Ancak askeri değil, ticari ve finansal araçlarla karşılık veriliyor. Bu yönüyle AB’nin vereceği olası bir yanıt, NATO’dan farklı olarak ABD’yi otomatik bir ittifak krizine sürüklemiyor. Mekanizma, esas olarak Çin ve Rusya gibi aktörlere karşı tasarlanmıştı; örneğin 2021’de Çin’in Litvanya’ya uyguladığı ticari baskılar bu yaklaşımın temel referans noktası olmuştu. Mekanizma nasıl işliyor? Süreç, Avrupa Komisyonu’nun resen ya da bir üye ülkenin talebiyle başlıyor. Komisyon, genellikle dört ayı aşmayan bir incelemede baskının varlığını, amacını ve tekrar eden bir örüntü olup olmadığını değerlendiriyor. Zorlama tespit edilirse, Konsey sekiz haftaya kadar süren bir süreçte bunu resmen ilan ediyor. Bundan sonra AB, ilgili ülkeyle temasa geçiyor. Sonuç alınamazsa, “son çare” olarak misilleme devreye giriyor. Bu kapsamda AB;
  • pazara erişimi kısıtlama,
  • hizmetler ve yatırımlara sınırlama,
  • kamu ihaleleri, finansal piyasalar,
  • fikri mülkiyet ve ihracat kontrolleri gibi geniş bir araç setini kullanabiliyor.
Yetkililer, bu tür bir adımın olağanüstü sert olacağını kabul ediyor. Ancak Brüksel’deki hava net: “Tek pazar kutsaldır ve pazarlık konusu değildir.”   Davos’tan teknoloji ve yapay zeka notları   Dünya Ekonomik Forumu’nda yapay zekâ (AI), ticaret savaşları ve jeopolitik gerilimlerle birlikte zirvenin ana gündem maddelerinden biri oldu. Microsoft, Anthropic ve Google DeepMind’in üst düzey yöneticileri ile düşünür Yuval Noah Harari, yapay zekânın iş gücü, toplum ve küresel güç dengeleri üzerindeki etkilerine dair çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Satya Nadella (Microsoft): “Faydalı bir şey yapmak zorundayız” Microsoft CEO’su Satya Nadella, yapay zekânın gerçek dünyada somut sonuçlar üretmesi gerektiğini vurguladı. “Küresel bir topluluk olarak yapay zekâyı insanların, toplumların, ülkelerin ve sektörlerin sonuçlarını değiştirecek faydalı bir şey yapmak için kullanmamız gerekiyor” dedi. Nadella, yapay zekânın yayılımının eşitsiz olacağına dikkat çekerek, bunun sermaye ve altyapı erişimiyle sınırlı olacağını söyledi. Elektrik şebekeleri ve telekomünikasyon gibi kritik altyapıların devletler tarafından sağlanması gerektiğini belirten Nadella, “Özel sektör ancak temel altyapı kurulduktan sonra etkili olabilir” ifadelerini kullandı. Yoshua Bengio: “Yapay zekâ insan değil” Yapay zekânın öncülerinden kabul edilen Kanadalı bilim insanı Yoshua Bengio, mevcut sistemlerin insan benzeri olacak şekilde eğitilmesinin risklerine dikkat çekti. “Birçok insan yapay zekâ ile, onların bize benzediği gibi yanlış bir inançla etkileşime giriyor” diyen Bengio, “İnsanlar birbirleriyle etkileşim için normlar geliştirdi. Ama yapay zekâ gerçekten insan değil” uyarısında bulundu. Yuval Harari: “En zeki varlıklar en yanılmış olanlar olabilir” Tarihçi ve düşünür Yuval Noah Harari, yapay zekâ süper zekâsı konusunda temkinli olunması gerektiğini söyledi. “İnsan–yapay zekâ hibrit bir toplum kurma konusunda hiçbir deneyimimiz yok” diyen Harari, alçakgönüllülük ve hata düzeltme mekanizmalarının şart olduğunu vurguladı. Harari, insan zekâsının yapay zekâ için yanlış bir kıyas olduğunu belirterek, “Uçaklar kuş değildir. Yapay zekâ da insan olmayacak” dedi ve şu uyarıyı yaptı: “Gezegendeki en zeki varlıklar aynı zamanda en yanılmış olanlar da olabilir.” Dario Amodei (Anthropic): “Çip satmamak yapabileceğimiz en büyük şey” Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekâ gelişiminin “inanılmaz yeteneklerin eşiğinde” olduğunu söyledi ancak yönetim ve denetimin kritik bir döneme girdiğini vurguladı. Amodei, “Çin’e çip satmamak, kontrolü kaybetmemek için yapabileceğimiz en büyük şeylerden biri” dedi. ABD’nin Nvidia’nın ileri seviye yapay zekâ çiplerini Çin’e satmasının, ABD’nin yapay zekâ liderliği açısından ‘çok ciddi sonuçlar’ doğurabileceğini söyledi. İş gücü etkilerine ilişkin olarak Amodei, yapay zekânın giriş seviyesi beyaz yakalı işlerin yarısını ortadan kaldırabileceğini savundu. Şu an etkilerin sınırlı olduğunu ancak özellikle yazılım sektöründe değişimin başladığını ifade etti. Demis Hassabis (Google DeepMind): “Daha anlamlı işler doğacak” Google DeepMind CEO’su Demis Hassabis, daha iyimser bir tablo çizdi. “Yeni ve daha anlamlı işlerin ortaya çıkmasını bekliyorum” diyen Hassabis, staj alımlarında yavaşlama olabileceğini ancak bunun yeni araçlarla telafi edileceğini söyledi. Öğrencilere seslenen Hassabis, “Bu araçları öğrenmek, geleneksel stajlardan daha değerli olabilir. Kendinizi beş yıl ileriye sıçratırsınız” dedi. Ancak yapay genel zekâ (AGI) sonrası dönemin “keşfedilmemiş bir alan” olacağını ve işten çok, anlam ve amaç tartışmasının öne çıkacağını vurguladı. Alman Ekonomik Güveni 4 Yılın Zirvesinde, Trump Tarifelerine Rağmen Yükseldi Almanya’da ekonomik güven, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni gümrük vergisi tehditlerine rağmen ocak ayında son dört yılın en yüksek seviyesine çıktı. ZEW Ekonomik Güven Endeksi, aralık ayındaki 45,8 seviyesinden 59,6 puana yükselerek Temmuz 2021’den bu yana en yüksek değerini aldı. Piyasa beklentisi 50 puan civarındaydı. Mevcut duruma ilişkin endeks ise halen negatif bölgede kalmakla birlikte -81’den -72,7’ye yükselerek sınırlı bir iyileşmeye işaret etti. ZEW Başkanı Achim Wambach, verileri değerlendirirken “ZEW Endeksi güçlü şekilde yükseliyor. 2026 bir dönüm noktası olabilir” dedi. Wambach, kalıcı büyüme için yapısal reformların hâlâ gerekli olduğu uyarısını da yaptı. Almanya’daki iyimserlik, euro bölgesine de yansıdı. Euro Bölgesi ZEW Endeksi ocakta 33,7’den 40,8 puana yükselerek Temmuz 2024’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Mevcut koşullara ilişkin gösterge de -28,5’ten -18,1’e çıktı. İhracat Sektörleri Öne Çıkıyor ZEW verilerine göre toparlanmada özellikle ihracat ağırlıklı sektörler etkili oldu. Makine mühendisliği ile çelik ve metal sektörlerinde beklentiler 20 puanın üzerinde artarken, otomotiv sektörü belirgin iyileşme kaydetti. Kimya, ilaç ve elektrik mühendisliği sektörlerinde de güçlü artışlar görüldü. ZEW, iyimserliğin Kasım 2025’te beklenenden iyi gelen sanayi üretimi ve sipariş verileriyle, ayrıca AB–MERCOSUR ticaret anlaşmasının Alman ihracatçılar için yeni pazarlar açabileceği beklentisiyle uyumlu olduğunu belirtti. Tarife Riski Masada Kalmaya Devam Ediyor Anket, Trump’ın Almanya dahil bazı Avrupa ülkelerine 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10, hazirandan itibaren ise yüzde 25’e kadar çıkabilecek ek gümrük vergisi tehdidinden günler sonra yayımlandı. Washington, AB’nin misilleme yapması halinde tarifelerin tüm blok geneline yayılabileceği uyarısında bulunmuştu. Brüksel’in yaklaşık 93 milyar euroluk ABD ithalatını kapsayan karşı önlemler hazırladığı ve ekonomik baskıya karşı özel mekanizmaları devreye alabileceği belirtiliyor. Oxford Economics’e göre, Avrupa’ya uygulanacak genel bir yüzde 25 ABD tarifesi ve buna eşlik eden karşılıklar, hem ABD hem de euro bölgesi ekonomisini zirve etkide yaklaşık yüzde 1 küçültebilir. Küresel büyümenin ise 2026–27 döneminde yüzde 2,6’ya gerileyebileceği öngörülüyor. AB’den Kritik Altyapılar İçin Yeni Siber Güvenlik Hamlesi Avrupa Birliği, artan siber tehditler karşısında kritik altyapıların korunmasına yönelik kapsamlı bir adım atmaya hazırlanıyor. Avrupa Komisyonu, bilişim teknolojileri tedarik zincirini güçlendirmeyi amaçlayan yeni planını kamuoyuna açıkladı. Komisyonun açıkladığı yol haritasına göre, yüksek riskli üçüncü ülke tedarikçilerinin AB üyesi ülkelerdeki kritik altyapılara ekipman sağlaması sınırlandırılacak. Bu kapsamda, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) tedarik zincirinde ortaya çıkabilecek güvenlik açıklarının azaltılması hedefleniyor. Yeni plan çerçevesinde yeni bir AB Siber Güvenlik Yasası hazırlanacak. Düzenleme ile üye ülkelerin, kritik sektörlerdeki siber riskleri sistematik biçimde tespit etmesi ve bu riskleri azaltmaya yönelik önlemleri hayata geçirmesi zorunlu hale gelecek. AB genelinde uyumlu, orantılı ve riske dayalı bir güvenlik yaklaşımı benimsenmesi öngörülüyor. Öne çıkan başlıklardan biri ise telekomünikasyon altyapıları oldu. Buna göre, Avrupa’daki mobil telekomünikasyon ağlarının, yüksek riskli üçüncü ülke tedarikçilerinden zorunlu olarak arındırılması planlanıyor. Bu tedarikçilere ait ekipman ve bileşenlerin, 36 aya kadar sistemlerden tamamen çıkarılması gerekecek. Söz konusu düzenlemelerin yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Parlamentosu ile üye ülkelerin onayı gerekiyor. AB’nin mevcut ve gönüllülük esasına dayanan çerçevesi kapsamında, Çin merkezli telekomünikasyon şirketleri Huawei ve ZTE, halihazırda yüksek riskli tedarikçiler arasında sınıflandırılıyor. Yetkililer, yeni adımın yalnızca siber güvenliği değil, aynı zamanda AB’nin stratejik özerkliğini ve kritik altyapılarda dışa bağımlılığın azaltılmasını da hedeflediğini vurguluyor.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar