Avrupa’nın gündeminde neler var? 25 Mart 2026

EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa’nın gündemini sizler için derledi.
DÜNYA
Trump’ın 15 maddelik İran planı “eski ve yetersiz” görülüyor
ABD Başkanı Donald Trump’ın gündeme getirdiği 15 maddelik İran planının, diplomatlara göre Mayıs 2025’te sunulan ve İran tarafından reddedilen eski bir çerçeveye dayandığı belirtiliyor.
Diplomatik kaynaklar, planın büyük ölçüde güncellenmediğini ve bu durumun ya ABD’nin müzakerelerde yeterince ciddi olmadığına ya da ilerleme algısı yaratılmak istendiğine işaret ettiğini değerlendiriyor. Trump ise son günlerde “çok iyi ve verimli görüşmeler yapıldığını” savunurken, İran tarafı doğrudan temas olmadığını açıkladı.
Söz konusu plan; uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması, zenginleştirmenin %3,67 seviyesine düşürülmesi ve nükleer tesislerin devre dışı bırakılması gibi İran açısından zor kabul edilebilecek şartlar içeriyor.
Uzmanlara göre, savaş ve artan gerilimle birlikte gündemin yalnızca nükleer programın ötesine geçmesi nedeniyle, yeni bir anlaşmaya varılması önceki görüşmelere kıyasla daha da zor hale gelmiş durumda.
Trump: İran’la nükleer anlaşmaya vardık, “asla silah sahibi olmayacak”
ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen temaslarda anlaşmaya varıldığını öne sürerek, Tahran’ın hiçbir koşulda nükleer silah sahibi olmayacağını söyledi.
Trump, İran’a yönelik askeri operasyonlarda “çok büyük başarı elde ettiklerini” savunarak, ülkenin askeri ve siyasi kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığını iddia etti. Mevcut liderlik yapısının büyük ölçüde ortadan kalktığını ileri süren Trump, sahada üstünlük sağlandığını vurguladı.
Diplomatik sürece ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Trump, İran ile temasların sürdüğünü ve önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Tahran yönetiminin anlaşmaya istekli olduğunu dile getiren Trump, “doğru kişilerle görüşüyoruz” ifadelerini kullandı.
Trump, “İran’la anlaştık, asla nükleer silah sahibi olamayacaklar” diyerek sürecin olumlu ilerlediğini savundu.
Öte yandan Trump, İran’da yeni bir liderlik yapısının ortaya çıktığını iddia ederek sürecin nasıl şekilleneceğinin izleneceğini söyledi. Açıklamalarında “rejim değişikliği” ifadesini de kullanan Trump, gelişmelerin İran’daki siyasi yapıyı dönüştürdüğünü ileri sürdü.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmesinde ise Trump, İran’ın ABD’ye verdiği karşılığın ekonomik değeri yüksek bir “hediye” niteliğinde olduğunu öne sürdü ve bu gelişmenin doğrudan Hürmüz Boğazı ile bağlantılı olduğunu ifade etti.
Bölgedeki müttefiklerin rolüne de değinen Trump, Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ın İran konusunda “mükemmel iş çıkardığını” söyledi.
Trump ayrıca ABD iç politikasına ilişkin olarak, federal hükümetin kapanmasını önlemeye yönelik bütçe görüşmelerinde Kongre’de anlaşmaya yaklaşıldığını belirtti.
Öte yandan Trump, ilk başkanlık döneminde 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasını (JCPOA) tek taraflı olarak fesheden lider olarak biliniyor. Bu karar, ABD’nin anlaşmadan çekilmesine ve İran ile Batı arasındaki gerilimin yeniden tırmanmasına yol açmıştı.
Açıklamalar, ABD-İran hattında hem askeri hem diplomatik açıdan kritik bir döneme işaret etti.
İran: Buşehr Nükleer Santrali yeniden hedef alındı
İran, Buşehr Nükleer Enerji Santrali’nin bir kez daha saldırıya uğradığını duyururken, olayda herhangi bir can kaybı ya da teknik hasar meydana gelmediğini açıkladı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın bildirimine dayanarak santrale bir füzenin daha isabet ettiğini doğruladı. UAEA’nın açıklamasında, gelişmenin İran tarafından ajansa iletildiği belirtildi.
İranlı yetkililer, saldırıya rağmen santralde hasar oluşmadığını ve personel arasında yaralanan olmadığını vurguladı. İran Atom Enerjisi Kurumu da yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail tarafından düzenlendiğini öne sürdüğü saldırıda füzenin santral sahasına isabet ettiğini ancak operasyonel bir sorun yaşanmadığını bildirdi.
UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, çatışma ortamında nükleer tesislerin hedef alınmasının taşıdığı risklere dikkat çekerek, “azami itidal” çağrısını yineledi.
Basra Körfezi kıyısında bulunan Buşehr Nükleer Santrali, 17 Mart’ta da benzer bir saldırının hedefi olmuş, o olayda da can veya mal kaybı yaşanmamıştı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise nükleer tesislerin hedef alınmasını “son derece tehlikeli” olarak nitelendirerek, bu tür saldırıların “telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği” uyarısında bulundu.
Gelişmeler, bölgede artan askeri gerilimle birlikte nükleer güvenlik risklerinin yeniden gündeme geldiğine işaret ediyor.
İran’ın Hürmüz’de “geçiş ücreti” talep ettiği iddiası
İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndan geçen bazı ticari gemilerden güvenli geçiş karşılığında ücret talep etmeye başladığı ileri sürüldü.
Bloomberg News’in kaynaklara dayandırdığı habere göre, İran’ın sefer başına 2 milyon dolara kadar ödeme talep ettiği belirtilirken, bazı gemilerin bu ödemeleri yaptığı ifade edildi. Ancak ödemelerin hangi para birimiyle ve nasıl gerçekleştirildiği netlik kazanmadı, işlemlerin dikkat çekmeden yapıldığı aktarıldı.
Bölgedeki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği sınırlı kalırken, Hindistan LPG taşıyan dört gemisinin Basra Körfezi’nden çıkışa hazır olduğunu açıkladı. Hindistan ayrıca, uluslararası hukukun boğazlardan serbest geçiş hakkını garanti ettiğini vurgulayarak, bu geçişler için herhangi bir ücret talep edilemeyeceğini belirtti.
İran’ın geçiş ücretlerini şimdilik vaka bazlı talep ettiği, ancak savaş sonrası süreçte bu uygulamayı daha geniş bir anlaşmanın parçası olarak resmileştirmeyi değerlendirdiği ifade edildi. Nitekim geçen hafta İranlı bir milletvekilinin, Hürmüz’ü kullanan ülkelerin İran’a ödeme yapmasını zorunlu kılacak bir teklif sunduğu bildirildi.
Kaynaklara göre, Körfez’deki Arap üreticiler açısından böyle bir uygulama kabul edilemez görülüyor. Bu durumun, egemenlik hakları, emsal oluşturma riski ve küresel enerji ticaretinin kritik bir geçiş noktasının araçsallaştırılması gibi ciddi tartışmaları beraberinde getirebileceği değerlendiriliyor.
Gelişme, küresel enerji arzının önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda jeopolitik risklerin daha da arttığına işaret ediyor.
İNGİLTERE
Enerji krizi İngiltere’de tahvil piyasasını sarstı: getiriler %5’i aştı
İngiltere’de devlet tahvilleri sert şekilde değer kaybederken, getiriler küresel finans krizinden bu yana ilk kez %5 seviyesinin üzerine çıktı. Gelişme, enerji fiyatlarındaki artışın tetiklediği şokun daha geniş bir ekonomik krize dönüşebileceği endişelerini artırdı.
Başbakan Keir Starmer, İran savaşının ekonomik etkilerini değerlendirmek üzere acil COBRA toplantısı düzenlerken, toplantıya Maliye Bakanı Rachel Reeves ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey’nin de katılması bekleniyor. Görüşmelerin odağında enerji güvenliği, enflasyon ve ekonomik dayanıklılık yer alıyor.
deVere Group CEO’su Nigel Green, yaşanan süreci “tehlikeli bir zincir reaksiyonun başlangıcı” olarak nitelendirerek, enerji fiyatlarındaki artışın doğrudan enflasyon beklentilerine yansıdığını ve tahvil piyasalarının buna hızla tepki verdiğini söyledi.
Veriler, piyasalardaki baskının boyutunu ortaya koyuyor. 10 yıllık gilt getirileri %5’in üzerine çıkarken, devlet tahvillerini izleyen endeks bu ay yaklaşık %5 değer kaybederek 2022’de Liz Truss hükümetini sarsan krizden bu yana en kötü performansını gösterdi. Aynı dönemde, İngiliz devlet tahvillerinin piyasa değerinden 100 milyar sterlinden fazla silindi.
İngiltere’nin yapısal olarak ithal gaza yüksek bağımlılığı, ülkeyi küresel fiyat artışlarına karşı daha kırılgan hale getiriyor. Orta Doğu’daki gerilimin enerji arzını tehdit etmesiyle birlikte, enflasyonun yeniden %5 seviyesine yaklaşabileceği ve bunun da para politikası beklentilerini değiştirebileceği belirtiliyor.
Artan faiz beklentileri ve tahvil getirileri, Maliye Bakanı Reeves’in hareket alanını daraltıyor. Yükselen borçlanma maliyetleri kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırırken, enerji faturaları karşısında hanehalkı ve şirketlere destek sağlama ihtiyacı da güçleniyor.
Tahvil piyasasındaki hareketler yalnızca kamu finansmanını değil, reel ekonomiyi de doğrudan etkiliyor. Artan getiriler mortgage faizlerini yükseltirken, şirketlerin finansman maliyetlerini artırıyor ve tüketici koşullarını sıkılaştırıyor.
Reeves: enerji desteği “en çok ihtiyacı olanlara” odaklanacak
İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves, İran savaşı nedeniyle artan enerji fiyatlarının hanehalkı üzerindeki etkisini sınırlamak için destek planı hazırlandığını, ancak bu desteğin herkese değil “en çok ihtiyacı olan kesimlere” verileceğini açıkladı.
Reeves, hükümetin “her ihtimale karşı hazırlık yaptığını” vurgulayarak, Orta Doğu’daki savaşın ekonomik etkilerinin henüz tam olarak öngörülemediğini belirtti. Buna rağmen, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki yükselişin yaz aylarında enerji faturalarında belirgin artışa yol açmasının beklendiğini ifade etti.
Mevcut durumda enerji fiyat tavanı nedeniyle faturalar kısa süreliğine düşse de, piyasadaki yükseliş eğilimi önümüzdeki dönemde ciddi zam riskine işaret ediyor. Bu durum, hükümetin müdahale etmesi yönündeki çağrıları artırdı.
Ancak Reeves, olası destek paketinin kamu maliyesi üzerindeki baskı ve enflasyonu kontrol altında tutma hedefiyle sınırlı olacağını belirtti. Bu çerçevede, 2022’deki gibi tüm haneleri kapsayan bir model yerine gelire dayalı, hedefli destek mekanizması öne çıkıyor.
Hükümetin ayrıca, artan fiyatlar karşısında şirketlerin fırsatçılık yapmasını önlemek amacıyla rekabet otoritesine yeni yetkiler vermeyi planladığı da belirtildi.
Açıklamalar, enerji krizinin derinleşmesi halinde İngiltere’de hem hanehalkı bütçeleri hem de kamu maliyesi üzerinde baskının artacağına işaret ediyor.
İngiltere’de üretici maliyetleri 1992’den bu yana en sert artışı gördü
İngiltere’de imalat sektöründe maliyetler, Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği enerji fiyat artışlarıyla birlikte 1992’deki “Black Wednesday” krizinden bu yana en sert aylık yükselişi kaydetti.
S&P Global verilerine göre, imalat sektöründeki maliyet enflasyonu Ekim 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, aylık artış 1992 sonrası en güçlü sıçrama olarak kaydedildi. Artışta özellikle yakıt, enerji ve taşımacılık maliyetlerindeki yükseliş belirleyici oldu.
PMI verileri, ekonomik aktivitede de belirgin bir yavaşlamaya işaret etti. Bileşik PMI endeksi Mart ayında 51 seviyesine gerileyerek büyümenin devam ettiğini ancak ciddi şekilde ivme kaybettiğini gösterdi. Şubat ayında bu seviye 53,7 idi.
S&P Global Başekonomisti Chris Williamson, şirketlerin iş kaybını doğrudan Orta Doğu’daki gelişmelere bağladığını belirterek, “enerji fiyatlarındaki artış, tedarik zinciri bozulmaları ve artan faizlerin büyümeyi neredeyse durma noktasına getirdiğini” söyledi.
Artan maliyet baskılarıyla birlikte enflasyon görünümünün yeniden bozulabileceğine dikkat çekilirken, Morgan Stanley, yüksek enerji fiyatları ve faiz artışlarının etkisiyle İngiltere ekonomisinin yıl sonuna doğru “belirgin bir resesyona sürüklenebileceği” uyarısında bulundu.
Öte yandan, perakende sektöründe de zayıflama sinyalleri geldi. CBI verilerine göre, Mart ayında satış hacimleri Nisan 2020’deki pandemi döneminden bu yana en hızlı düşüşü kaydetti. Perakendeciler, zayıf ekonomik koşulların hanehalkı harcamalarını baskıladığını ifade etti.
Şirketler ayrıca yeni siparişlerde ve ihracatta düşüş bildirirken, özellikle Orta Doğu’daki projelerin ertelenmesi ve seyahat kısıtlarının etkili olduğu belirtildi.
Uzmanlara göre, enerji fiyatlarındaki artışın hem enflasyonu yukarı çekmesi hem de talebi baskılaması, İngiltere Merkez Bankası için politika belirlemede daha karmaşık bir tablo yaratıyor.
Gelişmeler, İran savaşıyla birlikte yükselen enerji fiyatlarının İngiltere ekonomisinde büyümeyi zayıflatırken maliyetleri hızla artıran çift yönlü bir baskı yarattığını ortaya koyuyor.
BoE başekonomistinden uyarı: İran savaşı enflasyon risklerini artırıyor
İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başekonomisti Huw Pill, Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle enflasyon üzerinde yukarı yönlü risklerin arttığı uyarısında bulundu.
Kuzey Makedonya’da düzenlenen bir merkez bankası konferansında konuşan Pill, enerji krizinin fiyatlar ve ücretler üzerinden ikinci tur etkiler yaratabileceğini belirterek, “gerekirse harekete geçmeye hazırım” dedi.
Pill, mevcut durumda iki farklı senaryonun öne çıktığını ifade etti. Buna göre, iş gücü piyasasının 2022’ye kıyasla daha zayıf olması nedeniyle enflasyonun kalıcılığına ilişkin risklerin sınırlı kalabileceği değerlendirilirken, diğer senaryo ise yapısal değişimlerin enflasyonu beklenenden daha kalıcı hale getirebileceğine işaret ediyor. Başekonomist, özellikle ikinci görüşe daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “yapısal değişimlerin rolünü reddedenlerin ispat yükü daha ağır” ifadesini kullandı.
Geçen hafta politika faizinin %3,75 seviyesinde sabit tutulmasını desteklediğini hatırlatan Pill, buna rağmen Körfez’deki gelişmelerin fiyat istikrarı açısından riskleri artırdığını söyledi. Pill, “Belirsizlik eylemsizlik için bir mazeret olamaz” diyerek, enflasyon baskılarının kalıcı hale gelmesi durumunda para politikasında adım atılabileceğinin sinyalini verdi.
Açıklamalar, enerji fiyatlarındaki artışın İngiltere’de yeniden enflasyon baskısı yaratabileceği ve para politikasını sıkılaştırma ihtimalini güçlendirdiği şeklinde yorumlanıyor.
İngiltere’de perakende satışlar pandemi sonrası en sert düşüşü yaşadı
İngiltere’de perakende satışlar Mart ayında Nisan 2020’deki Covid-19 kapanmalarından bu yana en sert düşüşünü kaydetti. İngiliz Sanayi Konfederasyonu’nun (CBI) verilerine göre, satış hacimleri yıllık bazda son altı yılın en hızlı gerilemesini gösterdi.
Ankete göre, perakendecilerin %66’sı satışların düştüğünü, yalnızca %13’ü artış yaşandığını bildirdi. Bu tablo, sektördeki zayıflamanın geniş tabana yayıldığını ortaya koydu.
CBI, satışların Mart ayında mevsim normlarına göre “zayıf” kaldığını belirtirken, Nisan ayında da benzer şekilde düşük performansın devam etmesinin beklendiğini açıkladı. Online satışlar da gerileyerek, önümüzdeki dönemde ılımlı düşüşün sürebileceğine işaret etti.
CBI Başekonomisti Martin Sartorius, “perakende sektöründe toparlanmaya dair hiçbir işaret olmadığını” vurgulayarak, zayıf ekonomik koşulların hanehalkı harcamalarını baskıladığını ifade etti. Sartorius ayrıca, Orta Doğu’daki savaşın fiyat baskılarını artırarak tüketici bütçelerini daha da sıkıştırdığına dikkat çekti.
Veriler, İngiltere ekonomisinde tüketim tarafının belirgin şekilde zayıfladığını ve artan maliyet baskılarıyla birlikte büyüme görünümünün daha da kırılgan hale geldiğini ortaya koyuyor.
AVRUPA BİRLİĞİ
AB, Rus petrolünü kalıcı yasak planını erteledi
Avrupa Komisyonu, Rus petrolünü kalıcı olarak yasaklamayı öngören düzenlemeyi, Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları nedeniyle erteledi.
Komisyon, teklifin sunulacağı tarihi takvimden çıkarırken, “politika değişmedi, teklif mutlaka sunulacak” mesajı verdi. Ancak İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar nedeniyle petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması, kararın zamanlamasını doğrudan etkiledi.
Süreçte ayrıca Macaristan ve Slovakya’nın muhalefeti de belirleyici oldu. Her iki ülke, Rus petrolünü Druzhba boru hattı üzerinden almaya devam eden tek AB üyeleri olarak öne çıkıyor ve planın ilerlemesi halinde hukuki adım atabileceklerini belirtiyor.
AB, mevcut yaptırımlar kapsamında Rus petrolünü zaten büyük ölçüde yasaklamış olsa da, bu yeni düzenleme ile kalan istisnaların tamamen kaldırılması ve veto riskinin ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Öte yandan ABD’nin Rus petrolüne yönelik bazı yaptırımları gevşetmesi, Avrupa’da tepki ve endişe yaratırken, enerji piyasalarındaki dalgalanmanın politika kararlarını zorlaştırdığı görülüyor.
Gelişme, enerji krizinin derinleştiği bir dönemde AB’nin Rusya’dan tamamen kopma hedefini sürdürdüğünü ancak uygulamada esneklik göstermek zorunda kaldığını ortaya koyuyor.
Kaynak: Euronews / Avrupa Komisyonu
Euro Bölgesi’nde büyüme durma noktasına yaklaştı: stagflasyon riski artıyor
Euro Bölgesi’nde ekonomik büyüme, Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle neredeyse durma noktasına geldi. S&P Global verilerine göre, bileşik PMI endeksi Mart ayında 50,5’e gerileyerek son 10 ayın en düşük seviyesine indi ve ekonomik faaliyetlerin sınırda büyüme-stagnasyon çizgisine yaklaştığını gösterdi.
Anket, yeni siparişlerde düşüş, tedarik zinciri aksaklıkları ve hızla artan maliyetlerin ekonomik aktiviteyi baskıladığını ortaya koydu. Özellikle enerji fiyatlarındaki artışla birlikte girdi maliyet enflasyonu son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı.
S&P Global Başekonomisti Chris Williamson, verilerin “stagflasyon alarmı verdiğini” belirterek, savaşın fiyatları hızla yükseltirken büyümeyi baskıladığını söyledi. Williamson, tedarik gecikmelerinin 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını ve şirketlerin gelecek beklentilerinde Ukrayna savaşından bu yana en sert bozulmanın yaşandığını ifade etti.
Verilere göre, Euro Bölgesi’nde büyümenin çeyreklik bazda %0,1’in altına gerileyebileceği ve önümüzdeki aylarda ekonomik daralma riskinin arttığı değerlendiriliyor. Aynı zamanda fiyat göstergeleri, tüketici enflasyonunun %3’e yaklaşabileceğine işaret ediyor.
Gelişmeler, enerji şokunun Avrupa ekonomisinde düşük büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden gündeme taşıdığını ortaya koyuyor.
Rusya’nın petrol geliri dört yılın zirvesine çıktı
Rusya’nın petrol ihracat geliri, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş ve yaptırımlardaki görece gevşemenin etkisiyle Mart 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Son üç haftada günlük ihracat geliri 135 milyon dolardan ortalama 270 milyon dolara çıkarak iki katına yükseldi. Artışta hem petrol fiyatlarındaki yükseliş hem de sevkiyat hacmindeki artış belirleyici oldu.
ABD’nin, 12 Mart’tan önce yüklenen Rus petrolüne yönelik muafiyeti uzatması ve kapsamını genişletmesi, özellikle Hindistan’a yapılan satışları artırarak gelir artışını destekledi. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu yükselişin kalıcı olmayabileceği uyarısında bulunarak mevcut artışın geçici bir avantaj sağlayabileceğini ifade etti.
Bloomberg tarafından derlenen gemi takip verilerine göre, Rusya’nın deniz yoluyla petrol ihracatı 22 Mart’a kadar olan dört haftada günlük ortalama 3,6 milyon varil seviyesinde gerçekleşti. Bu miktar, önceki döneme göre yaklaşık 160 bin varillik artışa işaret ederken, Noel öncesi zirvenin ise yaklaşık 270 bin varil altında kaldı. Karadeniz’deki Novorossiysk’te bulunan Sheskharis terminalinden yapılan yüklemelerdeki artış da sevkiyatları destekledi.
Öte yandan Ukrayna’nın Baltık Denizi’ndeki önemli limanlardan Primorsk’a düzenlediği insansız hava aracı saldırısının, önümüzdeki dönemde sevkiyatları olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Rusya’nın en büyük alıcılarından Hindistan’a yapılan ham petrol sevkiyatları da Mart ayında toparlanma gösterdi. Günlük sevkiyatlar 1,09 milyon varilden 1,14 milyon varile yükseldi. ABD’nin muafiyet kararı sonrası denizde bulunan tankerlerin yön değiştirmesi bu artışta etkili oldu. Buna karşın, denizde bulunan Rus ham petrolü miktarı yaklaşık 135 milyon varil ile yüksek seviyesini koruyor.
Gelişmeler, Orta Doğu’daki gerilimin küresel enerji piyasalarında fiyatları yukarı çekerek Rusya’nın petrol gelirlerini kısa vadede artırdığını ortaya koyuyor.





