IMF’den hayat pahalılığına karşı hedefli destek çağrısı

IMF, hayat pahalılığının düşük gelirli haneleri daha ağır etkilediğini belirterek geniş sübvansiyonlar yerine hedefli ve geçici gelir desteği önerdi.
Uluslararası Para Fonu (IMF), temel ihtiyaç fiyatlarındaki ani artışların etkisinin kalıcı olabildiğini, reel ücretleri aşındırdığını ve tüketimi baskıladığını bildirdi.
Kurum, 13 Ekim’de yayımlanacak Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun yaşam maliyeti krizlerinden çıkarılan dersleri ele alan bölümünü paylaştı.
Düşük gelirli haneler daha fazla etkileniyor
Raporda, yaşam maliyeti krizlerinin iç talebi zayıflatırken orta vadeli enflasyon beklentilerini yükselttiği belirtildi.
Düşük gelirli hanelerin bütçelerinin daha büyük bölümünü temel ihtiyaçlara ayırması nedeniyle fiyat artışlarından daha ağır etkilendiği vurgulandı. Bu durumun gelir dağılımı ve yoksulluk açısından önemli sonuçlar doğurduğu kaydedildi.
Geçici gelir transferleri daha etkili
IMF, kırılgan kesimleri korumanın maliyet açısından en uygun ve etkili yolunun hedefli, geçici gelir transferleri olduğunu belirtti.
Bu desteklerin fiyat sinyallerini koruduğu, talebin değişen koşullara uyumunu kolaylaştırdığı ve kamu maliyesinin hareket alanını gözettiği ifade edildi.
Fiyatları baskılamaya yönelik geniş kapsamlı önlemlerin ise aynı düzeyde koruma sağlamak için daha yüksek maliyet gerektirdiği aktarıldı.
Yaygın sübvansiyonlar ters etki yaratabilir
Raporda, mali imkânların sınırlı olduğu durumlarda sübvansiyonların etkisini yitirebildiği belirtildi. Çok sayıda ülkenin aynı anda bu uygulamalara başvurmasının küresel fiyatları yükselterek ters etki oluşturabileceği vurgulandı.
IMF, geniş kapsamlı önlemlerin yalnızca krizin çok ağır olduğu, ihtiyaç sahibi hanelerin belirlenmesinin zorlaştığı ve bütçe imkânlarının elverdiği istisnai durumlarda uygulanmasını önerdi.
Ülkelerin destek tercihleri farklılaşıyor
Geçmiş krizlerde gelişmiş ekonomilerin tüketici fiyatlarına yönelik önlemlere ve doğrudan gelir desteklerine daha fazla ağırlık verdiği belirtildi.
Yükselen piyasalar ve düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerde ise üretici sübvansiyonları, fiyat kontrolleri, ücret ve emekli maaşlarında geniş kapsamlı artışların daha fazla tercih edildiği kaydedildi.





