Emre Alkin’den ekonomi yönetimine kritik uyarı: Hatalar zinciri büyüyor

EKOTÜRK TV’de yayımlanan “Günün Yorumu” programında değerlendirmelerde bulunan ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye ekonomisinin son dönemde izlediği para politikası ve ortaya çıkan sonuçları kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Alkin, mevcut tabloya nasıl gelindiğini tarihsel süreç üzerinden anlatarak hem ekonomi yönetimine hem de piyasa reflekslerine dikkat çeken mesajlar verdi.
EKONOMİ YÖNETİMİNDE BAŞLANGIÇ VE “ALKIŞ DÖNEMİ”
2023 Haziran ayında göreve başlayan yeni ekonomi yönetiminin, daha ilk günlerden itibaren güçlü bir destekle karşılandığını belirten Alkin, bu sürecin sağlıklı yönetilemediğini vurguladı. Özellikle iş dünyasının, henüz somut bir icraat ortaya konmadan yapılan bu destek açıklamalarını eleştiren Alkin, beklenti yönetiminin yanlış kurulduğunu ifade etti.
Yeni kadroların uluslararası deneyimleri ve özgeçmişleri üzerinden bir güven inşa edildiğini ancak bu güvenin erken ve ölçüsüz şekilde ortaya konduğunu dile getiren Alkin, bu durumun yönetim üzerinde psikolojik bir baskı yerine “rahatlama” etkisi yarattığını söyledi.
“Henüz sonuçlar ortaya çıkmadan yapılan abartılı destek, ekonomi yönetiminin gerçekçi karar alma refleksini zayıflattı.”
FAİZ POLİTİKASINDA KADEMELİ ARTIŞ VE PİYASA TEPKİSİ
Alkin’e göre en kritik hatalardan biri, para politikasında kararlı ve net bir duruş sergilemek yerine “denge arayışı”na girilmesi oldu. Hem siyasi beklentileri hem de piyasa dinamiklerini aynı anda yönetme çabasının, politika setinde gecikmelere yol açtığını ifade etti.
Faiz artırımlarının kademeli ve temkinli şekilde yapılmasının, piyasalarda güven oluşturmak yerine belirsizlik yarattığını belirten Alkin, bu sürecin döviz kurunda hızlı yükselişi tetiklediğini söyledi.
“Hem siyaseti hem piyasayı aynı anda memnun etmeye çalışan yaklaşım, dövizde sert yükselişin önünü açtı.”
GÜNÜN YORUMU ⏳Prof. Dr. @emrealkin1969 her gün 5 dakikada gündemi yorumluyor. pic.twitter.com/wL18u66pkp
— EKOTÜRK (@Ekoturktv) March 25, 2026
DÖVİZ KURU MÜDAHALESİ VE ENFLASYON İLİŞKİSİ
Kur artışının ardından ekonomi yönetiminin yön değiştirdiğini belirten Alkin, bu kez döviz kurunu kontrol altında tutmaya yönelik politikaların devreye alındığını ifade etti. Ancak bu müdahalenin doğal piyasa koşullarıyla değil, rezerv kullanımı gibi araçlarla yapılmasının sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Türkiye ekonomisinde döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisinin yüksek olduğuna dikkat çeken Alkin, “pass-through etkisi” olarak bilinen bu mekanizmanın özellikle dolarizasyon eğilimi nedeniyle daha güçlü hissedildiğini söyledi.
“Döviz kurunu yapay yöntemlerle baskılamak, enflasyonla mücadelede kalıcı bir çözüm değil, sadece geçici bir illüzyon yaratır.”
DOLARİZASYON GERÇEĞİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ
Alkin, Türkiye’de ekonomik aktörlerin büyük ölçüde döviz bazlı düşündüğünü ve hareket ettiğini belirterek, bu yapının enflasyon dinamiklerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Şirketlerden bireylere kadar geniş bir kesimin fiyatlama davranışlarını döviz üzerinden şekillendirdiğini söyleyen Alkin, bu durumun kur şoklarını daha hızlı şekilde fiyatlara yansıttığını dile getirdi.
2003–2013 dönemine atıfta bulunan Alkin, o yıllarda döviz kurunun doğal sermaye girişleri ve reformlarla dengede kaldığını, bu sayede enflasyonun da düşük seviyelerde seyrettiğini hatırlattı.
CARİ AÇIK VE KUR POLİTİKASI ÇELİŞKİSİ
Alkin’in dikkat çektiği bir diğer önemli başlık ise cari açık ile döviz politikası arasındaki çelişki oldu. Döviz kurunun baskılanmasının ithalatı teşvik ettiğini ve bu durumun cari açığı büyüttüğünü belirten Alkin, mevcut politikaların bu açıdan tutarsızlık içerdiğini söyledi.
Savaş ve küresel riskler henüz devreye girmeden cari açıkta bozulma sinyalleri görüldüğünü ifade eden Alkin, mevcut jeopolitik gelişmelerin bu tabloyu daha da ağırlaştırabileceğini dile getirdi.
ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇ: ZORLU DENGE ARAYIŞI
Programın sonunda mevcut politikaların sürdürülebilirliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alkin, özellikle yüksek faiz üzerinden yabancı yatırımcıya getirilen kazanç modelinin uzun vadede risk barındırdığını ifade etti.
Bu modelden çıkışın kolay olmayacağını belirten Alkin, önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin daha zor kararlarla karşı karşıya kalabileceğini vurguladı.





