Ekonomi

Savaş tetikledi, piyasalar dağıldı: Enflasyon ve faiz krizi büyüyor

Savaş tetikledi, piyasalar dağıldı: Enflasyon ve faiz krizi büyüyor

Orta Doğu’da yükselen tansiyon, yalnızca jeopolitik dengeleri değil, küresel finansal sistemin sinir uçlarını da etkilemeye devam ediyor. ABD ile İran arasında süren gerilim, piyasaların risk iştahını baskılarken; enerji fiyatlarındaki oynaklık, enflasyon beklentilerini yeniden yukarı yönlü tetikledi. Bu tablo, merkez bankalarının para politikası rotasında önemli bir kırılmaya işaret ediyor.

PETROL FİYATLARI VE ENFLASYON ENDİŞESİ ÖNE ÇIKIYOR

Son haftada petrol fiyatlarında görülen yükseliş, küresel enflasyon görünümünü yeniden belirsizliğe sürükledi. Her ne kadar Brent petrol haftayı sınırlı bir düşüşle 106,4 dolar seviyesinde kapatsa da, arz risklerinin ortadan kalkmaması fiyatlarda aşağı yönlü hareketi sınırlıyor.

Enerji maliyetlerindeki artış, küresel enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekerek merkez bankalarının manevra alanını daraltıyor.

Bu gelişmeler, özellikle enerji ithalatına bağımlı ekonomilerde büyüme ve fiyat istikrarı dengesini daha kırılgan hale getiriyor.

MERKEZ BANKALARINDA “GÜVERCİN” DÖNEM BİTTİ Mİ?

Piyasalarda son bir ayda en dikkat çekici değişim, merkez bankalarına yönelik beklentilerde yaşandı. Daha önce faiz indirimi beklentilerinin öne çıktığı ortamda, artık daha sıkı para politikası öngörüleri ağırlık kazanıyor.

Piyasa fiyatlamalarında “güvercin” beklentiler yerini hızla “şahin” senaryolara bırakarak faiz artırımı ihtimallerini yeniden gündeme taşıdı.

ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden gelen açıklamalar da bu dönüşümü destekliyor. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, faiz indirimi için enflasyonda kalıcı düşüş sinyali gerektiğini vurgularken; Başkan Yardımcısı Michael Barr, mevcut riskler nedeniyle faizlerin bir süre daha sabit kalabileceğini ifade etti.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran ise kısa vadeli jeopolitik gelişmelerle politika belirlenmemesi gerektiğini belirtirken, enerji şoklarının genellikle para politikasında doğrudan belirleyici olmadığını hatırlattı.

ABD EKONOMİSİNDEN KARIŞIK SİNYALLER GELİYOR

Makroekonomik veriler, ABD ekonomisinde ivme kaybına işaret ediyor. İmalat PMI verisi 52,4 ile büyümeyi sürdürse de, hizmet ve bileşik PMI göstergeleri 11 ayın en düşük seviyelerine gerileyerek ekonomik aktivitede yavaşlama sinyali verdi.

Bununla birlikte ithalat ve ihracat fiyat endekslerindeki güçlü artış, maliyet baskılarının sürdüğünü ortaya koyuyor. İşsizlik maaşı başvurularının beklentilerin altında kalması ise iş gücü piyasasının halen dirençli olduğunu gösteriyor.

ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,45 seviyesine çıkarak son 8 ayın zirvesini gördü ve tahvil piyasasında satış baskısının güçlendiğine işaret etti.

Yükselen tahvil faizleri, riskli varlıklardan çıkışı hızlandırırken, hisse senedi piyasalarında da satışların derinleşmesine neden oldu.

KÜRESEL PİYASALARDA SATIŞ DALGASI

New York borsası haftayı negatif bölgede kapattı. S&P 500 yüzde 2,12, Nasdaq yüzde 3,23 ve Dow Jones yüzde 0,90 geriledi. Güçlenen dolar endeksi ise 100 seviyesinin üzerinde kalmayı sürdürdü.

Altın fiyatları ise yatay bir seyir izledi. Ons altın 4.494 dolar seviyesinde haftayı tamamlarken, merkez bankalarının rezerv satışlarına ilişkin haberler fiyatları baskılayan unsurlar arasında yer aldı.

AVRUPA’DA ENERJİ ŞOKU VE FAİZ BEKLENTİLERİ

Avrupa tarafında da enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon görünümünü tehdit etmeyi sürdürüyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, enerji kaynaklı fiyat baskılarının kalıcı hale gelmesi durumunda para politikasında sıkılaşma ihtimalinin güçlenebileceğini ifade etti.

Para piyasalarında daha önce fiyatlanan faiz indirimi beklentileri tersine dönerken, yıl içinde birden fazla faiz artışı senaryosu öne çıkmaya başladı.

Tahvil piyasalarında da sert hareketler dikkat çekiyor. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3’ün üzerine çıkarak uzun yıllar sonra kritik eşiği aşarken, Fransa ve İngiltere’de de benzer şekilde faizler yükseliş trendine girdi.

ASYA PİYASALARI DA BASKI ALTINDA

Asya tarafında da satış ağırlıklı bir görünüm hakim. Çin’de sanayi karlarının artması olumlu bir sinyal üretse de, enerji maliyetlerindeki yükseliş bölge ekonomileri üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.

Japonya’da ise enflasyonun hedefin altında kalmasına rağmen enerji fiyatlarının yeniden yükselme ihtimali, Japonya Merkez Bankası’nın sıkılaşma adımları atabileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi. Tahvil faizlerinde görülen artış da bu beklentiyi destekler nitelikte.

YURT İÇİNDE GÖZLER ENFLASYONDA

Türkiye’de ise Borsa İstanbul haftayı düşüşle tamamladı. BIST 100 endeksi yüzde 2,68 gerileyerek 12.698 puana indi. Dolar/TL ise 44,45 seviyesinin üzerine çıkarak yukarı yönlü seyrini sürdürdü.

Önümüzdeki hafta açıklanacak enflasyon verisi, yurt içi piyasalarda yön tayini açısından kritik önemde olacak. Ayrıca ekonomik güven endeksi, işsizlik oranı ve PMI verileri de yakından takip edilecek.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar