Fitch raporu Hürmüz senaryosunu açıkladı: En çok etkilenecek ülkeler belli oldu

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin olası bir kapanma senaryosunu değerlendirdi. Kurumun analizine göre, Boğaz’ın tamamen kapatılması halinde Orta Doğu’daki ülkeler üzerinde ekonomik baskı oluşacak olsa da bu etkinin mevcut kredi notları çerçevesinde büyük bir finansal kriz yaratması beklenmiyor. Fitch, özellikle bölge ülkelerinin mali tamponları ve alternatif enerji nakil hatlarının olası şokları kısmen dengeleyebileceğini vurguladı.
HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL ENERJİ TİCARETİNİN KALBİ
Dünya petrol ve doğal gaz taşımacılığının önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor. Basra Körfezi’nden çıkan petrol tankerleri, Asya ve Avrupa pazarlarına ulaşmak için bu dar geçidi kullanıyor. Bu nedenle bölgede yaşanabilecek herhangi bir askeri gerilim veya deniz trafiğinin kesintiye uğraması, enerji piyasalarında doğrudan fiyat dalgalanmalarına neden olabiliyor.
Fitch’e göre Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması durumunda bölge ekonomileri üzerinde etkiler görülecek olsa da bu durum mevcut kredi notlarını sarsacak ölçekte bir şok yaratmayabilir.
Kredi derecelendirme kuruluşu, mevcut jeopolitik gerginliğin uzun süreli bir enerji krizi yaratma ihtimalini düşük görüyor. Kurumun değerlendirmesinde, çatışma süresinin sınırlı kalacağı ve enerji üretim tesisleri ile nakil altyapısında büyük çaplı hasar oluşmayacağı varsayımı öne çıkıyor.
İHRACATIN BÜYÜK KISMI BOĞAZA BAĞIMLI
Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Irak’ın enerji ihracatının büyük bölümü Hürmüz üzerinden gerçekleştiriliyor. Bahreyn, Irak, Kuveyt ve Katar gibi ülkelerde petrol ve doğal gaz sevkiyatının neredeyse tamamı bu geçiş hattına bağlı durumda.
Fitch hesaplamalarına göre Boğaz’ın kapalı kaldığı her hafta, söz konusu dört ülkenin hidrokarbon gelirlerinde GSYH’nin yaklaşık %0,4’ü kadar düşüş meydana gelebilir.
Bu durum özellikle enerji gelirlerine yüksek derecede bağımlı ekonomiler için kısa vadeli mali baskı oluşturabilir. Halihazırda bazı üretim sahalarında faaliyetlerin yavaşladığı ve Irak ile Katar’ın üretimin belirli bölümünü durdurduğu belirtiliyor.
KUVEYT VE KATAR’IN GÜÇLÜ MALİ TAMPONLARI
Raporda, bölge ülkeleri arasında mali dayanıklılık açısından farklılıklar bulunduğuna dikkat çekiliyor. Kuveyt ve Katar’ın güçlü egemen varlık fonları ve yüksek rezervleri sayesinde olası gelir kayıplarını absorbe edebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade ediliyor.
2025 yılı sonu verilerine göre Kuveyt’in yurtdışı varlıklarının büyüklüğü ülke ekonomisinin yaklaşık altı katına ulaşırken, Katar’ın yabancı varlıkları da ekonomisinin iki katından fazla bir seviyeye denk geliyor. Kuveyt’te kamu borcu oldukça düşük seviyelerde bulunurken, Katar’da ise borç göstergelerinin yönetilebilir düzeyde olduğu belirtiliyor.
Bu tablo, her iki ülkenin kredi notlarının kısa vadeli şoklardan etkilenmeden korunabileceği görüşünü güçlendiriyor.
BAHREYN VE IRAK DAHA KIRILGAN
Buna karşılık Bahreyn ve Irak’ın mali dengelerinin daha hassas olduğu değerlendiriliyor. Bahreyn’in kredi notunun görece düşük seviyede olduğu ve bütçe dengesi açısından diğer Körfez ülkelerine göre daha sınırlı hareket alanına sahip olduğu ifade ediliyor.
Ancak Fitch’e göre Bahreyn’in Körfez ülkelerinden mali destek alma ihtimali yüksek. Irak ise enerji ihracatında yaşanan aksaklıklara ek olarak güvenlik riskleriyle de karşı karşıya bulunuyor.
Irak’ın yalnızca Hürmüz üzerinden değil, aynı zamanda Türkiye üzerinden geçen Kerkük–Ceyhan petrol hattından da ihracatı güvenlik gerekçeleriyle durdurduğu bildiriliyor. Bu durum ülkenin petrol gelirlerinde ek kayıplara yol açabilecek bir unsur olarak görülüyor.
ALTERNATİF BORU HATLARI ETKİYİ AZALTABİLİR
Bazı Körfez ülkeleri ise Hürmüz’e bağımlılığı azaltan alternatif enerji nakil hatlarına sahip. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dabi’den Fujairah Limanı’na uzanan boru hattı, petrolün Boğaz’a girmeden uluslararası pazarlara ulaşmasını sağlayan önemli bir altyapı olarak öne çıkıyor.
Bu hattın günlük yaklaşık 1,5 milyon varillik taşıma kapasitesine sahip olduğu ve olası kayıpların önemli bölümünü sınırlayabildiği belirtiliyor.
Suudi Arabistan da doğu-batı petrol boru hattı sayesinde Basra Körfezi yerine Kızıldeniz üzerinden ihracat yapabilme kapasitesine sahip. Bu hattın günlük yaklaşık 7 milyon varile kadar taşıma kapasitesi bulunuyor.
Bu alternatif güzergâhlar, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir kesintinin bölge ekonomileri üzerindeki etkisini kısmen azaltabilecek kritik bir enerji güvenliği unsuru olarak değerlendiriliyor.
UMMAN PETROL FİYATLARINDAN FAYDA SAĞLAYABİLİR
Bölgedeki diğer önemli üreticilerden Umman ise petrol ihracatının Hürmüz Boğazı’ndan geçmemesi nedeniyle farklı bir konumda bulunuyor. Bu nedenle Boğaz’da yaşanabilecek bir kapanma senaryosunda Umman’ın enerji fiyatlarındaki artıştan ekonomik açıdan fayda sağlayabileceği belirtiliyor.
Analistler, küresel enerji piyasalarında yaşanan her gerilimin petrol fiyatlarını yukarı çektiğini ve bu durumun bazı üretici ülkeler için gelir artışı anlamına gelebileceğini vurguluyor.
Genel değerlendirmeye göre, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kapanma küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilecek olsa da, bölge ülkelerinin mali yapıları ve alternatif enerji hatları bu etkinin ekonomik yansımalarını sınırlayabilecek faktörler arasında görülüyor.





