Bulgaristan, Rusya yanlısı dezenformasyona rağmen Euro Bölgesi’ne katıldı

Bulgaristan, uzun süredir hedeflediği Avrupa entegrasyonunda önemli bir eşiği aşarak 1 Ocak itibarıyla Euro Bölgesi’nin 21’inci üyesi oldu. Ancak ülkenin ortak para birimine geçişi, yıllardır süren siyasi istikrarsızlık, yolsuzluk iddiaları ve özellikle Rusya yanlısı çevrelerin yürüttüğü yoğun dezenformasyon kampanyaları nedeniyle geniş bir toplumsal tartışma ortamında gerçekleşti.

Yaklaşık beş yıldır kalıcı bir hükümet kuramayan Bulgaristan’da, Kasım ayında düzenlenen büyük protestolar sonrasında son kabinenin de dağılmasıyla ülke sekiz yıl içinde sekizinci seçime doğru ilerliyor. 2026 bütçesinin hâlâ hazırlanamamış olması, yönetim krizini daha da derinleştirirken, euroya geçiş süreci de bu belirsizlik ortamında hayata geçirildi.

ECB’den destek mesajı, toplumda derin şüphe

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Bulgaristan’ın euroya geçişini memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Euro, Avrupa’nın birlikte hareket ettiğinde neleri başarabileceğinin güçlü bir sembolüdür” dedi. Lagarde, ortak para biriminin mevcut küresel jeopolitik belirsizliklere karşı kolektif bir güç sunduğunu vurguladı.

Ancak Bulgaristan kamuoyunda tablo oldukça farklı. 2025’te yapılan iki ayrı Eurobarometer anketine göre, euroya destek yaklaşık yüzde 40 seviyesinde kalırken, karşıtların oranı yüzde 50’nin üzerine çıkıyor. Toplumsal şüpheciliğin temelinde, önceki euroya geçen ülkelerde görülen fiyat yuvarlamaları ve enflasyon artışı korkusu ile devletin bu geçişi savunacak güçlü bir iletişim kuramaması yer alıyor.

Rusya yanlısı kampanyalar ve sokak protestoları

Dezenformasyon izleme kuruluşlarına göre, euro karşıtlığı yalnızca ekonomik kaygılardan beslenmiyor. Süreç, Moskova’ya yakın siyasi aktörler ve sosyal medyada koordine edilen kampanyalar tarafından sistematik biçimde körüklendi. Aşırı sağcı Revival (Vazrazhdane) Partisi ve Rusya’ya yakın duruşuyla bilinen Cumhurbaşkanı Rumen Radev, euro konusunda referandum çağrısı yapan isimler arasında yer aldı.
Revival öncülüğünde düzenlenen protestolarda Rus bayrakları taşınırken, bazı gösteriler polisle çatışmalara sahne oldu. Sofya’daki bir eylemde, Avrupa Komisyonu’nun Bulgaristan temsilciliğine ait binanın bir bölümünün ateşe verilmek istenmesi dikkat çekti. Protestolarda öne çıkan söylemler, euroya geçişin ulusal egemenliği ve Bulgar kimliğini zayıflatacağı, kazanımın ise yalnızca siyasi elitlere ait olacağı iddiaları etrafında şekillendi.

“Kremlin’in on yıllara yayılan engelleme çabası”

Sofya merkezli Demokrasi Çalışmaları Merkezi’nden Rusya dezenformasyonu uzmanı Goran Georgiev, yaşanan süreci “Kremlin ve onun yerel uzantılarının Bulgaristan’ın önce AB ve NATO’ya, ardından Schengen ve Euro Bölgesi’ne katılımını engellemeye yönelik on yıllara yayılan bir çabası” olarak tanımladı. Georgiev’e göre, euroya geçiş bu baskılara rağmen gerçekleşti; ancak yolsuzluk, zayıf hukuk sistemi ve tamamlanamayan reformlar hâlâ ülkenin temel sorunları arasında.

Ekonomik etki sınırlı, siyasi etki büyük

Görevden ayrılan Başbakan Rosen Zhelyazkov, euroya geçişin kısa vadede zorluklar yaratabileceğini kabul ederken, uzun vadede ekonomiye olumlu katkı sağlayacağını savundu. Zhelyazkov, Kasım ayında yüzde 5,2 olarak ölçülen enflasyonun euroyla ilgisi olmadığını da vurguladı.
Ekonomistler, kısa vadede büyük bir şok beklemiyor. Zira Bulgaristan levası, 1990’lardan bu yana önce Alman Markı’na, ardından euroya sabit kurla bağlı durumda. Buna karşın Euro Bölgesi üyeliği, Bulgaristan’a ilk kez Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi’nde söz hakkı kazandırarak, para politikasında doğrudan temsil imkânı sunuyor.